kapat
23.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
HAŞMET BABAOĞLU(hbabaoglu@sabah.com.tr )

Gençler ve "gençlik"

Mevsim açıldı yine... Gençlere seslenme, gençlerin gönlünü çalma mevsimi açıldı...

Ardı ardına çeşitli kuruluşlar toplantılar düzenliyor; televizyon tartışmaları yapılıyor!

Siz aslansınız... Gelecek sizsiniz... Ne varsa sizde var... Siz sarsarsanız ülke kendine gelir...

Veya şöyle azarlanıyorlar; Uyuyorsunuz, uyanın... Kendinizden başka hiçbir şeyle ilgilenmiyorsunuz, olmaaaaz!..

(Cumhurbaşkanı Sezer'in 19 Mayıs konuşmasını bütün bu "çağrı"lardan uzak, aydınlık tavrıyla ayrı bir yere koymak gerekiyor: Sakin biçimde gençleri eleştirel düşünceye çağıran ve güven belirten bir konuşmaydı Sezer'inki!)

***
Gençlere dev bir "klan"ın üyesiymiş gibi yaklaşılmasını, hatta böyle olduklarına inandırılmalarını hep kuşkuyla karşılarım...

Derdimi apaçık söyleyeyim: Kimse gençlere "siz gençsiniz" demiyor. Herkesin seslendiği şey "Gençlik!"

Ellerine mikrofon verip de "Haydi konuş" dediklerine, genç bir birey gibi konuşmalarını istemiyor kimse; her seferinde onlardan istenen "Gençlik" adına konuşmaları...

Oysa bu her zaman "doğru", her durumda "uygun" bir tutum olamaz.

Hatta gençlerin kendi adlarına değil de, ne olduğu iyi tanımlanmamış bir "gençlik" adına konuşmalarını istemek, kimi zaman onları yetişkin bir insan yerine koymamak için yapılan yaşlılara özgü bir politikadır. Kurnazca bir politika!..

Çünkü yaşlılar iktidarlarının "tavan" yapması için kalabalık bir "taban"a ihtiyaçları olduğunu iyi bilirler...

Oysa...

Genç bir insanın önünde upuzun bir yol ve sisler arasından yüzünü gösteren çekici bir ufuk çizgisi vardır.

Özgürlüğün tadını ve tedirginliklerini iyi bilir genç insan...

İçindeki enerjinin huzursuz yaratıcılığını tanır...

Çok "koşarsa" bir gün takılıp düşebileceğini de öğrenir...

Gençlik denilen şey öyle midir ya!

Gençlik bağlanmanın huzurunu ve sevinçlerini, özgürlüğün tedirginliklerine tercih eder...

İçindeki enerjiyi kodlamaya, düzenlemeye, örgütlemeye yatkındır gençlik...

Bu farkın altını çizmeden gençlere seslenmek ve gençlerle yola çıkmak çoğu kez slogan politikalarına hizmetten öteye gitmez, gidemez...

***
Bu konuda dile getirmek istediklerim fazla.

Bugünlük yazımın sonunu bir soruyla bağlayayım.

Gençlere "siz bizim geleceğimizsiniz" diye seslenirken, hiç aklınıza geliyor mu şu: Gelecek geldiğinde gençler, genç olmaktan çıkıyorlar zaten...

Asıl bu zinciri kırmak gerek...

Hem geleceğin hem bugünün tam ortasına yerleştirmek gerek gençleri...

OKURKEN
Nazilerin hayvanseverliği

Öğrenmesek, analizlere başvurmasak, meraklanmasak ve hepsinden önemlisi, yeni sorular sormaktan vazgeçsek belki her şey daha kolay olacak!

Eh, zaten ömür de kısa!

Ama durmuyor insan; özellikle şu Batılılar yok mu, durmadan eski defterleri açıyor; sorup soruşturmayı durdurmuyorlar.

Bugünlerde "Animals in the Third Reich" adlı bir kitap ortalığı karıştırdı Batı'da...

Araştırmacı Boria Sax, Naziler döneminde Almanya'da gelişen hayvan hakları fikri ve uygulamalarını konu ediyor. İki temel iddiası var Sax'ın: "Birincisi, arkaplandaki motivasyon ne olursa olsun Naziler hayvan haklarına büyük önem vermişti ve bu hakları koruyan kanunlar çıkarmışlardı. İkincisi, dünyada yırtıcı hayvanların türlerinin yok olmasına karşı ilk önlem alan Nazi rejimi olmuştu."

Buyrun, buradan yakın!

Gürültü koptu tabii! "Sen bize Nazi rejimindeki insan haklarından söz et!" diyenlerin sesi haklı olarak çok kızgın, çok öfkeli çıktı.

Ama Sax'ın kitabında daha ilginç bir analiz de var ve tartışmayı büyüttü: Sax'a göre Naziler öylesine "hayvansever" ve "doğasever"diler ki, bu sevgi yavaş yavaş toplama kamplarına giden yolu açtı.

Tartışılacak çok fazla karanlık nokta var.

Ama düşünmek gerek...

Acaba şunlar birbirinden ayrı şeyler mi:

Hayvanları, bitkileri, taşı, toprağıyla doğayı severken, insanı doğanın herhangi bir unsuru haline getiren bir kültür ve politika...

Ve... İnsanları sevip, insanlara değer verdiği için hayvanlara ve doğaya değer verip seven bir kültür...

Evet! Bu iki tutum birbirinden derin biçimde ayrılıyor...

ALTYAZI
Willie: Sana bakıyorum ve şuradaki adamın seninle yaptığı şeyler aklıma geliyor. Harika bir şey bu! Sana mutluluk veriyor; gecelerini seninle geçiriyor.

Andera: Bana martini hazırlıyor, birlikte Van Morrison dinliyoruz.

Willie: Kokunu içine çekiyor...

Andera: Hıı, plajda...

Willie: Sana gazeteleri okuyor.

Andera: Evet, pazar sabahları...

Willie: Tenine bebek öpücükleri konduruyor... Pardon!

Andera: Şu bir gerçek ki, dışarda bir adam daha var. Aynı şeyleri senin Tracy'e yaptığını düşünüyor ve bu yüzden kıskançlıktan çıldırıyor.

(Ted Demme'nin 1996 yapımı Beautiful Girls'ünden)

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır