kapat
24.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
METİN MÜNİR(mmunir@sabah.com.tr )

Ölüm bilgisiyle hayatta kalmak

Emekli Hava Kurmay Yarbay Kemal Öztürk, CASA kazalarının ardından Genelkurmay'a bir elektronik mektup yollayarak "Dumlupınar Faciası" ile ilgili olarak tarih kitaplarının yazmadığı bir olayı nakletti. Türk donanmasına ait Dumlupınar denizaltısı 4 Nisan 1953'te Çanakkale Boğazı'nda bir İsveç şilebi ile çarpıştıktan sonra battı. Geminin içinde 81 denizci vardı. O günkü teknolojiyle 92 metre derinlikteki denizaltıya ulaşmak mümkün değildi. Milli Savunma Bakanlığı, şayet dalgıç indirilebilse, denizaltının ancak iki senede çıkartılabileceğini bildirerek kurtarma çalışmalarını durdurdu. Denizciler ölüm bilgisi ile 72 saat hayatta kaldı.

Bu olayla ilgili olarak "askerlerimizin birbirlerine anlattıkları, yazmaya çekindiğimiz, ama aramızda da olsa, gerçek olduğunu kabul ettiğimiz bir öykümüz vardır," diyor Yarbay Öztürk mektubunda ve öyküyü anlatıyor:

"Dumlupınar denizaltısı denizin dibine vurduğunda, denizaltındaki subay, astsubay ve erlerimizi su üstüne çıkaramayacağımızı kendilerine itiraf etmiştik. Ölümü bekleyen denizcilerin komutanına, gerçekleri görevli açıklamış: 'Kusura bakmayın. Birşey yapamıyoruz!' demişti.

Çaresiz komutan basmış küfürü: 'Ulan şimdiye kadar neyi yaptınız da bunu beceresiniz! Hepinizin...'

Kazayı rapor eden gazeteciler denizaltı komutanının küfürlerini dinleyen denizciye sormuşlar: 'Komutan ne dedi? Ne dedi?'

Denizci: Vatan sağolsun!"

Ve devam ediyor emekli yarbay:

"Birileri ölüyor, biz arkada kalanlar, onların adına, bol keseden 'Vatan sağolsun!' diyoruz. Bütün yaptığımız şehit çocuklarımızı bir 'vatan sağolsun!'la uğurlamak. Belli ki yüreklerimiz boşalmış ve duygusuzlaşmışız. 'Kimin vatanı sağ olacak?' diye sorsanız, hain damgasını yer, oturduğumuz yerde otururuz.

38 çocuğumuzun ÖLÜM NEDENLERİ şimdi de konuşuluyor. Bakalım bu işi aydınlatmak için ne kadar harcama yapacağız? Teröristle mücadelemiz için, ABD'den Avrupa'dan aldığımız teknik yardımı, kaza araştırması için de isteyecek miyiz?

İzliyoruz."

Yarbay Öztürk izliyoruz diyor ama bir, iki köşe yazarından başka olayı izleyen kalmadı basında. Batılı bir ülkede olsaydı bir araştırmacı gazeteci ordusunun izini süreceği bu korkunç olay Dumlupınar denizaltısı gibi, 72 saatte, basının 97 kulaç derinliğindeki duyarsızlığının dibine itildi.

Emekli Yarbay Öztürk ise bana yolladığı bir mesajda olaya ilginç başka bir boyut getiriyor: Bu da ordunun bu uçak kazalarının nedenlerini çözmek için gerekli olan donanıma sahip olmadığıdır. Bu iddianın ne kadar gerçek olduğunu bilmiyorum. Ama bir hava yarbayının konuyu bilmeden iddia etmeyeceği varsayımı ile dikkatinize getiriyorum. Çünkü çok, ama çok önemli.

"CASA'lar için bir simülatör cihazı bile olmayan Silahlı Kuvvetler Kaza Kırım Araştırma Ekipleri'nin en son teknolojilere cevap verebilecek araç gereç, teçhizat ve bilgilerinin olduğunu söylemek, gerçekçi olmaz.

Bu kazanın araştırılması bence ne TAI'ye (Türk Havacılık Endüstrisi), ne de CASA'ya bırakılmalı. BAĞIMSIZ, profesyonel bir ekip bu kazayı incelesin. Bu işin uzmanlarından birisi de, ABD National Transportation Safety Board'dur (Ulusal Ulaştırma Güvenlik Kurulu). Hiç olmazsa bu sefer, bir konuyu ciddiye alalım. Zaman aşımına uğratıp, unutmayalım. Birkaç milyon doları gözden çıkarıp; asker, sivil, Amerikalı, kazayı araştıralım."

CASA şehitlerinin sevenleri şüpheli ölüm bilgisi ile ne kadar zaman hayatta kalacaklar? İnşallah sesinize kulak verilir yarbayım.

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır