Bir video klip seyrettim. Türkiye'nin "masumiyet çağı"nın belgeselcisi olan Nebil Özgentürk yönetmiş.
Klipte Cahit Berkay'ın film müzikleri, Türk sinemasının tanıdık yüzlerine eşlik ediyor.
Gülümseyen, kaygılanan, şaşıran, öfkelenen, kızan, acı çeken, ağız dolusu kahkaha atan insan yüzleri.
Yani bizim geçmişimiz: Masumiyet çağımız!
Klibi izlerken Cahit'i düşündüm: Yüreğinin aydınlığı, saçlarının ve bıyıklarının akına vuran besteci Cahit Berkay'ı.
Eline aldığı her enstrümana parmaklarının dokunuşundaki tadı katan usta müzisyeni.
Gitarı, yaylı tamburu, bağlamayı Cahit'çe çalan yetenekli dostumu.
80'lerin başında Paris'te onunla ve Engin'le yaptığımız güzel çalışmayı hatırladım.
Müziğimizde bir kuyruklu yıldız gibi parlayan Moğollar'ı bir kez daha takdirle andım.
Ve bunca olaya, bunca sıkıntıya ve sırtlan sofrasına rağmen müziğindeki, yüzündeki ve yüreğindeki gülümseyişi yitirmeyen Cahit'e "Ellerine sağlık" dedim.
Bizim buralarda pek adet olmayan "kadir kıymet bilme" duygusunu yaşatan Nebil'e de öyle!