Programın temel direklerinden biri kamu harcamalarının disiplin altına alınmasıdır. Bu zor olayın iki boyutunu ayırdetmekte yarar var. Bir: bütçede faiz dışı harcamalar kısılacaktı. Bunu geçen programda da yapmıştık.
İkincisi bir devrime tekabül ediyordu. Hükümetin bütçe dışında harcama yapması olanaksız hale getirildi. Halbuki 2000 yılında bile bütçe dışı harcamalar "görev zararı" şeklinde sürdürülmüştü.
İlk gerginlik kamu kesimi ücret pazarlığında yaşandı. Eskiden olsa hükümet sendikanın istediği zammı verirdi. KİT'lerin zararları artardı. Bütçeye yansıtılmadan geçiştirilirdi. Sonra bedeli kriz şeklinde ödenirdi.
Bu yöntem kullanılamadı. Hükümet işçi taleplerine karşı direnmek zorunda kaldı. Sonunda biraz taviz verdi. Fakat, böylece bundan sonra gelebilecek başka talepler için elindeki kaynak azaldı.
Aynı sorun buğday destek fiyatları için yaşanıyor. Eskiden çiftçinin istediği bir yolu bulunup karşılanırdı. Örneğin ek harcama TMO'nun ya da kamu bankalarının bilançolarında saklanırdı. Rakamlar büyüyüp kriz halinde vergi mükellefine geri dönerdi.
Şimdi bu yapılamıyor. Çiftçiye ek kaynak için mutlaka bir başka yerden kesinti yapmak gerekiyor. MHP için orta Anadolu kırsal seçmen çok önemli. DSP, memuru ve işçiyi ezdirmek istemiyor. Kaynak nereden gelecek?
Hükümetin bütçe dışı harcama olanaklarının kaldırılması ekonominin en basit gerçeklerinden birini nihayet ortaya çıkartıyor. Herkese kaynak dağıtmak mümkün değildir. Birinden almadan başkasına veremezsiniz. Gerginliklerin kısa dönemde ve kolayca çözülebileceği kanısında değiliz. Biri bitince yenisi çıkacaktır. Hem hükümetin hem de seçmenin bu yeni duruma alışması kolay olmayacaktır.
Benzer bir olay kur ve faiz için yaşanıyor. Türkiye son yedi yılını yüksek reel faiz ödeyip kuru istikrarlı tutarak geçirdi. Özellikle bankacılık kesimi bu politikadan çok yararlandı. Dövizle borçlanıp TL ile borç verdi. Ama yüksek faizler sonunda ekonomiyi çökertti. Bankaları da mahvetti.
Dalgalı kur rejimi bu süreci ters yüz ediyor. Artık kur riski var. Ülkeye "sıcak para" getirerek gene yüksek kâr elde etmek mümkün. Ama kur riskini almak gerekiyor. Pekala büyük zararlar da yazılabilir.
İzliyorsunuz. Tekrar kurda istikrar talepleri seslendiriliyor. Gene "yüksek faiz-yönetilen kur" modeline geri dönülmesi arzu ediliyor. Hatta Merkez Bankası'nın bile buna göz kırptığı anlamına gelebilecek işaretler geliyor.
Bizce eski para politikasına geri dönüş ihtimali yoktur. Ama bir süre böyle çalkantılı gideceği anlaşılmaktadır. Bunlar geçiş dönemi sancılarıdır. Gidilecek yer ise bellidir. TL faizleri düşecek, kur özgürce dalgalanacaktır.