kapat
24.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
HAŞMET BABAOĞLU(hbabaoglu@sabah.com.tr )

Budala!..

Sizin de başınıza gelir mi hiç?

Bir gün birdenbire durur ve hisseder misiniz ki, aslında budalasınız!

Hayatın içinden gelip geçmekte olan bir budala...

Salak değil, sersem değil... Budala!

Yani ruhunuzda "bile bile lades" sakarlığı yer etmiştir...

Hani üzerinden atlayamayacağınızı bile bile uçurumun kıyısını kendine mekân tutma hali...

Hani düşerken her an uçmaya başlayacağınıza duyduğunuz inancın naifliği...

Bu duygu ara ara gelip kapımı çalar.

Yine öyle oldu!

Şu sıralar sıkı bir budalayım...

Gerçek şu, nereye gitsem yerimi yadırgadım. Hayattan hiçbir şey istemeyince, hep öyle gider sandım...

Zaman hayatımın orta yerinden dörtnala gelip geçerken dizginlerini tutmak için çaba göstermedim. Olur sandım... Sadece rüzgârda uçuşan terli yelelerini sevdim zamanın; koşarken bükülen zarif dizlerini...

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşanan dünyaya içten içe isyan edip durdum ve her uykuya iç huzuruyla, sanki ölümden biçilmiş bir pijama giyer gibi dalmak istedim...

Üstüme vazife değildi elbette! Her şeyi açık açık bilmeden yaşamak daha iyiydi neredeyse. Ama bilmekten kendimi alıkoyamadım; yetmedi, bilgeliğin peşine düşmeye kalkıştım...

Ve işte bu yüzden yine şu günlerde kendimi budala hissediyorum; bu yüzden budalayım.

Sevdiklerimize yapılacak iyiliklerden birinin onları yabancılardan değil, asıl kendimizden korumak olduğunu fark ettim; ama sevdiklerim elbette bundan hiç hoşlanmadı.

Bütün günler aynı olsun istedim, asıl törensel hazların sadece tekrarlarda bulunduğunu bilecek kadar ayıktım, oysa günler takvim yapraklarında benzeşiyorlardı sadece... Ve herkes benim sarhoşluğumu istiyordu!

Niye budalayım?

Çünkü ben hep sevmenin ağırlığına inandım, oysa herkes "sevilme" terazisinde tartıyordu kendi ağırlığını...

Çünkü özgürlüklerimizin beni heyecanlandırmasına kapılıp gittim hep, oysa hayatımız mecburiyetlerimizden oluşuyor.

Çünkü bana ne zaman "sen" dense, orada gerçekten "benim" bulunduğumu ve "benim" çağrıldığımı sanmışım, sanıyorum, sanacağım...

(Bugün böylesine "kişiselleşerek" verdiğim rahatsızlık için özür dilerim. Geçer! Yine de birşeyler paylaşmışızdır, değil mi?)

AYNA
Sessizlik herhangi bir şarkıdan daha müzikaldir. C. ROSETTI

Piknikte evlilik kurtarma
Doğru kadın ve adamlar nasıl bulunur? Hayatın güçlükleriyle nasıl baş edilir? Evlilikler, aşklar, ilişkiler nasıl kurtarılır?..

Popüler basına bu konularda yansıyan uzman önerileri ister istemez ilgi çeker... Hani, gel de bakma, gel de bir göz atma türündendir hemen hepsi. Sonra burun kıvırırsınız belki, ama önce dikkatle bakarsınız.

Ama bazen bu ciddi öneriler hayatın en bildik özellikleriyle çarpışıp gülünç oluyorlar. Geçenlerde gazeteyi açmamla "Evliliği kurtarma" konusunda bir "profesör uzman"dan önerilerle karşılaştım ki, eyvaaah!..

Öneri şöyleydi: "Hafta sonu pikniğe gitmek ilişkiyi yumuşatır, sorunların daha rahat halledilmesini sağlar."

Ne düşünüyoruz? Kocanın arabasını gözlerden uzak bir çavlan kenarına park edeceğini, bagajdan özenle paketlenmiş kristal şarap kadehlerini çıkaracağını; karısının piknik sepetinden çıkardığı şarküteri malzemeleriyle dolgun sandviçler yapmaya başlayacağını mı?.. Arada da sürekli öpüşür koklaşırlar!..

Hani insanın dalga mı geçiyorsunuz, diyeceği geliyor.

Bizde pikniğe gitmek "evden çıkmak" anlamına gelir. Binbir sıkıntı ve homurdanmayla çıkılır...

Öyle olmayıp kazara hoş bir sürprizi bekleyerek evden çıkılsa bile (ki bu duyguya da genellikle kadınlar yenilir!) sonrası öylesine bildiktir ki!.. Sanki ev, dağa bayıra taşınmıştır. Aynı işbölümü, aynı duygusal çatışma ve kayıtsızlıklar, aynı kırgınlık ve yorgunluklar. "Eee, o zaman evde kalsaydık!"

Size bir şey söyleyeyim mi? Evliliği evde kurtaramıyorsanız, hiçbir yerde kurtaramazsınız.

Adı üstünde: Ev ve evlilik!

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır