kapat
27.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
SEDAT SERTOĞLU(ssertoglu@sabah.com.tr )

Hadi İstanbul

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e, İstanbul'un, Boğaz'dan geçecek tanker trafiğinin artması nedeniyle karşılaşabileceği felaketleri anlatıp yardım istediğimiz yazımıza, çok sayıda okurumuzdan destek mesajları geldi.

Bazıları "Ne yapabiliriz?" diye sordu..

Onlara, "Cumhurbaşkanı'na mesaj çekin. Olmuyorsa, o zaman sivil toplum örgütü olarak gidin ve Çankaya'ya kamp kurun. Şimdiye kadar bu konuya duyarsız kalan, ama seçim zamanı karşınıza çıkacak olan bütün İstanbul milletvekillerini de mesaj yağmuruna tutun" dedim..

Bu arada, Denizcilikten sorumlu Devlet Bakanımız ile konuştum.. Konuştuklarımız yazılmamak kaydı ile yapıldı. Ancak şu kadarını söyleyebilirim ki, Bakan konuya duyarlı.. Bu konu ile ilgilenen sivil toplum örgütleri Bakan'ı arayabilirler.. Onları bekliyor..

Bu arada, bir başka tartışma ortaya çıktı. O da şu:

"Cumhurbaşkanı hükümeti temsil etmiyor. Ama devleti temsil ediyor. Onun çıkıp bu kimliği ile halkın yanında olması devleti bağlar" şeklinde mesajlar da aldık..

Biz diyoruz ki, "Hayır bağlamaz. Çünkü, Cumhurbaşkanı Sezer icranın başı değildir. O, İstanbul'u seven bir Cumhurbaşkanı kimliği taşımaktadır.. Bu nedenle rahatlıkla çıkıp, bu konuda görüşlerini söyleyebilir.."

Bir düşünün; 1 milyon İstanbullu o gün Boğaz'da buluşuyor ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de aralarında..

Eğer iyi organize olabilirsek, dünya TV'leri ve yazılı medyası, bu görkemli ve haklı protestomuzu kendi halklarının dikkatine mutlaka getirir.. Dünyayı sallarız böyle bir organizasyon ile..

Sivil toplum örgütlerine duyuracağımız bir başka iyi haber de şu:

"Sivil toplum örgütleri, artık Kazak petrolünü getirecek olan tankerlerin, İstanbul Boğazı'ndan geçiş saatlerini ıskalamayacak. Bu konuda ilgililer bize söz verdi.."

Artık iş bize düşüyor..

Kıbrıs olayı
Bakın, KKTC'de, Ankara'nın haberi, bilgisi, desteği ve planlaması olmadan hiçbir şey olmaz.. Bizim Lefkoşe büyükelçiliği, burayı yönetir.. Onlar da talimatlarını Ankara'dan alırlar.. Bunu da orada yaşayanlar dahil, herkes bilir.. Ama devlet söylemi bunun tam tersidir..

Türkiye, kendi içindeki bütün hastalıkları, geçen 25 yıl içinde KKTC'ye taşıdığı için, orada olanlar bizi hiç şaşırtmıyor..

Türkiye, daha KKTC ürünlerinin satın alınmasında doğru dürüst organize olamamış, adaya doğru dürüst uçak kaldıramamış ve bu yüzden de turizmini ayağa kaldıramamış, 25 yıldır buraya su bile götürememiş bir ağabey konumundadır..

Ankara'nın Kıbrıs politikası iflas noktasındadır.. Halbuki bir dönem, Lefkoşe Havaalanı ve Maraş'ın ortak kullanıma açılmasında çok önemli mesafeler alınmıştı.. Türkiye, ne kadar toprağı Rumlara bırakacağını bile açıkça deklare etmişti..

Bunun karşılığında, KKTC'ye ambargo kalkacaktı.. Ulaşım ve ticaret diye bir sorun kalmayacaktı.. Rumların tek taraflı olarak AB'ye girmesi söz konusu olmayacaktı.. Türkiye, bugünkü konumundan çıkıp, adada, barışa katkıda bulunan ülke, konumuna girecekti..

Ve bütün bunlar Güven Artırıcı Önlemler Paketi içinde ele alınmıştı.. Üstelik 1994 yılında. Yani, sadece 7 yıl önce.. Bakın 7 yıl önce hangi noktaya gelinmişti, bugün hangi noktadayız?

Şimdi bir de Ulusal Halk Harekatı çıktı.. Bunlar, görüşmeler olmasın ki, Türkiye'ye KKTC'yi ilhak edelim diye düşünenler

Beyler, 1937 yılında ve Tayfur Sökmen döneminde değiliz.. 2001 yılındayız beyler 2001...

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır