kapat
23.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ALİ BAYRAMOĞLU(abayramoglu@sabah.com.tr )

Yolsuzluklar rejimi

Ülkedekİ yolsuzlukarın genel hali "Susurluk skandalı"nın dinamiğini andırır. Susurluk nasıl sistem içine "yuvalanmış çeteler"den çok "çeteleşmiş bir sistem"i ifade ediyorsa; yolsuzluklar da sistem içindeki münferit ve temizlenebilir eylemlere değil, yoldan çıkmış bir sisteme işaret eder.

Türkiye'nin hangi dönemine bakarsanız bakın, neresinden bakarsanız bakın, karşınızda bir yolsuzluk sistemi bulursunuz.

Kendisini yolsuzluklarla besleyen, böyle bir modeli benimsemiş bir sistem görürsünüz.

Örneğin 1980'lerdeki "hayali ihracat" furyası, bugünün açık finansman ve finans sistemi yolsuzluklarını andıran; yaygın ve "siyaset-işadamı-para politikası" üçgeninden oluşan bir öyküydü. Bu öyküyü, sistem yaratmış, beslemiş, teşvik etmiş, yolsuzluklar had safhaya ulaşana kadar "olup biten"e göz yummuştu. Bu öykü de, diğerleri gibi, piyasada dolaşan hatırı sayılır "birikimlere", "aklamalara", "meşrulaştırmalara" yol açmıştı. Cezalandırılanlar ise cüzi kalmış, belirli isimlerden oluşmuştu.

Evet, bu ülkede hemen her sermaye birikimi ve sermayenin el değiştirmesi öyküsü, tayin edici kaynak transferleri, bir yolsuzluk ağıyla paralel gider.

Ama genellikle yolsuzluk adını taşımaz; çünkü merkezidir, siyasidir. Hayali ihracat, geri dönmeyen teşvik-kredi yoluyla ele edilen parayı sisteme pompalar, ücretlerden en saygın grupların ekonomik faaliyetlerine kadar dolaşıma sokarak meşrulaştırır.

Bu yolsuzluklar rejimi, aslında merkez ya da "devlet eliyle kaynak yaratma ve dağıtma" üzerine kuruludur. Bunun ardında yatan ise; siyasi, ekonomik alanları birbirinin içine sokan, hiç birine özerklik tanımayan, her birini diğerine mahkum eden "Türk modernleşme modeli"dir. Kişilerin özel alanlarını genişletme faaliyetine, ait oldukları grupların yaşam alanlarını diğer grupların aleyhine genişletme çabasına siyaset adı vererek meşrulaştıran "alaturka rant zihniyeti"dir.

Kısacası bu rejim, yani "yolsuzluklar rejimi" sistemin ayakta kalma yoludur.

Nasıl bu ülkede devletçilik toplumun altından üstüne insan taşıma işlevi üstlenerek, yani zengin yaratma, statü verme yolunu tekeline alarak ve bunu oyunun kurallarına uyan herkese açarak itirazdan kaçınan, evcil, faydacı insan yaratma görevini yerine getiriyorsa; yolsuzlukların da böyle bir rasyoneli vardır. Yani rant dağıtan, patlamaları engelleyen, toplumsal sirkülasyonu sağlayan, ama sıkça itiraz edilen bir devletçilik ve bir yolsuzuluk düzeni...

Belki de bunun içindir ki, yolsuzluklar Susurluk hadisesinde olduğu gibi, sadece "günah çocukları" üreterek geçiştirilir.

Bu yüzdendir ki, ortaya çıkarılan, çıkarıldığı iddia edilen, üzerine gidilen her yolsuzluk hikâyesi aslında bir temizliği değil, siyasi ya da ekonomik farklı gruplar arasındaki iktidar çatışmasını, alan kavgasını ifade eder ya da devletin "daha çok biat et" talebinin altını çizer.

Söyleyin şimdi; Türkiye değişiyor mu gerçekten?

Devletçiliğin ve merkeziyetçiliğin enerji deposunu oluşturan yapılanma, yani devletin siyaset ve toplum üzerindeki tahakkümü çözülmeden, bu sistemin gerçekten reforme edilme şansı var mı?

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır