  
Galatasaray'da Süren krİzİ!..
Galatasaray, fena halde gizlenmeye çalışılan bir Faruk Süren krizi yaşıyor.. Başkana karşı giderek artan bir muhalefet var..
"Başkana muhalefet hep vardı zaten" diyeceksiniz.. Bu o değil.. O muhalefet bugüne kadar Süren'e karşı 9 kongreye girmiş, dokuzunu da kaybetmişti. Etkili değillerdi. Galatasaray'ın futbol alanında, ülke tarihinde görülmedik başarılarının rüzgarını da arkasına alan Süren ve arkadaşları fırtınaları hep atlattılar.. Kulübü bugün mali bir kaos içine attıkları bilinirken, atlattılar..
"Süren ve arkadaşları.." dedim..
Bu deyişe dikkat edin.. İşte söylemek istediğim bu.. Bu kez muhalefet "..ve arkadaşları" bölümünde..
Galatasaray'da yönetim ve destekçilerinin özellikle genç kanadı "Başkan, büyük imaj kaybına uğradın. Hayli kişisel düşman kazandın.. (Bunların arasında Fatih Terim de var.) Bunlar sana olan öfkeleri yüzünden Galatasaray'a zarar veriyorlar.. Çekilmezsen işler daha da kötüye gidecek" diyorlar.
Ardından kulaklara bir haber fısıldanıyor..
"Süren giderse, Terim dönecek.."
Ve de kulisler başlıyor..
Süren istifa edecek. Cansun, Başkana vekalet ederek dönemi tamamlayacak. Marttaki kongreye fiili başkan olarak girip kazanacak..
Süren istifa edecek.. Olağanüstü kongre kararı alarak istifa edecek. Olağanüstü kongrede de daha önce "Başkanlığı sana bırakacağım" diye söz verdiği Özhan Canaydan'ı destekleyecek. Canaydan'ın fena halde rahatsız olduğu haberleri yalan.. Turp gibi..
Terim konusunda Süren ile Canaydan'ın düşünceleri ayni.. Bunu Terim de biliyor.
Oysa Cansun, Terim ile aile dostu.. Birlikte, gizlenmeye çalışılan bir yemek de yiyorlar. Süren giderse Terim döner haberleri hızla yayılıyor. Böylece camianın da Süren'e "İstifa" baskısının artacağı düşünülüyor.
Derken bir bomba patlıyor.. Galatasaray'ın önde gelen üyeleri, Kongre ve de Divan'ın dışında bir danışma kurulu halinde toplanacaklar.. Kafalarda dolaşan, bu kurulun Süren'e "İstifa" tavsiye edeceği..
Farkına varılmayan.. Bu kurulu Duygun Yarsuvat organize ediyor. Yarsuvat ölesiye Sürenci.. Amaç, Süren lehine güven tazeleme ve gövde gösterisi.. Ve Yarsuvat amacına kısmen ulaşıyor, dağ da fare doğuruyor..
Peki şimdi ne olacak?..
Şu iki gün birşey olmaz. Galatasaray, Şampiyon belli olmadan karışmaz.. Kırık kol yen içinde kalır..
Ama Pazartesi, başka gün olacak.
Galatasaray ĞOlur a- Şampiyon olursa Süren'i kimse yıkamaz..
Olamazsa, Sürenciler içindeki muhalefet "Rest" der.. "Ya sen ayrıl başkan.. Ya biz ayrılacağız.."
Yönetimde çantasını toplayanların olduğunu biliyorum.
Pazartesi ile başlayacak hafta, Galatasaray'da çok önemli gelişmeler doğuracak..
Bekleyin.. Az sonra..
Kadınlar.. Kocalar.. Kulüpler..
Femİnİstler ne derse desin.. Kadınımızda garip bir kölelik, garip bir kendi kimliğinden vazgeçme eğilimi var..
Fenerbahçe'nin "Erken" (..öten horozun başını keserler) Şampiyonluk Kutlamalarına bakıyorum.. Oradaki kadınlara bakıyorum..
Selin Denizli hem de nasıl bir Galatasaraylı idi.. Babası ile birlikte Fener'e transfer olmuş.. Küçük Lal de öyle.. Annesi Çiğdem'in Fenerli olduğunu hiç hatırlamıyordum. Öyleymiş.. Seneye Hoca başka takımın başına geçerse, hangi formayı giyecekler merak ediyorum.
