Çocukluğumda gördüğüm o kitap ve o kitaptaki fotoğraf beni hep duygulandırmıştır.
Kitabın ismi, "Türkiye'nin harika çocukları.."
Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayımladığı o kalın kitapçığa bakıyorum da kimler yok ki?..
Dünün çocukları, bugünün ünlü siyaset ve bilim adamları..
Bir fotoğraf, gözleri kalemle karalanmış bir fotoğraf hep beni duygulandırmıştır.
O fotoğrafın kahramanının hikayesini yıllar sonra öğrenmem ise inanılmazdı.
O kalın kitapta, liseli kızın fotoğrafını gösterince büyüklerden biri, "Haaa. Bizim liseli deli kız.." dediklerinde şok geçirmiştim.
Hikayeyi anlattılar;
K.Maraş'ın Elbistan kasabasında okuyan o harika çocuk, çocuk yaşta evlendirilme kararı alınır. Karar iki ailenindir. Oysa harika çocuk okumak ister.
Ama..
Her şey isteyince olmuyor. O liseli kız, birlikte okuduğu Mehmet'le evlenir.
Evlenir de liseli kızın şartları vardır. Der ki; "Ben ata binerek gelin olmam. Ben Atütürk'ün kızıyım. Araba isterim.."
Kaymakam beyin üstü açık jipi gelin arabası olur. Kar yağışı ve soğuk önemli değildir. Önemli olan istektir, gerçekleşir.
Ama..
Bu kez, "Davul zurna istemem, orkestra isterim.." der.
Belediye, Meclis kararı çıkarır. Adana'dan müzisyenler bulunur, Belediye'de iş verilir.
Düğün orkestra eşliğinde yapılır. Halay çekilmez, modern dans yapılır.
Ama..
Bu kez liseli kız bütün kasabayı şaşırtan bir istekte bulunur;
"Ben kocamın koluna girerek damat evine gitmek isterim.."
Bu istek de kabul edilir.
Yani..
O köy düğünü gelenekleri içinde değil..
İlk kez bir liseli kız, Atatürk'ün Türkiye'sinde, bir kasabada, çağdaş bir düğünle evlenir.
Büyükler şöyle anlatırlar; "Liseli bir deli kız yüzünden kasabamızın düğün şekli değişti. Genç kızlarımız davul-zurna istemez oldular. Hepsi orkestra eşliğinde vals yaparak evlenmenin mutluluğunu yaşadı."
O yaşlı büyükler anlatırken devam ederler;
"Yıllardır bu orkestra görev yapar. O liseli deli kızdan sonra hepsi kadrolu müzisyen oldular.."
Peki nerden mi biliyorum bütün bu olayları?
Biliyorum efendim, biliyorum;
Liseli deli kız benim annem.
Liseli deli kız denilen H. Ayşe Özcan (Kanat) benim canım annem.
1948 yılının harika çocuklarından biri olan o güzelim Atatürk'ün kızı benim annem.
Bir efsane gibi K. Maraş'ın Afşin-Elbistan kentinde hala konuşulan, hala genç kızların bir lideri benim annem.
O annem ki, çocukluk aşkı Mehmet (Kanat) ile 40 yıllık bir unutulmaz evlilik yaparak bizleri yoklukla eğiten, yetiştiren biri.
Bugün Anneler Günü.
Annem için yazılmış birkaç satırla neyi anlatabilirim ki?
Lise'den sonra okuyamadı, okutmadılar.
Ama.. O okulda olmasa da Atatürk'ün kızı olarak etrafına ışık saçtı. Öğretmen oldu, ders verdi, halı dokudu, çevresine örnek oldu.
Hepsinin ötesinde. Kimsenin de umurunda olmasa bile benim umurumda
Çünkü beni doğurdu!.
"Toprak Ananın simgesidir. Süt ve bal ırmaklarının aktığı bir yerdir.
Süt, sevginin ilk yönünün, ilgi ve bakımın simgesidir.
Bal yaşamın tatlılığını, yaşama sevincini, yaşamanın verdiği mutluluğu gösterir.
Annelerin bir çoğu süt verebilirler; oysa annenin bal verme yetisine sahip olabilmesi için o kişinin yalnız iyi bir anne olmakla kalmaması, sağlıklı mutlu, huzurlu bir insan olması gerekir.
Bu duruma ulaşan annelerin sayısı pek kabarık değildir.
Annenin çoçuk üzerindeki etkisi ne denli büyütülürse büyütülsün abartılmış sayılmaz.
Annenin yaşama sevgisi de, tıpkı huzursuzluğu gibi bulaşıcıdır. Her iki tutum da çocuğun kişiliğini çok derinden etkiler
Gerçekten büyükler gibi, çocuklar arasında da annelerinden yalnız süt emenlerle, süt ve balı bir arada alanları birbirinden ayırmak hiç de zor değildir."
* Anneler Günü'nün bir gün öncesi bu yıl da yurt genelindeki mağazalarda Anababa Günü olarak kutlandı. Alışverişin ana sponsoru yine babalardı. Böylece babaların da boynu bükük kalmadı. Onlar da günlerini gördüler.
Anneler günü kutlamaları ekonomik kriz yüzünden olaylı başladı.
* Memleketin dört bir köşesinde peş peşe ortaya çıkan Atilla Taş anneleri geçen Pazar günü bir araya gelerek Şükrü Saracoğlu Stadı'nda ilk genel kurullarını yaptı. Niğdeli Attila Taş Anneleri ile Kastamonulu Atilla Taş anneleri tören yürüyüşünde birbirlerine girerken, Sivaslı Atilla Taş anneleri oturdukları koltukların daha önceden yumurta kırılıp tezekle kaplandığını öne sürerek olay çıkardılar. Genel başkanlığa seçilen anne Naciye Taş, teşekkür konuşmasında hedeflerinin ilk seçimde iktidara gelmek olduğunu açıkladı.
Tören tüm Atilla Taş annelerinin Ham Çökelek eşliğinde dans ederek sahaya Atilla Taş yazmaları ile sona erdi.
* Kemal Derviş yaptığı basın toplantısında annelere zam yapmalarının mümkün olmadığını, bunun için bütçede kaynak ayrılmadığını ayrıca IMF'ye verilen Niyet Mektubu'nda bu konuya değinilmediğini açıkladı. Annelerden fedakarlık beklediğini açıkladıktan sonra düşüp bayılan Derviş'in çok çalışmaktan sürmenaj olduğu öğrenildi.
* Yaşayan en yaşlı anne seçilen Aysel Gürel ödül töreninde yaptığı konuşmada "Ölecek ölecek öleceksiniz, yaşlı anne neymiş şimdi göreceksiniz" diyerek jüriye saldırdı.
* Mustafa Denizli Anneler Günü kutlamalarına Fenerbahçe'nin de katılmasını sağlamak amacıyla futbolcularına Pazar günü ana dilinde konuşma izni verdi. Fenerbahçeli futbolcular Erzurum maçında bu nedenle anlaşamayıp ilk yarıyı mağlup kapatınca Denizli Anneler Günü kutlamasına ikinci yarıya çıkmadan son verdi.
* Galatasaray Kulübü'nde anneler günü kutlamaları haftalar evvel takımın annesinin ligine dönüş yapmasıyla başlamıştı. Ankaragücü karşısında alınan mağlubiyetle taraftarın anası ağlatılarak kutlamalarda göz yaşartıcı bir başarı sağlandı. Takımın kutlamalara bugün G.Antep'de de aynen devam etmesine kesin gözüyle bakılıyor.
* Günün en mutlu annesi bu yıl ilk anneler gününü kutlayan Nilüfer oldu. Reha Muhtar gün boyu hiç soru sormayarak sevgilisi Nilüfer'e hediyelerin en güzelini verdi.
hakanutku@hotmail.com