kapat
20.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ALİ BAYRAMOĞLU(abayramoglu@sabah.com.tr )

Değişime dair...

Dün değişime ve koşullarına değinmiştik. Konuya başka bir açıdan devam edeceğiz, bugün.

Önce genel bir sezimizi ya da kanaatimizi ifade edelim:

Değişim sürecine, değişim talebine yönelik dirençler ve onun etrafındaki kara çatışmalar ne denli hız kazanırsa kazansın; önümüzdeki yılların anahtar sözcüğü "açık toplum" talebi olacak.

Bugün Türkiye'nin durduğu yer 28 Şubat depreminin süzgecinden geçmiş, devlet-birey ilişkisini somuta indirmiş, demokrasinin yaşamsal önemini farketmiş, sosyal, ekonomik, kültürel beklentilerin temel hak ve özgürlüklerle yakın ilişkisini görmüş; talepkâr ve "tersinmez" bir noktadır.

Evrensel gözlükle bakıldığı zaman ise ortaya şu görüntü çıkar:

Bireyin kendisini yeniden tanımlamasında, toplumsal tasavvurlarda, kültürel talep ve hareketlerde "gelecek zaman merkezli 20. Yüzyıl"dan "şimdiki zaman merkezli 21. Yüzyıl"a geçiş ile Türkiye'nin Batı'yla ikinci sıcak tarihi karşılaşması ilginç bir şekilde, biraz da zorunlu olarak kesişmiştir.

Bu durum, zihinsel ve kültürel nitelikli köklü değişim gerçeğinin toplumsal kaynağını oluşturur; buna şüphe yok.

Nitekim bugünü feda ederek, bugünü ihmal ederek yarına yatırım yapmak; yarını inşa etmek, yarını kurmak hedefi her geçen gün bir değer olmaktan çıkıyor. Gelecek hedefli kalkınma adına toplumsalın, adaletin gözden ırak tutulmasının ölümcül faturası da ortada.

Türk toplumu bu gerçeği 90'lı yıllarda kimlik grupları, yeni toplumsal tabakalaşma ve yeni seçmen ittifakları çerçevesinde sadece kendi içinde üretmekle kalmadı; Batı'yla sıcak temas sürecinde katmerli olarak yaşadı ve içselleştirdi. Bugün ruhumuza egemen olan, "siyaseti dışlayan değişim şiarı, yani şizofrenik depolitizasyon" hali, "travmatik kimlik yırtılmaları", buradan yükselen "mandacı ruh ve milliyetçilik çelişkisi" bu durumun sadece geçici alt ayrıntılarını oluşturuyor.

Nitekim bu ülkedeki açık toplum talebi, gelişkin temel hak ve özgürlükler arayışı, siyaset karşıtlığına rağmen bir vakıa. Ve gücünü "şimdiki zamanın siyasallaşması"ndan, bu siyallaşmanın karşı koyulmaz rüzgârından alıyor.

Değişime ilişkin bu "toplumsal" kaynağın, sadece Türkiye açısından değil tüm evren açısından, "genom"un keşfinde olduğu gibi "şimdiki zaman"a endeksli bir toplumsal algıyı somutlaştıracak, hatta mutlaklaştıracak "etik ve teknolojik kaynaklar"la pekiştiği ortada.

Şimdiki zaman üzerine kurulu olan, ekonomik ile kültüreli iç içe sokan, mikro sorunları makro sorunlar kadar tayin edici hale getiren, toplumsalın yeniden ve bugüne yönelik keşfini hayati kılan bu değişim gerçeği; herşeyden önce "toplumsal siyaset"in kazanması gereken ve kazanacağı önemi ifade eder. Etik, katılım, adalet kavramlarının yenilenen gücüne ve önemine gönderme yapar.

Şüphe yok; bu koşullarda Türkiye'nin sorunu; değişime değişmeden uyum sağlamaya çalışan, yarın adına bugünü feda etme çabasını elden bırakmayan, bu çerçevede bir yandan siyaseti diğer yandan toplumu ve onların ayrılmaz parçaları, temel hak ve özgürlükleri gasp eden yönetim zihniyeti ve ataerkil siyaset gerçeğidir.

Bu yapı bugün değişimi tekeli altına almaya, devlet eksenli değişim gerçeğini ülkeye kabul ettirmeye çalışıyor. Bunu yaptıkça siyaseti, toplusalı, özgürlükleri biraz daha boğuyor. Başka bir deyişle hem içeride üreyen hem dışarıdan yansıyan değişim girdilerini değişmek ve değiştirmek için değil, "bireyi ve hukuku dışlayan Türk modernleşmesi"nin ürettiği rant ve tekel yapılarını pekiştirmek için kullanılıyor.

Türkiye yarınlarda bir kez daha bu direnç ile tersinmez değişme talebinin çatışmasını yaşayacak...

Bilin ki, etikten estetiğe, devletten topluma, insandan özgürlüğe her yeri ve her şeyi içinden kuşatan köklü değişim dalgası, gün gelecek "kâğıttan kuleleri" yerle bir edecektir.

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır