kapat
23.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

Sıtkı Olçar diye bir Kütahyalı..

Sıtkı Olçar dünya çapında bir çini ustası.. Eserleri New York'tan Singapur'a, Paris'ten Sydney'e müzelerde sergilenir. Oralarda "Sıtkı" imzalı bir seramiğe sahip olmak bayağı el yakar, ama kendi ülkesinde pek bilinmez..

Bu ülke hangi starının kıymetini bilmiş, hangisine sahip çıkmış, hangisine destek olmuştur ki?..

Hele hele, kültür ve sanata tam sırtını dönen medyamız.. Büyük gazetelere bakın. Hemen tüm yazarları "Tele Vole" kültürü der alay ederler.. Peki kendi gazeteleri, ne kültürüdür?..

Hangisinde kültür, hangisinde sanat, hangisinde mesela Tiyatro sayfası, yazarı var?.. Hasbelkader bu devre kadar gelebilmiş bir kaç sanat yazarı da, "Kriz" der demez şutlanmadılar mı?..

Sıtkı Usta dünya çapında bir Çini Ustası.. Ama Dünya çapında..

Sıtkı imzalı sergi, açık arttırma kentlerinden bir kaçını saymamı ister misiniz?..

Osaka, Paris, Londra, Tokyo, Madrid, Cenevre, New York, Bologna, Viyana..

Her birinde, üçer dörder kez, hem de..

Sıtkı Usta doğma büyüme Kütahyalı.. 1948 yazıyor, kafa kağıdında tevellüd ama, 52 yaşında değil.. Tersine çevirin.. 25 bile yaşlı olur onun ruhu için..

Böyle bir Kütahyalı olmaz.. Böyle bir, hiçbir yerli olmaz..

Ömrünü Kütahya'ya adamış..

Kütahya Turizm Müdürü.. Kütahya Kültür Müdürü.. Kütahya Tanıtım Müdürü.. Kütahya Belediye Başkanı, Kütahya Valisi o sanırsınız..

Ben ona "Kütahya Muhtarı" diyorum..

Kütahya Muhtarı.. Kütahya'da hangi taşı kaldırsan altından çıkan bir muhtar.. Elinden eksik olmayan ve günde 18 saat durmadan çalışan telefonu ile her yere yetişen Kütahya Muhtarı..

"Alooo.. Ben Sıtkı Usta.. Kaç kişi geldiniz İstanbul'dan.. Bakın hemen şu numaradan Sarı Memed'i arayın.. O sizi gezdirir.. 15-20 milyon lira da verin.. Fazla vermeyin ha.. Buraya, en fazla 5 milyon verebilecekler de geliyor. O zaman bizimkiler 5 milyonu beğenmez olur, başlarından savarlar.. Az değil, çok da değil.. Emeğin karşılığı olsun yeter.. O zaman Kütahya için her zaman canla başla çalışırlar.."

"Alooo.. Ben Sıtkı Usta, Sarı Memed.. İstanbul'dan bir gurup geliyor.. Seni arayacaklar.. Nelere götüreceğini biliyorsun.. Onları gezdir.. 15-20 milyon lira verecekler, onu da al.. Bedavaya çalışma sakın.."

24 saat Kütahya'yı yaşıyor.. 24 saat içinde yaşadığı o bitmez tükenmez hazinenin bir yeni boyutunu keşfe uğraşıyor.. Bitmez tükenmez, bu "Keşfettiği" Kütahya'yı dünyanın da keşfetmesi için neler yapılır uğraşıyor..

Ben onu bulmadım..

O beni buldu..

Biliyor.. Beni yakalar Kütahya'ya getirirse, şahid olacağım güzelliklerin beni büyüleyeceğini biliyor.. Büyülendiğim zaman heyecanla yazacağımı biliyor.. Yazdığımda üç kişinin daha Kütahya'yı merak etmeye başlayıp oralara geleceğini biliyor.. Yazdığım zaman, yerel ve genel yönetimlerin Kütahya'ya biraz daha eğileceğini umuyor..

Kütahya'ya kimin yararlı olacağına aklı yatarsa, onun peşine düşüyor..

Kaç yıldır "İlle de gel" diye koştu Allah koştu..

Yahu, bura uzak.. Mazerete bak.. Gazetecinin mazeretine bak.. Uzak!.. Uzak olan bizim kafamız aslında.. Uçak olsa, belki daha evvel giderdim, ama 4 saatlik karayolunu göze alamadım bir türlü.. O kara yolu ki, bir başka cennet.. İzmit'ten Sapanca, oradan hele TEM'den çıkıp 650 numaralı devlet yoluna girdiniz mi, cennete girmiş gibi oluyorsunuz.. Bilecik, Bozüyük.. Kütahya.. İnanın dört saat nasıl geçiyor farkında olmuyorsunuz.. Bir yeşil, bir renk cümbüşü..

İsterseniz durak yapın.. Sapanca- Bilecik arasında Varan'ın bir tesisi var.. Nasıl şirin, nasıl temiz.. Ve de yemekler nasıl lezzetli.. Dağ başında Kuzu Elbasan Tava bulunabilir mi?.. İstanbul'da kalmadı artık.. Parmaklarımı beraber yedim..

Varan adı, durup dururken marka olmamış ki.. Adamlar adlarının arkasında duruyorlar, işte böyle..

Lafın ucunu kaçırdık işte.. Sıtkı Ustayı anlatırken.. Dört yıldır, atlatmalarımdan bıkmadan, usanmadan beni Kütahya'ya çağıran Sıtkı Ustayı..

Sıtkı Usta, ciltlere sığmaz.. İki yazıya sığar mı?.. Cuma devam edeceğiz ve Sıtkı Usta'nın özetini bitirebilirsek, Kütahya yöresinde gördüğümüz, daha doğrusu belki de onda birini ancak gördüğümüz hazineyi anlatmaya başlayacağız..

Bizimkilerle beraber!..
Karaköy Rotary her yıl çok güzel bir buluşma düzenliyor.. Emekli valilerle öğle yemeği.. Ali Kocatepe "İlle gel" dedi.. "Senin Mülkiyeli ağbilerin ve arkadaşların da var, onları görürsün.."

Denk geldi, gittim.. 30 yıl sonra Mülkiyeliler buluşması gibi bir şey.. Ben de İdari Şubesinden mezunum Mülkiye'nin.. Vali olabilirdim, gazeteci oldum.. Okul ve mesleğe ayni günlerde başlamışken..

İyi ki, bu mesleği tercih etmişim.. Yoksa ben de, onlar gibi emekli sıfatı ile olacaktım orada.. Oysa bizim mesleğin emekliliği yok..

Elin kalem tutttukça, ölene dek..

Ve de işin asıl güzel yanı.. Asıl harika yanı..

"Bakın Sayın Valiler" dedi, yıllardır bugünü organize eden Orhan Karul "Bunca yıllık devlet, bunca yıllık Anadolu deneyiminiz var. Bunları sizden sonraki kuşaklara bırakın. Anılarınızı yazın. Biz bastıracağız.."

Bu devirde kitap bastırmak dünyanın en zor işi, bilirim..

Ama dahası var..
"Eğer siz uğraşamazsanız, sekreter verelim. teybe okusun. O çözer biz baskıya hazırlarız.."

Daha ne olsun.. Daha ne olabilir ki?.. Bu nasıl güzel bir teşvik, bu ne anlamlı bir görevdir..

Üç valinin anılarını basmışlar bugüne dek. Rotari üyesi Aydın Begiter, hani o Es Es'in anlı şanlı Begiter'i söz verdi, bana yollayacak hepsini..

Bravo Karaköy Rotary'ye..

Bir minik uyarım olacak.

Uygar ülkelerde bu tür bir araya gelmelerde, kapıdan giren herkes, masadan yakasına takacağı minik tabelayı alır.. Adı yazar üzerinde.. Bu sayede, kendini tanıtmak, ya da karşındakini tanımak gibi sıkıntılı anlar yaşanmaz.. İnsanlar birbirlerine "Bu kimdi, şu kimdi" diye fısıldaşmak zorunda kalmazlar..

