  
Bankalar riske odaklanacak
Ekonomik kriz boyunca bankacılık sektörü odak noktası oldu. Krizin göbeğinde yer aldı. Programla birlikte sektöre yönelik önlemler yürürlüğe konuldu. Bu sektördeki değişmeyi ve gelişmeyi Türkiye Bankalar Birliği Genel Sekreteri Ekrem Keskin'le konuştuk. Keskin "mali sektörün büyümesi için uygun ortam yaratılacağını" düşünüyor. Önümüzdeki dönemde de bankacılık sektörünün düzenlenmesi ve denetlenmesinin önemli ölçüde değişeceğini söyleyen Ekrem Keskin "Kurallara dayalı denetim sürecine ek olarak risk üzerine konsantre olmuş bir denetim süreci başlayacak" diyor.
Bankalar Birliği Genel Sekreteri Ekrem Keskin, ekonomik programın uygulanmasıyla Türkiye'de iş yapma biçiminin değişeceğini söyledi
* Bankacılık sektörü ne zaman sağlığına kavuşur?
2000'deki programla bugünkü programda gördüğüm ana mesaj şu: Kamu otoritesi "Ben alışkanlıklarımı değiştireceğim" diyor. Programda geçmişte yapılan hataların ciddi bir itirafı var. Kamu kesimi burada değişmeyi kurallara bağlıyor. Ve özel sektöre bir mesaj veriyor. Bu mesaj 1980'li yılların başında da vardı. Kamu kesiminin bu değişme sözü, bir kaç kesime birden önemli işaretler verecek.
DAVRANIŞLAR DEĞİŞECEK
Tasarruf sahipleri ve hane halkları bunları yakından izleyecek. Eğer bu değişimi olumlu yönde tutarlı ve gerçekleşme aşamasında görürse davranışlarını değiştirmeye başlayacak. TL taleplerini artıracaklar. Daha uzun vadelerde yatırımlar yapacaklar. Finansal araçlara olan taleplerini artıracaklar. Bu mali sektörün büyümesi için uygun ortam yaratacak.
Daha sonra banka sahipleri sektörün önündeki potansiyeli görecekler ve davranışlarını değiştirmeye başlayacaklar. Sektörü büyütecekler. Sonra yabancılar bu değişimin makro ekonomi üzerindeki etkisini de dikkate alarak Türkiye'de daha fazla yatırım yapmak isteyecekler. Türkiye'nin risklerinin azalmaya başladığını görüp uluslararası kurallarla çalışan bir ekonomiye yatırım yapmak isteyecekler.
YABANCI DEĞİŞİM İSTİYOR
Yabancılar kamunun bu davranışının değiştiğini görmek istiyor. Nerede görmek istiyor? Birincisi, kurallarda görmek istiyor. Önce kuralların değişmesini istiyor. Bu kurallar onlar için rekabeti ve fırsat eşitliğini doğuran bir ortam getirecektir. İkincisi, alınan kararlardaki istikrarda görmek istiyor.
Sonra yurtiçinde reel sektör kamunun bu davranışını gözlemleyecek ve üretim, yatırım, organizasyon kararlarını, yönetim anlayışlarını değiştirecekler. Bu yapının sürdürülemez olduğunu, rekabetçi olmadığını görecekler. Onlar da yatırım yapmaya başlayacaklar. Bunların hepsinin eş anlı olarak çalışması gerekiyor. Bu programın ana felsefesi, Türkiye'de iş yapma biçiminin ve ekonomik karar alma sürecinin, ekonomik faaliyet ortamının değişeceğini gösteriyor. Bunu da, piyasa ekonomisi kuralları çerçevesinde, fırsat eşitliğine dayalı, rekabetçi, geliri büyüten ve bu dağılımını ekonomik aktörlerin gelirin yaratılmasına katkıları ölçüsünde yapan bir yapı olarak gösteriyor. Kamunun değişimi bu iş için itici güç olacak.
RAHATSIZLIKLARA ERKEN MÜDAHELE
* Bankacılık krizi daha önceden öngörülebilir miydi? Denetleme ve önlem almada kararlılık mı eksikti?
Evet bankacılık işi, kurallar, ilkeler bütünüdür. Bankacılık sisteminin denetimi ekonominin disiplini için de çok önemlidir. Bankacılık sistemini disipline edemiyorsanız, iyi gözetleyip denetleyemiyorsanız, ekonomiyi de disipline edip denetleyemezsiniz. Makro ekonomik disiplini sağlayarak da bankacılıkta disiplini sağlamak mümkündür. Bankacılık ilkeler, kurallar ve denetim mesleğidir. Hiçbir kurumda ve sektörde olmadığı kadar ağır denetime tabidir, tabi olmaları gerekir. Denetlenmesi yetmez, sonuçların mutlaka kararlara yansıtılması gerekir. Eğer bankacılık sisteminde bir rahatsızlık var ise bu rahatsızlığın büyümeden giderilmesi gerekir. Yıllarca ihmal edilen yer buradadır.
Bu konuda bir örnek vermek isterim. Düşünün ki bir kamu otoritesi olan Hazine bankaları hem denetliyor, aynı zamanda bankacılık sisteminin yarısına sahip ve sistemden en fazla kaynak kullanan kurum. Bu, banka sahipliği, bankaların denetlenmesi ve bunların sonuca ulaştırılmasını maalesef olumsuz etkilemiştir. Bunun üzerine ekonomide mali disiplini sağlayamadığınız zaman da krizin ortamını yaratmış oluyorsunuz.
BANKACILIK YENİDEN ŞEKİLLENECEK
* Alınan önlemler ortaya nasıl bir bankacılık kesimi çıkaracak?
Önümüzdeki dönem bankacılık kesiminin faaliyetleriyle ilgili düzenlemenin ve denetim anlayışının önemli ölçüde değiştiğini göreceğiz. Geçen 10 yıldan farklı bir süreç yaşanacak. Kurallara dayalı denetim sürecine ek olarak risk üzerine konsantre olmuş bir denetim süreci başlayacak, o taktirde de bankaların aktif yapıları yeniden şekillenecek. Bankaların aldıkları riskleri otorite çok yakından izleyecek. Bankalar risk alırken çok daha dikkat edecekler. Bu da bankaların aktarma fonksiyonları çerçevesinde reel ekonomiyi önemli ölçüde etkileyecek. Burada üretim sektörünün de yeniden yapılanmaya özen göstermesi Türkiye'deki beklenen değişmeye ve dünyada yaşanan sürece uyumlu bir yapılanmaya gitmesi kaçınılmaz olacak.
Ağır riskler yüklendiBANKACILIK AŞIRI RİSK Mİ ÜSTLENDİ ?
* Evet, Türkiye'de bankacılık sistemi geçtiğimiz 10 yıl içerisinde çok ağır riskler üstlendi. Bu sayede ekonomide büyüme sürdürüldü. Bunun için mevduat güvencesi getirildi. Bunun bir an önce kaldırılmasına çalışmak yerine, bu güvencenin arkasına sığınarak daha büyük riskler alma yoluna gittik. Böylece bankacılık sisteminin ve ekonominin aşırı ısınmasına neden olduk.
Mevduat güvencesini tam tersine sorunların üzerine bir perde gibi örttük. Bu yaklaşımın olağan bir sonucu olarak sorunlar büyüdü. Örttüğümüz bu perde esnedi, esnedi ve sonunda bu sistemin sorunlarının ya da ekonominin sorunlarının taşınamaz hale gelmesine neden oldu.
YERLİ KAYNAK DÖNEMİ
* Sermayenin evde yapılması nasıl olacak?
Eğer bir ülkenin kalkınması için gerekli olan kaynakları kendi iç tasarrufunuzla yapıyorsanız çok daha sığlıklı bir büyüme gerçekleştirirsiniz. Çünkü en ucuz ve en istikrarlı kaynak ülkenin kendi yarattığı kaynaktır. Burada kaynaklar yeterli değil. Bunun yanında kaynakların etkin kullanımı da çok önemlidir. Türkiye son yıllarda kaynaklarını etkin kullanamadı. Bu nedenle de dışarıdan kaynak bulduğu oranda büyüdü. Kaynak gelmediği zaman daraldı. Büyümenin kaynağını kısa vadeli kaynaklara dayandırmak bizi krizlere götürüyor. Türkiye kaynak miktarını büyütmek, bunun için de mali sistemini genişletmek zorunda. Türkiye aynı zamanda mali derinleşmeyi ve mali araçların çeşitliliğini sağlamak durumunda.
|