Derviş'e bir uyarı
Halk yıllardır, denize düşen biçarenin yılana sarıldığı bir rolü, siyaset adına bağrına taş basarak oynuyor.
Yeni iktidarları, iş başındaki kötü iktidarlardan halkın kurtulma duygusu yaratıyor.
O nedenle de yağmurdan kaçarken doluya tutuluyoruz. Halk bu kaderden bıktı.
Derviş'in yarattığı umudu öncelikle kendisinin iyi tahlil etmesi gerekiyor.
Toplum onda yalnız yeni tip bir lider keşfetmedi, siyasette sürekli kazık yediği alış-veriş yönteminin değişeceği umudunu da gördüğü için heyecanlandı.
Mevcut liderler hep, iş başındaki kötülerden kurtulma telâşı ile açılan karşılıksız kredilerle siyasete doğdular.
Oysa şimdi, birikimi ve dünyadaki itibarı ile ülkeyi ekonomik krizden kurtaracağına inanılan biri, hem de iktidar tarafından yardıma çağırılmıştır.
Demek ki artık umutlarımız, karşılığı olmayan hayallerin pamuk ipliğine bağlanmaktan kurtulacak, başarı şartına dayalı bir teminata kavuşacaktır.
Hayal satanlara değil, başarı gösterenlere yatırım yapacağız..
Önce ekonomi
Türkiye'ye lâzım olan asıl siyasi reform işte budur.
Kemal Derviş tarihi bir misyon üstlenme azmi taşıyorsa, başarılı sınav verme şartını önce kendine uygulamak zorunda.
O zaman... Birinci işi ekonomiyi düzeltmektir, siyaseti değil..
Siyasi yapı zaten milletin gönlünde tasfiye edildi. Ama ekonomiyi düze çıkarma görevini başarı ile sonuçlandırmadan yeni siyasi yapıyı Derviş tayin edemez.
Asıl görevini başarırsa bu hakkı kazanır.
Dün Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin genel kuruluna Kemal Derviş'in gitmediğini duyduğum zaman çok şaşırdım.
"Ekonominin kaptanı" denilen bakan, üretimin tüm kesimlerini temsil eden en büyük örgütün toplantısına gitmez mi?
Hiç bir sebep bu tavrı açıklayamaz.
Cesaret ve umut kırıcı bir gaftır!
Yanlışı düzeltsin
Üreten insanlarla buluşmak için Gaziantep'e giden Derviş, bütün Türkiye ayağına gelmişken bu fırsatı niçin heba etti?
Orada can havliyle bağıracağından korktuğu esnafın, tüccarın, sanayicinin, çiftçinin eleştirilerini duymamak için mi?
Oysa asıl onları dinlemek zorundadır.
Çünkü siyasi yapıyı değiştirmenin şartı olan ekonomik başarı, oradaki insanları dinlemekten, sorunlarını öğrenmekten, onların fedakârlıklarını takdir edip dayanma güçlerini desteklemekten geçiyor.
Eleştiriye tahammülsüzlük, Derviş'e atfedilen değerlerle uzlaşmıyor.
Derviş, kaçırdığı bu büyük fırsatı telâfi etmenin yolunu mutlaka arayıp bulmalıdır.
İlk tedbir de kendisine "sakın gitme" aklını veren siyasi danışmanlarını hemen değiştirmek olmalı.
Çünkü onlar, Türkiye'nin kurtulmak istediği zihniyetin temsilcileridir.
Derviş onlara uyarsa kendine de, uyandırdığı umutlara da yazık eder!