Orada çok değerli valiler vardı, ağabeylerim vardı.. Ama ben bir Namık Kemal Şentürk ile Nevzat Ayaz' ı tanıyabildim.. O da sık sık görüştüğümüzden.. 30 yıldır görmediğim Mülkiyeli ağabeyimi nasıl hatırlarım ki?..

Bunlar da Dansın prensleri..
İnsanın kaç kimliği vardır kimbilir?..

O gece Lütfi Kırdar sahnesindekilerle nasıl ortak kimliklerimiz vardı..

Bir defa bu cennet vatanın, bu kültür hazinesinin ortak çocukları idik..

İkincisi.. Kökenimiz de ortaktı.. Kafkasya'dan gelmiştik..

Çıktığımız yer ortak.. Vardığımız yer ortak.. Kardeş olmamız için yetmez mi?..

Kafkasya'nın farklı halklarından geliyoruz diye, düşman olmak yerine..

***
Pangaltı Lisesinden Yetişenler Derneği, önayak olmuş.. Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül büyük çapta destek vermiş.. Ortaya fevkalade görkemli bir şov çıkmış..

Kalabalık bir koro, kalabalık bir dans gurubu, Ermeni halk şarkıları söylediler, Ermeni Halk Dansları sundular..

Nasıl, ama nasıl güzeldi..

İki yıldır hazırlanıyorlarmış bu gösteriye.. Çok yardım, çok destek gelmiş, buna rağmen 20 bin dolarlık harcama da yapmışlar..

Yarısı o çok çarpıcı kostümlere gitmiştir herhalde..

Anadolu, Ermeni ve Türk Kültürlerinin hem de nasıl yoğrulduğu bir eşik ve beşik olmuştur.. Yemeğinden müziğine.. Giyiminden, dansına..

Hangisi kimindir bilemezsiniz.. Önemli de değildir. Önemli olan, iki halkın bu kadar ortak zevk ve lezzetinin oluşudur..

Bir Kazazska oynadılar.. İşte bizim Çerkezlerin Şamili bu.. Nasıl keyifli, nasıl hünerli oynadı, Talar gençleri.. Karadeniz'in o en hızlı horonları, Çerkez kızlarının o nazlı adımları, hep ayniydi.. Hep ayni!..

Anadolu kültürü işte bu.. Anadolu mozayığı dediğimiz işte bu..

Binlerce benzer yanımızın üzerine dostluk, sevgi, kardeşlik anıtları dikeceğimiz yerde, bir tanecik ayrılığı kaşıyıp, düşmanlık, kin, nefret tohumları ekmek yakışıyor mu bize..

İstanbul'un güzelliği idi, azınlıklar.. Rumlar, Ermeniler.. Yahudi, Arnavut, Laz ve Boşnaklar.. Ve de aklınıza daha gelirse onlar.. Karagözde onlar vardı, orta oyunlarında onlar, operetlerde, tiyatrolarda onlar.. Sokakta, dükkanda, camide, kilisede, sinagogda onlar..

Bu mozayık bozuldukça, İstanbul bozuluyor, farkında değiliz.. Talar'ın gençlerini, Dansın bu coşkulu prens ve prenseslerini öyle keyifle seyrettim ki..

Teşekkürler dostlarım.. Kardeşlerim!..

TEBESSÜM
Fıkra Yıldırım Tuna'dan

İngiliz turist ilk defa gittiği Roma'da birinci gecesinin sevincinde kaldırım kahvelerinden birinde capuccinosunu yudumlarken yanına güzel şirin bir kız oturmuş..

"Selam!" demiş adam "İngilizce biliyor musun?!"

"Çok az!" demiş kız. "Ne kadar?" "Elli Dolar..!"

SEVDİĞİM LAFLAR
Hayat ancak uzaktan bakıldığında tarif edilebilen, oysa tam ortasında yaşadığınız güzel manzaraya benzer.

Charles A. Lindbergh (1902- 1974)

BİZİM DUVAR
Meclisin önüne bir Atatürk büstü konsun ve tüm politikacılar sırayla gidip ağlasın "Çok yanlışım be Atam.. Çok Yanlışım be Atam.."

Hakan&Utku

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır