  
Savaşlar, savaşanlar
Ankara'da birden fazla savaş iç içe girmiş durumda devam ediyor. Bazıları, son Yılmaz - Tantan savaşı gibi ayrıntılı olarak kamuoyuna yansıyor, bazıları ise yansımıyor, ama "hissediliyor".
MHP, Kemal Derviş ile savaşıyor. Derviş'in çalışma üslubu, iletişim kurma biçimi ve "fikri" yapısı MHP'nin bünyesine fazlasıyla yabancı geldi. MHP, iktidar imkânlarını geleceğe dönük siyasi yatırım olarak kullanma faaliyetlerinde Derviş'in başında bulunduğu ekonomi yönetimine çarptıkça "sinirleniyor". Onlar da Derviş'i yormak, sinirlendirmek; bir an önce DSP'ye girerek "herhangi bir DSP'li" olmasını sağlamak istiyorlar.
Bakanlar Kurulu, Başbakan Ecevit dışında bir "bütün" olarak Kemal Derviş ile savaşıyor. Kendi yönetim ve siyaset anlayışlarının iflasını her gün Derviş'te görüyorlar. Derviş'in şu anda temsil ettiği herşeyin, kendilerinin siyasi yokolmaları anlamına geldiğini gördüklerinden, Derviş'in bir an önce "gönderilmesi" için şimdilik "su altı" savaşını yürütüyor, açık savaş için zaman kolluyorlar.
Üç cephede savaş!
Her taraftan "kıskançlar" Derviş ile kendilerine göre savaşıyorlar. Bu kesimin savaş gerekçesi de belli: Onlar Ankara'da durup dururken kimse onları göreve çağırmadı, Ecevit gitti ta Amerika'dan Derviş'i getirdi. Onlar da Derviş gidince, eğer giderse "işte biz haklı çıktık" demek için yıpratma savaşına devam ediyorlar.
Hükümet Cumhurbaşkanı Sezer ile savaşıyor. Bu savaş MGK toplantısındaki yakışıksız tartışma ile doruğa çıkmıştı, daha sonra ekonomik kriz patlayınca da "sönmüş" gibi oldu. Ama Cumhurbaşkanı, Devlet Denetleme Kurulu'nu çalıştırmaya devam ettiği gibi, hükümetten gelen herşeyi didik didik etmeden imzalamadığı için bu savaşın durma ihtimali yok.
ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, bizzat üç cephede birden savaşıyor: 1- DGM savcıları, 2- Jandarma, 3- ANAP'lı İçişleri Bakanı Sadettin Tantan. Bu üç savaş da aslında birbiriyle bağlantılı. Yılmaz ve çevresi bu üçlü "ittifak"ın kendilerini yolsuzluk iddialarına bulaştırmak ve bir siyasi "tasfiye" yapmak istediklerinden kuşkulanıyorlar. Soruşturmalar devam ettiği sürece bu savaşın durma ihtimali bulunmuyor.
Biraz daha irtifa kaybı
İçişleri Bakanı Tantan da bir yandan Yılmaz ve çevresiyle savaşırken, diğer yandan, kendi anlayışına göre "kirlilik" yaratan "güç odakları" ile savaşıyor. Kamuoyundaki "temiz siyasetçi" imajının yarattığı desteğe dayanarak, çeşitli imalarla yalnız kendi bildiği hedeflere doğru saldırıyor.
CHP'liler CHP'lilerle savaşmaya devam ediyor. Bu savaş yaklaşık 30 yıl önce başlamıştı, Ecevit hariç, önde gelen diğer isimler aynı savaşı sürdürüyorlar. Öyle bir savaş yürütüyorlar ki, tek varlık nedenleri bu savaşmış gibi görünüyorlar.
Ankara'da bütün bu savaşlar aynı anda ve iç içe devam ediyor. Ve bu savaşların her birinin sonucu ne olursa olsun, "toplam sonuç" bellidir: Bugünkü siyasi yapı biraz daha "irtifa" kaybedecek, "alternatif" gibi duran isimler biraz daha sempati ve destek kazanacaktır.
Ankara'nın savaşlarına vatandaşın nasıl baktığını "savaşanlar" bir türlü görememekte, anlayamamaktadırlar. Bu nedenle de kendi yıpratma savaşlarına bildikleri gibi devam etmektedirler.
|