ANAP'ta savaş
DGM savcısı ve jandarmaya karşı açtığı savaşın gerilimi biraz yumuşarken ANAP bu kez de "iç savaş" bunalımına girdi.
Mesut Yılmaz, beyaz enerji soruşturması ve gizli telefon dinlemeleri çerçevesinde yürütülen faaliyetin, gerçekte kendisine yönelik bir tasfiye girişimi olduğuna inanıyor.
Ve İçişleri Bakanı Tantan'ın, bu komplo içinde "siyasi çıkar amaçlı" bir rol üstlendiğini de iddia ediyor.
Gazete manşetlerine yansıyan polemik, gösterildiği gibi "şifreli" değil açıktan açığa suçlamalar içermektedir.
Yılmaz pazar günü İstanbul İl Kongresi'nde "Hiç bir parti ANAP kadar ihanete uğramadı. Yolsuzluğa karşı mücadeleden halk kahramanlığı çıkarmak isteyenler var" dedi.
İhanet ve kahramanlık sevdası suçlamasının hedefi İçişleri Bakanı Tantan'dır.
Sadettin Tantan da bu hücuma "İnsanlık tarihte Nemrut ve Firavun'un sonunu hatırlasaydı hata yapmazdı" diye cevap verdi.
Hazreti İbrahim'in peygamberliğini kabul etmediği için Kur'an'ın lânetlediği despotlara gönderme yapmak ne anlama geliyor?
Bunu herkes tahmin edebilir.
Yılmaz dün "Bakanlar, başkalarıyla işbirliğine giremez. Bir kez daha ikaz ediyorum, sonra gereğini yaparım. Milletvekillerini halk seçer, bakanları ise ben seçerim" dedi.
Bu, uzlaşmaya yanlı görünmeyen Tantan'a yönelik açık bir tehdit içeriyor.
Mesut Yılmaz bunu yapabilir mi?
Kabinede revizyon talebi Ecevit ve Bahçeli tarafından da kabul edilseydi Mesut Yılmaz o paket içinde Tantan'ı tasfiye edebilirdi.
Ama şimdi tek başına Tantan'a karşı bunu yapamaz. Kamuoyundan gelecek tepkiyi ve bunun zararlarını göze alamaz.
O nedenle iki tarafa da galibiyet vaad etmeyen bir savaştır bu. Yolsuzluklarla mücadeleye olduğu kadar, hükümetin güvenilirliğini daha çok zedeleyerek ekonomik programa da zarar verecek bir dinamittir.
ANAP bu sorununu, siyasi istikrara ve ülkeye zarar vermeden çözmenin basiretini göstermeye mecburdur.
İşçi ödedi..
Türkiye'de iyi şeyler de oluyor..
450 bin kamu işçinin toplu sözleşme görüşmeleri anlaşmayla sonuçlandı.
Sendika, hedef alınan enflasyonun çok altında bir ücret artışına razı oldu. Bu, övgüye lâyık, benzersiz bir fedakârlık örneğidir.
İşçi kesimi, krizden çıkma yolundaki çabalara böylece yalnız maddi katkıda bulunmakla kalmamış, ekonomik programa güven duyduğunu da ortaya koymuştur.
Şimdi bu örnekten öteki toplum kesimleri de ders çıkarmalı ve hükümet de bu değerli krediye lâyık olduğunu göstermelidir.
Bu noktadan sonra siyasi yatırım hovardalığı yapmak, yalnız işçi kesimini değil, topyekün kurtulma umutlarını da harcamak olacaktır.
Kızılay'dan cevap
Kızılay'la ilgili dünkü yazıma Genel Başkan Dr. Ertan Gönen bir cevap yazısı gönderdi.
Gönen, odalarda 2'şer, 3'er kişilik gruplar halinde çalışan müfettişlere makam aracı tahsis edilmediğini, "havuz"daki hizmet araçlarından yararlanmaları uygulamasına da 13 Mayıs'ta son verildiğini bildirdi..