|
|
 |
| |
  
Muhtarın itibarı!
Milletvekilleri eş-dost toplantılarında liderlerini eleştiriyorlar...
- Diktatör gibi...
- Görüşümüzü söylememiz, hele "Hayır" dememiz mümkün değil...
- İşimiz el kaldırmak...
Önceki gün ziyaretime gelen iktidar partilerinden birine mensup 3 milletvekili şöyle yakınıyordu: "İnanın ki artık sıradan bir bürokrat bile telefonumuza çıkmıyor... Milletvekilinin muhtar kadar itibarı kalmadı..."
Peki sebep?
Çünkü o koltuk uğruna kişilikler satıldı... Lider karşısında el pençe divan durulup, temenna yapıldı... Zaman zaman bodyguardlığa soyunuldu... Hatta olay şaklabanlık boyutuna kadar vardı...
Sonuçta; "Aman Sayın Genel Başkanım" diyerek el ovuşturan yalakalar, eline verilen kağıdı çıkıp kürsüde okuyan salaklar peydahlandı...
*
Yürekli iseniz çıkıp da liderinize "Hayır" desenize... Cesaretiniz varsa mücadele etsenize... Eğer gücünüz yetmiyorsa istifa edip gitsenize...
Ama sizlerde nerede o yürek! Nerede ülkü, ideal, mefkure... Görüyoruz ki sizlerde hepsi hak götüre...
Eğer Meclis'le lojmanlar arasında gidip geleceğinize halkın nabzını tutup liderlerinizin yüzüne doğruları söyleyebilseydiniz... Öbür Türkiye'nin gerçeklerini iletebilseydiniz... Şırnak, Diyarbakır, Suruç, Mardin gerçeğini bilmeden Türkiye'yi Kavaklıdere'ye, Suadiye'ye, Çekirge'ye, Kordon'a, Boğaz'a endekslemeseydiniz ülke bugün içinde bulunduğu krize, açmaza düşer miydi? Düşse bile bunun faturası siyasete kesilir miydi?
*
SON SÖZ: Sizler; önceliği üreten değil tüketen, şantiye değil rantiye, hastane değil hapishane olan sistemin oyuncağı oldunuz... Eğitime, gelişime sırt çevirdiniz... Halka boşverdiniz, liderinize biat ettiniz... Sonuçta; muhtarın itibarını bile kıskanır hale geldiniz...
İSTANBUL Üniversitesi mezunları, mensupları ve öğrencileri 26 Mayıs Cumartesi günü saat 11.00'de Beyazıt'taki tarihi bahçede buluşuyor... İsteyenler aileleri ile de gidebilir...
Meydanlarımızı geri verin!
BASİRETSİZ, yeteneksiz, vizyonsuz belediye başkanları nedeniyle büyük kentlerde meydan kalmadı... Bazıları talan edildi, bazıları oy uğruna peşkeş çekildi...
Örnek mi?
Başta İzmir'deki Konak Meydanı... Bu tarihi meydan kıyısından köşesinden kırpıla kırpıla iki kişinin yanyana duramayacağı ölçüde küçültüldü... Yıllar önce ucu görünmeyen meydan sistemli bir şekilde yok edildi... Ve ne yazık ki; bugüne kadar İzmir'deki hiçbir sivil toplum örgütü, "Konak Meydanı'nı geri istiyoruz" demedi, diyemedi...
Ya İstanbul?
Binlerce yıllık bu kentte meydan kavramı silindi... Kadıköy ve Eminönü Meydanları otobüsler, minibüsler, büfeler yüzünden otogara çevrildi... Aksaray Meydanı üst geçitlerle yok edildi... Beyazıt Meydanı, meydan olmaktan çıkıp seyyar tezgahları sayesinde bedevi beldesine çevrildi.. Elde kalan Taksim Meydanı ise yayalardan çok taşıtlara hizmet verir hale getirildi...
Türkiye'deki sivil toplum örgütleri neden ülke çapında "Meydanlarımızı geri istiyoruz" kampanyası açmaz... Neden halkın yaşadığı kente sahip çıkması için ön ayak olmaz?
Böyle bir kampanyayı bu köşeden gücümün yettiği kadar desteklemeye söz veriyorum ve ilk kez ben feryat ediyorum:
"Meydanlarımızı geri verin!"
Doğru söz
Asla birilerinin umudunu kırma... Belki de sahip oldukları tek şey odur...
OLMADI BESİM TİBUKKendi muhtaç himmete!
BESİM Tibuk, dünkü SABAH Gazetesi'nde yayınlanan röportajında yakınıyor: "Kriz yüzünden site aidatını ödeyemedim.. Partinin iki dairesinin 3 aydır kirasını veremedim... Çocukların okul taksitlerini bile geciktirdim..." Olmadı Besim Bey! Sitesinin aidatını, çocuğunun okul taksidini ödemekten aciz birine "Çağ atlatmaya, refahı yaygınlaştırmaya söz verdiği" halk nasıl inansın, nasıl güvensin de oy versin? Kendi bütçesini ayarlayamayan, krizde zorda kalan birine nasıl olsun da ülkenin geleceğini emanet etsin? Karşılaştığınız insanlar şu sözü yüzünüze neden söylemesin: "Kendi muhtaç himmete bir dede, nerede kaldı gayriye himmet ede!"
Serbest kürsü
Eziyeti bitirin!
TEKİRDAĞ, Edirne, Çanakkale milletvekillerinin dikkatine; TEM'in Kınalı çıkışından Tekirdağ bölgesine uzanan 50 kilometrelik güzergahta özellikle yaz sezonunda trafik sıkışıklığı nedeniyle büyük sıkıntı yaşanıyor... Bu kısa mesafe maalesef 3-4 saat süren eziyetle geçiliyor... İçinde bulunduğumuz ekonomik sıkıntıyı da göz önünde bulundurursak; bu yolun genişletilmesiyle veya trafiğin rahat akacağı hale getirilmesiyle sağlanacak yakıt tasarrufunun memleket ekonomisinde bir gediği kapatacağını tahmin etmekteyim... CİHAT İSKENDERKAPTANOĞLU
YALOVA'DA ÇİLE BİTECEK
Vali el koydu!
ELEKTRİK-su bağlanmayan Yalova'nın Subaşı beldesindeki 3500 deprem konutu ile ilgili olarak sonunda Yalova Valisi Nihat Özgül'le konuştum... Telefonla arayan Vali Özgül, böyle bir sorundan haberi olmadığını, bu konutların Bayındırlık Bakanlığı tarafından inşa ettirildiğini belirterek, "Ancak ilgililere hemen talimat verdim... Sorun hangi noktada ise çözümlenecek; kimse merak etmesin" dedi... Bugüne kadar ilgililerin ilgisizliği yüzünden evlerine giremeyen depremzede ailelerin bilgisine...
Tuketicinin sesi
Gümüşsuyu Halı
İSTANBUL'dan Tayfun Tataroğlu, Ümraniye Gümüşsuyu Showroom'dan aldığı halının defolu olduğunu görünce geriye götürüp, değiştirilmesini istiyor.. Önce "Bu kullanılmış" deniliyor, sonra da fabrikaya gönderilmek üzere geri kabul ediliyor... Ama aradan yaklaşık 3 ay geçtiği halde ne halısı, ne de ödediği para kendisine veriliyor...
|
|
 |
|