kapat
23.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
SEDAT SERTOĞLU(ssertoglu@sabah.com.tr )

Ne ekersen (3)

Kıbrıs'tan söz edeceğiz bugün yine.. Dışişleri Bakanlığı'ndaki dostlarımla konuştum..

Gördüm ki, oradaki hava hızla değişmiş.. Hatta, Kıbrıs konusunda en şahinler arasında olan bazı dostlarım bile, ortaya gelmiş veya gelmek üzereler..

Çünkü, olayın ciddiyeti, başımıza açabileceği büyük dertler, en önce onların önüne geliyor.. Onlar görüyor.. Onlar duyuyor..

Bana, "Biz durumun farkındayız.. Ama bazı çevrelere bunu bir türlü kabul ettiremiyoruz" dediler..

Bu çevreleri tahmin edebilirsiniz. Bize ulaşan bilgilere göre, Başbakan ve Genelkurmay direniyor..

Şimdi bakalım, Dışişleri Bakanlığı bu konudaki yaklaşımlarını, ay sonu yapılacak MGK gündemine taşıyacak mı?

Bundan da önemlisi, MGK'dan istediği sonucu alıp, Kıbrıs'ı yeniden görüşme masasına taşıyacak yeni bir plan kabul ettirebilecek mi?

Son zamanlarda, ülkemizin AB tam üyeliği giderek bu konuya endeksleniyor.. Yıllardır üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi bu konuyu sürekli gündemimize getirip, bizi uyarıyor..

Bu uyarılar düşmanca uyarılar değil.. Bu uyarılar, bu kurumlardaki dostlarımızdan bize geliyor..

Ankara, yıllarca "Federasyon" dedikten sonra, bir gün aniden "Konfederasyon" demeye başladığı zaman, bunu eleştirmiştik.. "Konfederasyonu kimseye kabul ettiremezsiniz. Durup dururken bunu yapmak, işi yokuşa sürmektir.. Ve böylece de, Türkiye'nin elindeki çok önemli bir kozu kaybedeceksiniz. Haklı durumdan haksız duruma düşeceksiniz. Bu iş sonsuza kadar böyle gitmez.. Götüremezsiniz.. Dünya değişiyor.. 3'üncü Dünyacılık oynamayı bırakın.. Herkesi karşınıza alacaksınız.. Başımız çok ciddi biçimde derde girecek" demiştik..

Dediklerimizin hepsi çıktı.. Başımızın derde girmesinin de eli kulağında..

Ama zaman hızla geçti ve her zamanki gibi yumurta kapıya dayanınca, gerçekler masanın üzerine konulunca, "Ne yapacağız?" sorusuna cevap aranmaya başladı..

Yapılacak şey son derece basit..

Önce ilk tezimiz olan Federasyon'a, eğer gerekiyorsa, tabii ki döneceğiz ve hemen Rumlar'ı masaya davet edeceğiz..

Ve masada her şeyi konuşacağız.. Buna, İsrail-Filistin örneği alınarak, makul bir sayıda Rum'un dönmesi de dahil edilebilir.. Tabii isterlerse.. Güneye gidenlerin hepsinin Kuzey'e gelmesinin sakıncaları rahatlıkla anlatılabilir. Belki birkaç nesil sonra bunun mümkün olabileceği görüşülebilir..

Anayasa'da iki toplumun eşitliği esas alınır.. Cumhurbaşkanı Rum olacaksa, Maliye veya Dışişleri Bakanı'nın Türk olması şartı konur..

İki toplum, nüfuslarına oranla ortak temsil edilirler.. Rumlar'ın, tahakkümüne yol açabilecek maddeler dünyaya anlatılır..

ABD ve Avrupa ülkeleri "Azınlıklar konusunda son derece duyarlıdır.." Bunun sayısız örnekleri var günümüzde. Bu da bir önemli kozdur biçim için..

Eğer biz kalkıp tezimizi iyi anlatabilir, olmayacaklar yerine olabilecekleri onların gündemlerine taşıyabilirsek, hemen haklı duruma geçemesek bile, masada eşit bir konuma gelebiliriz..

Kıbrıs konusu, mutlaka bir şeyler alıp, karşılığında bir şeyler vermekle çözülebilir.. Elimizde kuvvetli kartlar var.. Yeter ki bunları doğru yerlerde, doğru zamanlarda kullanalım..

Çaresiz değiliz.. Yeter ki, Türkiye'nin ve KKTC Türkleri'nin geleceklerini iyi hesaplayarak adım atalım.. Geleceğimizi karartmayalım..

Bir de, KKTC vatandaşlığı verdiğimiz Türkler'in bu vatandaşlığını iptal edelim diyorum. Bu kişiler, KKTC'yi çok sevdikleri için mi vatandaşı oldular? Yoo.. Nedeni başka.. Bu konuya ayrıca değineceğiz..

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır