kapat
26.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )

Halka güvenmeli mi?

Geçenlerde TESEV'in yaptığı kamuoyu araştırmasına değinmiş ve "Acaba halk halka güveniyor mu?" diye sormuştum.

Gelen yanıtlardan anladım ki halk halka hiç güvenmiyor.

Cumhurbaşkanı'nın ve ordunun yüksek itibarından başlayarak derece derece gerileyen; siyasetçiye, medyaya, işadamına güvensizlik oranları, halka gelince büsbütün çığrından çıkıyordu.

İyi ama kendisine güven duymayan bir halk nasıl bir demokrasi oluşturacak ve daha da önemlisi, yeni dönemde nasıl liderler seçecekti?

Bana gelen cevapların, belli bir gazete okuru kitlesinin eğilimleri olduğunu varsaysak bile, halkın halka güvenmediği apaçık ortada.

***
Kanımca, güvensizliğin altında bu toplumun "temel değerleri"ni süratli bir biçimde yitirmesi yatıyor.

Toplumun ruhunda tahribat var.

Ekonomideki tahribatı belki giderebilir ve dünyanın vereceği 19 milyar dolarla delikleri tıkayabilirsiniz ama toplumun ruhundaki yıkılışı kolayca gidermek mümkün değil.

Kaybolan değerlerimizi ne IMF yerine koyabilir, ne Dünya Bankası ne Birleşmiş Milletler...

Yüzlerce yıl içinde oluşmuş değerlerini, hızlı bir erozyonla kaybeden Türkiye daha büyük krizlere gebe demektir.

***
Değerli dostum Profesör Orhan Güvenen'le bu konuda çok konuşuyoruz.

Uluslararası bilim adamı ününe sahip olan bu önemli beyin; DİE Başkanlığı da yapmış bir matematikçi olmanın karinesiyle, Türkiye'de yaklaşık 50 milyon "kültür lümpeni" olduğu görüşünde.

Toprağından, alışkanlıklarından ve ahlaki değerlerinden kopmuş, bilinmez bir yöne doğru sürüklenmekte olan bu nihilist kitle; yazının başında sözünü ettiğim güvensizliğin başlıca sebebi.

Eğer bir toplumun müzik zevki bozulduysa, ahlaki alışkanlıkları değiştiyse, eğriyi doğrudan, çirkini güzelden, kaliteliyi kalitesizden ayıramaz hale geldiyse, bunun yansımaları politikada da görülür.

Ve bu lümpen kitle, eninde sonunda kendisine benzeyen bir lümpeni tepemize yönetici olarak oturtur.

***
Değerli yazar Taha Akyol da geçenlerde bu konuya değiniyor ve "İtimat Krizi" adlı yazısında şöyle diyordu:

"Birbirimize itimat etmiyoruz. Milli değerlerimiz son derece güçlü olduğu halde, neden bir itimat krizi içindeyiz?"

Bu sorunun cevabını şöyle veriyordu: "...kişilerin karşılıklı itimatla biraraya gelmelerinden oluşacak gönüllü faaliyetler bizde çok zayıf."

Akyol aynı yazıda, çok önemli bir kitaba da değiniyor: Samuel Huntington ile Lawrence E. Harrison'un editörlüğünü yaptığı kitap "Culture Matters. How Values Shapes Human Progress" adını taşıyor.

Bu başlığı şöyle çevirmek mümkün: "Kültür önemlidir! Değerler insani ilerlemeyi nasıl biçimlendiriyor."

İşte bizim sorunumuz da bu.

Türkiye'nin geleceğini, şu andaki kültürel değerlerimiz ve bunlardaki değişim biçimlendirecek.

Ve ne yazık ki en az bu sorun üzerinde duruluyor.

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır