  
Siyasi yelpaze yeniden oluşurken (1)
Bir ucunda Soysal, bir ucunda Tibuk Siyasette yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Bir ucunda Mümtaz Soysal'ın, diğer ucunda Besim Tibuk'un yer aldığı yeni bir siyasi yelpaze oluşuyor.
Herşey, Mesut Yılmaz'lı, Ecevit'li, Baykal'lı, Çiller'li, Erbakan-Kutan'lı günlerin geride kaldığını; siyaset sahnesinin eski aktörlerinin jübilelerinin yakın olduğunu gösteriyor. Onlar bir süre daha sadakat ve ihanet söylemleriyle, "sen yedin/ben yedim" kavgalarıyla ve daha da zorda kaldıklarında "beni yakarsanız, herkesi yakarım" tehditleriyle siyasetten silinmemeye çalışacaklar elbette. Ama gidişatı değiştiremeyecekler. Değişimin ve gelişimin dışına düştüklerinden, gündemin de dışına düşecek, yavaş yavaş unutulup gidecekler...
Yeni oyuncular sahnedeki yerlerini almak üzere.
Kemal Derviş'in Amerikalı karısını koluna takıp Anadolu'ya çıkışı, siyaset sahnesinde sahneye konan yeni oyunun galası sanki...
***
Globalleşme denilen süreç, ülkenin siyasi coğrafyasını değiştirip mevcut parselasyonu altüst ederek siyasi alanda yeni bir parselasyon başlatıyor.
Yeni yelpaze sağcılık / solculuk ekseninde oluşmuyor.
Eğer öyle olsaydı, İşçi Partisi ile Fazilet Partisi Derviş'in programı karşısında tıpatıp aynı tepkiyi vermez, aynı safa düşmezdi. Sağın solun iyice birbirine karıştığı; eski sağcıların en keskin sol sloganlara sahip çıktığı, eski solcuların en sağcı güçlerin peşine takıldığı artık herkesin malumu...
Bu yeni oluşumun ayracı yeni yüz / eski yüz değil.
Nuh Nebi'den kalma siyasi çizgilerin "yeni yüzler"le pazarlanması kimseleri kandırmıyor artık.
Ayrım noktası yolsuzluğa karşı tutum da değil.
Yani siyaset "temiz partiler / yolsuz partiler" diye de ayrılmıyor. Çünkü "temiz toplum", "temiz siyaset" gibi sloganların tek başına bir temenniden öte gidemeyeceği, önemli olanın yolsuzlukları bitirmek için ne gibi bir yol izleneceği meselesi olduğu da artık görülüyor.
Yeni oluşumun mihenk taşı liberalizm...
Şimdi olan, ülkedeki bütün siyasi partilerin, akımların ve kişilerin, liberal politikalar karşısındaki tutumlarına göre yeni koordinat sisteminde yerlerini almasıdır.
Siyasi yelpaze, liberalizme karşı tutum ekseninde yeniden oluşuyor. Ve bugün göründüğü kadarıyla bu yelpazenin bir ucunda "en devletçi-en komutacı" Mümtaz Soysal öteki ucunda "en liberal - en piyasacı" Besim Tibuk yer alıyor.
***
Liberal politikalar, globallleşme sürecinden önce de vardı. Ondan önce de doğru ve gerekliydi. Fark şu ki, globalleşme olgusu liberal politikaların hayata geçirilmesini kaçınılmaz hale getirdi. Şimdiye kadar statükoyu devam ettirmek; yani devletin siyaset ve toplum üzerindeki tahakkümünü sürdürmek için ayak direyenler artık karşılarında sadece yerli liberalleri değil, uluslararası liberal güçleri de buluyorlar.
Güçleri yerli liberallere yetti belki ama yabancılara yetmiyor.
Böylece siyasette eski saflaşmaların dağılıp yeni saflaşmaların yaşandığı yeni bir dönem başlıyor.
Yeni / eski; temiz / kirli, sağ / sol türü bütün ayrımların yetersiz kaldığı yepyeni bir dönem...
Siyasi yelpazenin liberalizm ekseninde yeniden oluşmaya başlamasının bir sonucu olarak, liberalizmin de farklı versiyonlarının, farklı tonlarının ortaya çıkışına tanık oluyoruz.
Ve bu farklılıkların temsilcisi olan siyasi aktörler de yavaş yavaş belirginleşiyor... Kemal Derviş, Besim Tibuk, Tayyip Erdoğan gibi isimler, her biri farklı hassasiyetlerin temsilcileri olarak ve farklı liberalizm anlayışlarıyla siyaset sahnesinin parlayan yıldızları haline geliyorlar.
|