Turgay Şeren'in bir oğlu Fenerli.. Kapı gibi Galatasaraylı Selçuk Ural'ın oğlu Hakan, fanatik Fenerli.. Ama Hakan ile evlendi diye, hem de nasıl Galatasaraylı Sibel Can birden Fenerli oluyor..
Yasemin'le kocasının fotoğrafı vardı Salı günü gazetede.. Yasemin'i fanatik Fenerli olarak gördük tribünde.. Kocası Can fevkalade sağlıklı bir Fenerlidir.. Ama ben Yasemin'i Can'dan önce tanıdım.. O hep Fenerliydi.. Yıllar yılı benim sekreterliğimi yaparken "Galatasaraylı olsam iyi olur" demeden.. Fener'in Galatasaray'ı her yenişinde, kapıma Fener bayrağı asarak.. Yasemin başka.. Gerçekten başka..
Ama ötekiler..
Erkekler takımlarını özgür iradeleri ile seçiyor ve tutuyorlar.. Kadınlarımız genelde erkeklerin peşine takılmış.. O neyi tutuyorsa..
Sonra da "Feminizm" diye kıyameti koparıyorlar..
Yahu daha takım seçerken kendi özgür iradenizden vazgeçip, hayatınızdaki erkeğin dümen suyuna gönüllü girerseniz, feminizm sizin neyinize..
Sinyorun 'Başarısız' Fenerbahçesi..
Bana "Bu dünyada (Türkiyede değil, dünyada) futboldan en çok anlayan üç kişi say" deseler, en başa Can Bartu'yu koyarım..
Onunla ne Dünya Kupalarını yan yana izleme keyfini yaşadım.. Onun akıl almaz gözlemleri ve analizleri ile maçı seyretmek bambaşka bir keyifti..
Hem de kaç maç, maçın ortasında "2-1 biter.. Galibiyet golünü de Steve Highway atar" gibisinden teşhislerine şahit oldum.. Bir değil, beş değil.. Birgün "Allah rızası için sonunu söyleme de, şu filmi merakla izleyelim" dediğimi hatırlıyorum..
Bir an var, hiç unutmuyorum..
O 220 bin kişilik Aztec stadındayız.. Bizim basın tribünü üçüncü katta.. Kale önünü görmek için dürbün yetmez, teleskop gerek.. Maradona o golü attı, top daha ağlara gitmeden Sinyor "El var.. El var" diye bağırdı.. Yahu o mesafeden, sırtında numara olmasa, Maradona tanınmaz. Yanı başındaki hakemin görmediği eli sen nerden görürsün..
Döndük basın merkezine.. Maçın videosu geldi.. Dört açıdan gol nizami.. Beşinci açıda el görülüyor..
Maçı kutsal bir mabedde gibi, tam konsantre izler, gözler, analiz eder..
İşte Sinyor bu..
Bu Sinyor'un bu üstün gücünü değerlendiremediği bir tek yer var.. Fenerbahçe..
Fenerbahçe'ye karşı tarafsız değil.. Fenerbahçe'nin içindekilere karşı tarafsız değil.. Bu yüzden, Fener Stadındaki Sinyor, Aztec'teki, Bernabeu'daki Sinyor olamıyor.. Duyguları gözlemlerinin önüne geçiyor.. Analizleri sapıyor..
Şimdi, dün onunla yapılan soru cevabı tekrar tekrar okudum..
Özeti şu?..
Galatasaray başarılı.. Fenerbahçe başarısız..
Bir yanda elinde UEFA şampiyonu olmuş Jardel ilaveli bir kadro.. Ayni günde 2 takım çıkarır.. Kendi sahasında 16, yazı ile onaltı puan kaybediyor.. Kupayı kaybediyor.. Şampiyonlar Liginde en palavra şampiyon Sturm Graz'ın lütfu ile elenmekten kurtuluyor. Şampiyonlar Ligine katılma hakkını güç bela elde ediyor. Bu Galatasaray başarılı.. Olabilir.. Görüştür..
Öte yanda..
Bu ülkenin en karmaşık camiası.. Geçen yılı hezimetle kapamış. Avrupa kupalarının hiç birinde Fenerbahçe adı yok.. Bütün kadro dağıtılmış.. Yepyeni bir Fenerbahçe kurulmuş.. 9 milli takımın oyuncularından bir araya gelmiş bir kadro bu.. Ortak dili bile yok.. Bu takımın başındaki adam Mustafa Denizli, takılan organ gibi reddediliyor. Fener Stadı tribünlerine "İstemezük" pankartları asılıyor.. Gazetecilere "Mustafa Denizli'nin getireceği puanları istemiyoruz" e-mailleri, faksları çekiliyor.. Yönetimde en azılı Denizli düşmanları fırsat kolluyor..
Şimdi bu koşullardaki bir Teknik Direktör ve bu koşullardaki bir takım, kupada finale geliyor.. Ligde son haftaya nerdeyse şampiyon giriyor.. Kendi sahasında maç değil, puan vermiyor..
Hepsinden önemlisi.. Sinyorun başarılı bulduğu Galatasaray'ı kupadan eliyor.. Ali Sami Yen'de durduruyor.. Kendi sahasında yeniyor.. Ligin finaline 3 puan ve 3 gol averajı ile geliyor.. Ligin en çok gol atan takımı oluyor.
Üç Galatasaray maçından başarısız Fener'in çıkardığı puan 7.. Başarılı Galatasaray'ınki 1!..
Sonra Galatasaray başarılı.. Fenerbahçe başarısız!..
Sinyor, Allah rızası için, bunun mantığı var mı?..
Şampiyon olursa eğer Fenerbahçe, bunda Denizli'nin payını sıfırlamak gibi bir misyon edinmiş Fenerliler var..
Ali Sami Yen'de Galatasaray'ı durduruyorlar.. Taktiği Baliç vermiş.. Antep maçı 3-0'dan dönüyor.. Seyirci kazanmış.. Erzurum maçı 1-0'dan çevrilmiş.. Başkan Aziz Yıldırım devre arasında soyunma odasına inmiş de..
***
"Benim bildiğim Mustafa Denizli, lig kupasını kaldırdıktan sonra bir saniye bile durmaz Fener'de" derken bunları kastediyorum işte..
O durmak istese de durdurmazlar ya!..
Çöpe giden duyuru!..
Üzerİnde Fenerbahçe Kulübü anteti olan 11. 05. 2001 tarih ve 2093 sayılı Basın Duyurusu, tahmin ettiğim gibi çöpe gitti..
Altında bir mühür ve imza bulunmayan bu kağıt parçasının gerçekten Fenerbahçe kulübü yönetimi tarafından kaleme alınıp alınmadığını, alındı ise, karar defterine geçip geçmediğini, altında kimlerin imzasının, varsa kimlerin muhalefet şerhinin bulunduğunu sormuştum..
Bir hafta geçti.. Ölüm sessizliği..
Tahmin ettiğim gibi, kulüp yönetiminin, basın hürriyeti ve ifade özgürlüğünün ırzına geçen, bu nefret, öfke, kin, düşmanlık, şantaj ve dehşet belgesinden haberi yok..
Yönetim, Hıncal Uluç'u kimlikleri yakından bilinen kişilerin hedefine "Vurun" diye koyan bu belgeye sahip çıkmadı.. Hiç kimse sahip çıkmadı..
O zaman bu belge sahte.. Sahte belge de layık olduğu yere, çöpe gitti bile.. Çöpe giden kağıt parçalarına yanıt verme adetinde değilim.. Bu yüzden unuttum gitti..
Ama beni üzen bir küçük ayrıntı var..
Sevgili dostum, can kardeşim, onun ve benim sıkıntımda herkesten evvel beni arayan Uğur Dündar'dan bir telefon bekledim..
"Ağabey, olay böyle böyle" diyen.. "Vardır", ya da "Yoktur" diyen.. Uğur sustu.. Belki böylesi iyi.. 40 yıllık bir başka dostum Mahmut Uslu gibi konuşmasındansa susması evla..
Mahmut, bu ülkede tanıdığım en beyefendi insanlardan biriydi. Fener'e yönetici olunca, o gitti, yerine aklımın almadığı öfke ve nefret konuşmaları yapan herkese saldıran bir tetikçi geldi. Mahmut bu "Tetikçi" lafıma kızmış.. Kızmasın.. Bu sezonun başından beri, her Fener maçından sonra bir Atilla Kıyat ve Uğur Dündar nasıl konuşmuşlar, bir Murat Özaydınlı ve Mahmut Uslu neler demişler bir karşılaştırsın.. O zaman, o da kendi kendisine "Ben neydim, ne oldum" diyecektir..
Bana saldırdıkça Fener'de itibarının artacağını düşünüyorsa da saldırsın dursun.. Aldırmam.. Bunca yıllık dostuma bu kadar kıyağım olsun artık. Bakarsınız sayemde Fener'e başkan bile olur birgün..
|