Başarmak istiyorsak
Beklediğimiz dış desteği fazlasıyla aldık ama bu parayı doğru yerde kullanmazsak yanarız..
Elektronik postamda dün "K. İnal" imzalı bir metin buldum. Siyasetçilerimizin kafa yapısını iğneliyor:
Amerika dönüşü kocaman bir bavulla meclis kürsüsüne çıkan Derviş "Bu bavulda tam 14.3 milyar dolar var" demiş.
Arkasından da sormuş:
- Bu parayı nüfusumuza bölersek kişi başına kaç dolar düşer?
Milletvekilinin biri hemen cevap vermiş:
- 26 milyon dolar..
- Ama 14.3 milyarı 70 milyona böldüğümüzde 26 milyon çıkmaz ki..
- Ben onu 70 milyona bölmedim.
- Kaça böldün?
- 550'ye!. (Milletvekili sayısı)
Türkiye, IMF'den para almak için taahhüt ettiği reformları, parayı aldıktan sonra yapmayarak dünyanın en borçlu, en kirli, en işsiz, en adaletsiz ülkesi haline geldi.
Peki artık tövbekâr olduk mu?.
Eş zamanlı reform
İtibarlı The Economist dergisi "Eğer Derviş söylediklerini başarabilirse, bu sadece ekonomi idaresinde değil, 50 yıldır değişmeyen Türk siyaset hayatında da bir devrim yaratacaktır" diyor.
Doğru.. Bu parayı, yatırımlar ve sosyal programlar için kullanamayacağız, vadesi gelmiş dış borç taksitlerini ödeyeceğiz.
Yapmamız gereken, bu yardımın kazandıracağı zaman zarfında, borçlarını kendi gücü ile ödeyebilen bir ekonomik düzen kurmaktır.
Yani bu paralar, siyasetçiler tarafından asla oy satın almak için harcanmamalı.
Çare, partiler ve seçim kanunları ile yapılacak siyasi reformları, ekonomik programın gerçekleşmesi sonrasına bırakmamaktır.
Çünkü devlet rantını oy toplamak amacıyla kullanma yolu şimdiden tıkanmadığı takdirde, siyasetçiler paranın bir kısmını alıp durumu biraz düzelttikten sonra yardımın son dilimlerini feda edebilirler ve...
Seçim kaygısı ile ülke geleceğini yeniden riske atabilirler.
Seçilmiş başbakan
Bu tehlikeyi yaratan virüs kolay ölmez. Siyasetçiler, devlet parasına hükmetme avantajını, bürokrasi de ayrıcalıklarını bırakmamak için sonuna kadar savaşacaktır.
İşte tasarruf genelgesinin makam araçları ayağı inat ediyor: İlk aşamada 26 bin aracın devri beklenirken sadece 3 kuruluş 57 adet araç için bildirimde bulundu.
Enflasyona tutsak bir siyasetin hastalıklarını yenmek ancak güçlü bir iktidar, yasa ve denetim yapmakla görevi daraltılarak etkinleşmiş bir meclis gerektiriyor.
Bu meclisin üyeleri bakan olmamalı, olacaksa milletvekilliği sona ermeli.
Gençlere ve meslek sahibi yetişmiş insanlara siyasetin yolunu açmak, dar bölgeli iki turlu seçimle mümkün olabilir.
Güçlü bir iktidarı da, halk oyu ile ve yine iki turlu seçimle belirlenecek bir devlet başkanı temsil edebilir. Eğer başkanlık sistemi istenmiyorsa Türk halkı da başbakanını İsrail'deki gibi doğrudan kendisi seçmeli.
Bunlar yapılmazsa ne olur?
Ekonomik program biraz havalanır, siyasi arıza nedeniyle yan yatar ve CASA uçağı gibi çakılır!