kapat
26.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
OKAY GÖNENSİN(ogonensin@sabah.com.tr )

Hassas akım

Her türlü yolsuzluk meselesi, her zaman kamuoyunda büyük ilgi kaynağıdır. Doğal eğilim hemen "inanmak" yönünde olmuştur. Bu da başka bir "hassasiyet"in kaynağı olmak zorundadır.

Yakın bir örnek İtalya'daki son seçimlerdir. Berlusconi, radikal sağın iki partisiyle güç birliği yaparak tahmin edilmeyen bir ağırlıkla hem Meclis hem de Senato'da çoğunluğu almıştır. Berlusconi'nin dayandığı medya gücü ve akıllı propaganda yöntemlerinin ardında bir başka önemli unsur ibrenin dönmesini sağlamıştır. Bu da üç yıla yakın bir süredir İtalya'yı yöneten sol koalisyon partilerinin Berlusconi'ye dönük kampanyasıdır.

Birkaç aylık önceki başbakanlığının ardından iktidarı sol koalisyona bırakmak zorunda kalan Berlusconi'ye dönük kampanya çok ağır suçlamalar içeriyordu. Sol koalisyonun sözcülerinin iddiaları arasında mafya ile ilişkiler, kara para aklamak, rüşvet vermek suçlamaları oldukça boldu. İddialar ağırdı, çoktu. İtalyanlar Berlusconi'nin bütün bu suçları işlemiş olduğuna inanmıştı. Ama yıllar geçti, hiçbir iddia yargı önünde kanıtlanamadı. Sonuçta Berlusconi halkın önüne çıktı ve sordu: "Bu kadar süre iktidarda olanların söyledikleri bir şey doğru olsaydı, bugüne kadar bunu kanıtlayıp beni hapse göndermezler miydi?"

Tasfiye mi temizlik mi?
Berlusconi'nin suçluluğuna inananlar da, sol partileri beceriksizlikle suçladılar.

Adalet mekanizması gerektiği gibi çalıştırılamayınca suçlamalar daha büyük bir aklamaya dönüştü ve Berlusconi tekrar başbakan oldu.

1994-1995 yıllarında Türkiye en ağır yolsuzluk iddialarına sahne oldu.

ANAP ve Refah Partisi, Çiller ailesine yüklendi, DYP de Mesut Yılmaz ve çevresine. İddialar en uç noktalara kadar gitti, ağır "ayıplar" yapıldı. Sonra birden herkes durdu, birbirlerine karşı esip savuranlar sustu, ortalık "süt liman" oldu.

Bu dönemden kalan yargılardan biri de şu oldu: Bu zevatın derdi yolsuzluklarla mücadele ve temiz toplum değildir, bunlar ancak birilerini tasfiye etmek istedikleri zaman bu iddiaların üzerine giderler, karşı taraf da onların üzerine gelirse susarlar, çünkü hepsinin gizleyecek bir şeyleri vardır.

Bir gün silah dönerse
Bugün yolsuzluk meselesi, yine kamuoyunun en hassas olduğu meselelerden biri, belki de birincisidir. Yolsuzluklarla "gerçek" mücadele olmayan "kötü" örnekler, herkesin gözü önündedir. Hiçbir ciddi iddianın üstünün örtülmesinin hoşgörüyle karşılanması söz konusu olamaz. Ancak "gerçek" mücadele ve "gerçek" bir temizlik için de hem abartıdan hem de "medyatik" gösteriden kaçınılması şarttır.

Beyaz Enerji soruşturmasından itibaren Enerji Bakanlığı'nın bir tür "tam teftiş" altına alındığı anlaşılmaktadır. Son olarak "Mavi Akım" projesiyle ilgili soruşturma da başlatılmıştır.

Bir kamu kuruluşunu jandarmanın basması ve binlerce belge götürmesi "olağan" bir durum değildir ve olağan karşılanmamalıdır. Bu "olağandışı"lık da yönetim "boşluğu"nun doğrudan bir sonucudur.

Yolsuzluklarla mücadele meselesi bir "siyasi silah" olarak kullanılmış, gerçek mücadele yapılmamıştır. Bu silah da şimdi geriye dönmüştür.

Ama iki yanlıştan bir doğru çıkmaz. Yolsuzluklarla mücadele "gerçek" bir mücadele olarak hukuki mecrası içine çekilmezse, "silah"ın döndüğü taraf her zaman değişebilir ve yolsuzluklarla mücadele de bir başka bahara kalır.

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır