kapat
27.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )

Derviş üstüne, cennet-cehennem fıkraları

Biten 20. Yüzyıl içinde, Türkiye'nin sinsi talanlar ve iri yalanlarla, dünyada en kötü yönetilmiş ülkelerden biri olduğu; Dünya Bankası istatistiklerinde büsbütün ortaya çıktıkça ve "yaşam kalitesi" açısından Yunanistan'ın bile 65 basamak altında kaldığı anlaşıldıkça; bir takım yeni fıkralar da, ağızdan ağıza dolaşmaya başlıyor...

İşte "cennet vatanımız" edebiyatıyla ilgili bir fıkra:

Cehheneme giden bir Yunanlı, cennete gitmiş olan dostu Kemal Derviş'e telefon açmış:

- Burada durum çok da fena değil, demiş. Günde iki-üç saat çalışıyoruz, ateşleri yakmak için; zamanın gerisi sakin geçiyor. Sizin cennette durum nasıl?

Cennetteki Kemal Derviş:

- Hiç sorma, demiş; çalışmaktan iflahım kesiliyor. Sabahın saat altısında kalkıyorum, ancak gece yarısından sonra yatabiliyorum. Artık dayanacak halim falan kalmadı.

- Yapma yahu... Tersine mi döndü cennetle cehennem; nasıl oluyor bu?

Derviş:

- Sıkıntı kadro yokluğundan kaynaklanıyor, demiş. Çok yalnızım burada. Kimsenin geldiği yok bizim cennete. Onun için koskoca cennette tek başına çalışıyorum, ne yapacaksın...

Kemal Derviş, cehennemin bekçiliğine atanmış. Cennetin bekçiliğine atanan Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, Derviş'i görmeye gelmiş cehennemde. Bir de bakmış ki, sinsi talaları, iri yalanları ve faili meçhul cinayetleriyle ünlü bir siyasetçi; bir elinde bir viski şişesi, kollarının arasında çırılçıplak bir genç kız, keyfediyor...

Gökalp:

- Bu da ne böyle Sayın Derviş, demiş. Bula bula bulduğunuz ceza bu mu; gizli katil, sinsi talancı ve açık yalancı siyasetçilere?

Derviş:

- Görünüşe aldanmayın, demiş. Viski şişesinin dibinde bir delik var ve genç kızınkinde yok...

Süleyman Bey'i öteki dünyada Kemal Derviş karşılamış: - Lütfen biraz bekleyin, demiş. Size hem cenneti, hem cehennemi göstereceğim. Hangisini yeğlerseniz, oraya girersiniz.

Ve önce Süleyman Bey'i, yüzlerce meleğin flütler çaldığı ve binlerce insanın can sıkıntısından esneyerek, umutsuzca dolaştığı, yemyeşil bir çimenliğe götürmüş.

- Burası cennet, demiş. Şimdi de cehennemi göstereyim size..

Bu kez Derviş'le Süleyman Bey, herkesin çılgınlar gibi eğlendiği, uçsuz bucaksız bir gece kulübüne gelmişler. Kadınlar da, erkekler de; zevkten kendilerinden geçmiş, kıvrıla büküle, zıplaya hoplaya dans ediyorlarmış.

Derviş:

- İşte, demiş, burası da cehennem... Hangisine girmeyi yeğliyorsunuz?

Süleyman Bey:

- Ben zaten, demiş, dünyadayken cennette yaşadım. Binaenaleyh, şimdi de biraz cehennemde yaşayayım. Cehennemi tercihimin va mı başka bir izahı? Binaenaleyh seçtiysem ben seçiyorum...

Derviş:

- Pekala, demiş. Siz kendiniz istediniz...

Ve hemen dillerini çıkaran iki zebanı fırlamış bulutlardan; Süleyman Bey'i tuttukları gibi, fokur fokur kaynayan bir katran kazanının içine daldırmışlar.

Süleyman Bey, bağırmaya başlamış:

- Sayın Kemal Derviş, bana yalan söylediniz. Demincek gösterdiğiniz cehennem, böyle değildi...

Sırtını dönmüş gitmekte olan Derviş, başını çevirmiş:

- O demincek gördüğünüz, sadece siyasal bir propagandaydı, demiş. "Kalkınan Türkiye" reklamından kopyalamıştık...

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır