kapat
27.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

"Canın yanınca elimi sık.."

Çocukken düştüğünüzü ve canınızın yandığını anımsıyor musunuz? Ya annenizin acınızı hafifletmek için yaptıklarını..

Annem Grace Rose beni hemen kucaklar, yatağına götürüp oturtur ve "acıyan" yerimi öperdi. Sonra da yatakta yanıma oturur, elimi ellerinin arasına alır ve "Canın yanınca elimi sık, o zaman sana seni ne kadar çok sevdiğimi söyleyeceğim" derdi. Elini sıkardım ve her elini sıktığımda hiç durmadan "Mary, seni seviyorum" derdi. Bazen de canım yanmış gibi numara yapar ve bu ayine dönüşen olayı bir daha yaşamak isterdim.

Otuzlarımın sonlarına yaklaşırken, babam beni aradı. Sesi her zaman sertti ve her söylediğini kesin ve net bir biçimde dile getirirdi, ama bu kez sesi titriyordu:

"Mary, annenin bir sorunu var ve ne yapacağımı bilmiyorum. Lütfen acele gel."

Annemle babamın evleri evimden arabayla yaklaşık 10 dakika uzaklıktaydı, ama yol bir türlü bitmek bilmedi. Eve vardığımda, annem yatağında yatıyor, babamsa mutfakta bir aşağı, bir yukarı dolanıyordu. Annemin gözleri kapalıydı, elleri ise karnının üzerindeydi. Mümkün olduğunca sakin olmaya çalışarak anneme seslendim:

-Anneciğim ben geldim.

-Mary?

-Evet, anneciğim.

-Mary, sen misin?

-Evet, anne

Bir sonraki soruya hazırlıklı değildim ve annem bu soruyu sorduğunda dondum kaldım, ne yanıt vereceğimi bilmiyordum.

-Mary, ben ölüyor muyum?

Gözyaşlarımı kontrol etmeye çalıştım ve çaresizlik içinde anneme baktım. Anneme ne yanıt vereceğimi düşünürken, aklımdan şöyle bir sorun geçti. Bu durumda annem ne derdi?

Bana milyonlarca yıl gibi gelen bir anlık duraklamadan sonra, ağzımdan şu sözler döküldü.

-Anneciğim, ölecek misin bilmiyorum, ama bunu istiyorsan, önemli değil, seni çok sevdiğimi unutma.

O sırada bir çığlık attı.

-Mary, çok canım yanıyor.

Yine ne söyleyeceğimi bilemedim. Yatağın kenarına iliştim, elini tuttum ve bu kez ağzımdan şu sözler döküldü,

-Anneciğim, canın yandığı zaman elimi sık, o zaman sana seni ne kadar çok sevdiğimi söyleyeyim.

Elimi sıktı.

-Anneciğim seni çok seviyorum!..

Annem yumurtalık kanserinden ölünceye kadar iki yıl boyunca elimi çok sıktı ve ona her seferinde onu ne kadar çok sevdiğimi söyledim. O hiç istenmeyen gerçeğin, ne zaman kapımıza gelip dayanacağını bilemeyiz, ama her kiminle birlikte olursam olayım, annemin o güzelim ayinini yinelemeye hazırım.

"Canın yanınca, elimi sık. O zaman sana seni ne kadar çok sevdiğimi söyleyeceğim."

***
Mary Marcdante'nin bu yaşanmış öyküsünü Nadire Ök bana Anneler günü için yollamıştı. O gün sığmadı.. Ama öykü hergün okunacak kadar güzeldi.. Sırası bugün geldi. Teşekkürler, Nadire..

Hakan&Utku'dan tatil keyfi

Show Yapma ana haber bülteni
Nilüfer'den büyük olmasın, büyük haber merkezinin hazırladığı ve Türkiye'nin en çok beğenilen en çok sevilen sanatçısı Nilüfer'le aşk yaşayan Reha Muhtar'ın sunduğu haber bültenine hoşgeldiniz efendim.

Sayın seyirciler, bu sabah benzine yine zam yapıldı. Buna göre artık Nilüfer'in arabasının deposu yüzde 10 daha pahalıya doluyor. Türkiye'de sanatçıya verilen önem bu işte. Ayıptır kardeşim! Ben de bu hükümeti düşürmezsem bana da Aşık Reha demesinler.

Sayın Seyirciler, Sultans Of the Dance'in dün geceki gösterisi, Hıncal Uluç'un gelmemesi, dansçıların "Hıncal Abi'nin başına mutlak bi şey geldi" şeklinde telaşlanmaları üzerine yapılamadı. İyi olmuş. Ben zaten bu gösteriye başından beri karşıyım. Bana bakın maydonoz musunuz, soğan mısınız nesiniz, dansın sultanı Nilüfer'dir anlaşıldı mı? Bir ChaĞCha yapar parmaklarınızı yersiniz. İnanmazsınız sağ el işaret parmağımdaki şu bandaja bakın.

Nilüfer kadar olmasa da gene de sevgili seyirciler, savcı Talat Şalk'la polemiğe giren ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz "Yine bana esmer günler, haram geceler" dedi. Yılmaz'ı şov yapmakla suçlayan Şalk ise "Şov yapma şov yapma, farketmez anladık seni" şeklinde açıklamada bulundu. Buradan MÜYAP'ı göreve çağırıyorum. Telif ücreti ödemeden Nilüfer'in şarkılarını kullanıyorlar sizin ruhunuz duymuyor. Valla abidik gubidik tüm adamlarımı üstünüze salarım, kızdırmayın beni.

Sayın Seyirciler Muğla'nın Milas ilçesinde Cevahir Bumbar adlı vatandaş Nilüfer çiçeğini kaynatarak kanserli hastaları iyileştiriyor. Aferim Cevahir Bumbar. Türkiye seninle gurur duyuyor Nilüfer. Bir bardak iyi gelir Ayrıyeten aganigi nagainigi.

Neredeyse Nilüfer kadar sayın seyirciler şimdi hayvanlar alemi. Tokat'ta bir muhabbet kuşu Nilüfer'in bütün şarkılarını ezbere okuyabiliyor. Nilüfer için yaptığı besteleri de bulunan Nilüfer hayranı muhabbet kuşu Cimcime, Nilüfer diyor da başka bir şey demiyor. İşte gerçek muhabbet kuşu böyle olur.

Sayın Nilüferler aman seyirciler, Hayrabolu'da Nilüfer dinlememiş bir köylü bulundu. Bana bak Hayrabolulu musun, İnebolulu musun nesin, yarın velinle beraber seni programa bekliyorum. Nilüfer'in şarkılarından sözlü yapıcam. Sıkıyorsa birini de bileme bakalım.

Efendim biliyorsunuz Nilüfer Hanım'la düzeyli bir beraberlik yaşıyoruz.. Ama gördüğünüz gibi bunu işime yansıtmamaya çalışıyorum. Acı var mı diye soracak olursanız, acı yok zevk var efendim zevk var. Bu haftaki 'Ateş Bacayı sardı Hattı'nda "Aşk ve Nilüfer" konusunu işleyeceğiz sakın kaçırmayın. "Dünya dönüyor sen ne dersen de" diyen Galile'nin anısı önünde saygıyla eğilerek bu geceki bültenimizi kapatıyorum efendim. Nilüşcüğüm, bülten bitti, biraz daha işim var. Sen yat istersen. İyi geceler Nilüfer her nerde uyuyor ve uyutuluyorsan.. Bu arada bir son dakika gelişmesi ulaştı elime. Panama bandıralı kuru yük taşıyan bir şilep Boğaz'daki bir yalıya çarpmış. Bi dakika ya, hangi yalıymış bu? Benim yalı olmasın sakın? Nilüfer içerdeydi.. Tutmayın beniiii..

hakanutku@hotmail.com

BİZİM DUVAR
M. Ali Erbil ile Nefise Karatay çırılçıplak poz verdiler. Malum hikaye şimdi yaşansa çocuğun tepkisi farklı olurdu.

"Aa kral giyinik!"

Hakan&Utku

TEBESSÜM
Adamcağız her gece yatağını ıslatır hale gelmiş. Yatmadan evvel çişini yapıyor, ama gece yine yatağı ıslatıyor. Canına tak edince soluğu ruh doktorunda alıyor.

Doktor hastasının uzanıp rahat etmesini sağlıyor ve başlıyor;

-Şimdi anlatın bakalım. Her gece yatağınızı nasıl ıslatıyorsunuz?

-Valla doktorcuğum, önce çişimi yapıyorum ve yatağa yatıp uyuyorum.

-Ee..

-Uyuduktan bir süre sonra rüya görmeye başlıyorum.

-Nasıl bir rüya bu?

-Yeşil, küçücük bir adam geliyor ve bana "Çişini yaptın mı?" diye soruyor. Ben "Hayır yapmadım" diyorum. "Hadi bakalım öyleyse şimdi yap" diyor, ben de anında yapıyorum.

-Hımmm. Tamam anlaşıldı. Şimdi eve gidince bu gece yine çişinizi yapıp yatın. O yeşil küçük adam gelip size "Çişini yaptın mı?" diye sorarsa siz de "Evet! Yaptım!" diye yanıtlayın.

Adam mutlu evine gidiyor. Yatma vakti gelince çişini yapıp yatağa yatıyor. Az sonra rüya başlıyor ve yeşil küçük adam gelip soruyor..

-Çişini yaptın mı bakalım?

-Evet! Yaptım!

-Ya büyüğünü?

-Hayır, yapmadım.

-O zaman şimdi yap..

SEVDİĞİM LAFLAR
Zamanlama.. Esas olan zamanlama.. Tam zamanında doğruyu yap, sonsuza dek yaşayacak bir performans gerçekleştirmiş olursun..

Johann Kaspar Lavater (1741-1801)

EĞER
..hayatınızı belli bir yaştan itibaren tamamen aynen yaşama fırsatı size verilseydi, hangi yıldan başlardınız?.

..yepyeni bir hayata başlama fırsatınız olsaydı, hangi yaşınıza dönerdiniz?.

..dünya üzerindeki sanatlardan birini, hiç varolmamış gibi tüm izleri ile yok etme gücünüz olsaydı, hangisini seçerdiniz?..

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır