|
|
 |
| |
|
Ekonomi kimyanızı bozmasın!
Ekonomik terimler, doktor reçetesi gibi oldu. Haberleri, yorumları anlamak için artık 'decoder' yani şifre çözücü kullanmak gerekiyor
Net iç varlıklardan, borç takasından içinize fenalık gelmiş olabilir. Bu sık kullanılan terimlerin 'Türkçesini' yazıp, yükünüzü hafifletelim dedik
Bir tane çift taraflı kotasyon verir misiniz?
* O/N (veya overnight): Ovırnayt diye okunur. Gecelik anlamına gelir. (Akşam yatarken giydiğimiz değil tabii ki.) Bir günlük vade demektir. İngilizce'den ekonomi sözlüğümüze geçen bu kelimeyi genellikle repo veya günlük mevduat yaparken kullanıyoruz.
* Kotasyon, bid, offer, spread: Bu dört terim de fiyatla ilgili. Kotasyon, örneğin dolar için verilen alış veya satış "fiyatı" demek. "Çift taraflı kotasyon" denildiğinde banka hem alış, hem de satış fiyatı veriyor demektir. Bid, offer yine İngilizce'den tercüme. Bid, alış; offer, satış demek. (Türkçe karşılıkları çok yaygın. Ama nedense arada bir İngilizcesi tercih edilir!) Spread ise iki fiyat arasındaki açıklık, marj anlamında. Düzgün bir piyasada bu farkın dar olması beklenir.
Adeta Çince gibi: "Artı rezerv"
* Piyasa 3 katrilyon artı rezervle açıldı!: Bu tanım, açıklandığı sabah itibariyle piyasadaki para durumunu gösteriyor. Merkez Bankası bankacılık sistemindeki tüm nakit giriş çıkışları hesaplayıp, sabah saat 10:00'da açıklar. Örneğin bankalar bir gün önce Merkez Bankası'na borç vermişse, o gün para geri döndüğü için "artı" hanesine yazılır. Vergi ödemesi varsa, eksi yazılır... "3 katrilyon artı rezerv", piyasanın o sabah itibariyle fazla parası olduğunu gösteriyor. Ama Merkez Bankası bu parayı çekebilir!
Dolarları bir depoya mı kapatmışlar yoksa!
* Dolar depo: "Merkez Bankası dolar depo faizini yüzde 30'a indirdi" deyince ne anlarsınız? Doğru cevap, "Bankalara borç verdiği doların faizini yüzde 30'a indirdi" olmalı. Depo burada İngilizce "deposit" sözcüğünün kısaltılmış hali, yani "mevduat" anlamında.
Şimdi yeni modamız "Borç takası"
* Borç takası: Son günlerin en çok kullanılan terimi. Borç swap'ı da deniyor. (Swap değiş tokuş anlamına geliyor.) Borç takası, bankaların elinde bulunan vadesi yaklaşan TL cinsi tahvillerin, vadesi dolmadan uzun vadeli dolar cinsi tahvillerle değiştirilmesi işlemine deniliyor. Bu işlem tamamen gönüllü olacak. Bireysel yatırımcıları ilgilendirmiyor. Bu işlemle Hazine kısa vadeye yığılan iç borç geri ödemelerini hafifletmiş olacak. Bankalar da döviz cinsi bir varlık satın alacakları için döviz açıklarını kapatacak.
* İtfa: Bu sözcüğü Hazine'nin sattığı bono veya tahvillerin vadesinde yapacağı ödeme anlamında kullanıyoruz. Örneğin Hazine, 21 Mart'ta 'Derviş bono' olarak tanınan, 98 gün vadeli bono sattı. Bu bonoların itfa tarihi, yani Hazine'nin bu borcu geri ödeme tarihi 27 Haziran 2001.
Türkçesi olmayan bir sözcük: Overweight!
* Emerging market: Market; pazar, piyasa demek. Emerging ise yükselen anlamına geliyor. Dünyada ABD, Fransa gibi gelişmiş ülkeler var. Bir de Türkiye, Arjantin gibi gelişmekte olan ülkeler yani emerging market ligi bulunuyor. Yabancılar genelde bu lig için belli bir miktar para ayırır ve bunu ülkeler arasında dağıtır. Bir ülke için notun nötrden, overweight'e çıkarılması, "Bu ülkenin hisse senedi veya tahvilinin porföyünüzdeki ağırlığını artırın" anlamına gelir. Bir de "underweight" var. Bu da "sat" tavsiyesidir.
Şu "net iç varlıklar" dedikleri!
* Açık piyasa işlemleri: Kısaca APİ diye de belirtiliyor. Bu işlemler, Merkez Bankası'nın para kontrolünü sağlamak için kullandığı araçlardan biridir. Örneğin Merkez Bankası piyasada istediğinin üzerinde para miktarı olduğunu belirlerse, faiz fazla düşmesin diye APİ ile bunu geri çeker. (Bkz. Sterilizasyon.) Merkez Bankası APİ ile para verip, faizin fazla yükselmemesini de sağlayabilir.
* Net iç varlıklar: Son zamanlarda en çok bu terimi duydunuz değil mi? Kısaca NİV de deniyor. Net iç varlıklar, "Merkez Bankası'nın Hazine ve bankalarla olan alacak ve borç ilişkisinin sonucunda ortaya çıkan bakiye" demek. Diyelim bugün NİV bakiyesi sıfır. Eğer Merkez Bankası hiç bir kaynağa dayanmadan, kendi bünyesinden (yani matbaa makinesinden) bankalara 2 katrilyon lira borç verirse veya Hazine'nin tahvillerini satın alırsa (kamuya açılan kredi) o zaman NİV, 2 katrilyon lira olur. NİV piyasadaki para kontrolü için gereklidir.
Piyasadaki para nasıl sterilize edilir?
* Parayı sterilize etmek: Bundan, banknotların üzerindeki mikropların temizlenmesi gibi bir anlam çıkarmaya çalışmayın! Sterilizasyon, Merkez Bankası'nın piyasadaki fazla gördüğü parayı çekmesi anlamında kullanılıyor. Örneğin Şubat krizinden sonra net iç varlıklar aldı başını yürüdü. Geçen yıl eksi 2 katrilyon civarındaydı, artı 7 katrilyona kadar çıktı. Yani Merkez Bankası bir kanaldan piyasaya eskiden olduğundan 9 katrilyon daha fazla borç veriyor da diyebiliriz. Ama bu para piyasada kalmıyor. Bu fazlalık APİ işlemleri ve döviz satışıyla sterilize ediliyor.
* Para tabanı: Piyasadaki kullanılabilir para miktarını gösteriyor. Merkez Bankası para basıp piyasaya bir taraftan para verebilir, ama APİ ile bunu geri çekip, parayı sterilize eder. Bu durumda fazla para piyasada kalmaz. İşte piyasada kalan para tutarına "para tabanı" diyoruz. Bu taban, Merkez Bankası'nın hedeflenen enflasyonun tutması için kullandığı büyüklüklerden biri.
|
|
 |
|