Bu sezon hiç bitmeyecekmiş gibi geldi bana. Aylardır süregelen çile, çok şükür Denizli'de noktalandı. Bu Beşiktaş'ı izlemek gerçekten büyük ıstırab. İki pas yapamayan bir takım için, sorarım size ne yazılır?
Az da olsa UEFA şansının olduğu bir 90 dakika böylesine ruhsuz, böylesine kişiliksiz oynanır mı? Koşan, çırpınan, boğuşan sadece Ali Eren. Bir de kaleci Shorunmu'ya tek söz edemeyiz. Diğerleri sanki jübile maçına gelmişler. Bir depar atan adam, 5 dakika istirahate çekiliyor. Topun peşinde koşmak onlar için öyle bir angarya ki... Beyzadeler, Denizli'ye lütfen gelmişler. Maşallah manken gibiler. Sanki podyumdalar. Alına, salına öyle bir yürüyüşleri var ki, görülmeye değer.
Maçı izlerken bir taraftar yanıma geldi, "Abi ne yazıyorsun, boş bırak, hiçbir şey yazma bu utanmazlara" dedi. Tribündeki Beşiktaşlı kahroluyor, utanıyor. Acaba sahadakiler ne gibi duygular içerisinde.
Skora bakıp aldanmayın. Denizli, oyunu istediği gibi yönlendirdi, pas yaptı, organize atak geliştirdi, pozisyona girdi, gol attı, futbolu güzelleştirmeye çalıştı. Beşiktaş ise sadece son yarım saatte birazcık kıpırdadı.
Daum ve ekibi Pamukkale'ye geziye gelmişler. Bu arada da "Bir maç oynayalım" demişler. Beşiktaş burada tatil yaparken, Nouma da Fransa'da keyif sürüyor. Nouma akıllı. O disko senin, bu disko benim hayatını yaşıyor. Enayi mi gelip buralarda sürünsün.
Çok şükür bitti. Bir daha böyle sezonu Tanrı, Beşiktaşlılar'a yaşatmasın.