kapat
14.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
SEDAT SERTOĞLU(ssertoglu@sabah.com.tr )

Ne ekersen...

Ne güzel söz.. Ne özlü söz.. Ne ekersen, onu biçersin.. Kıbrıs'ta, yıllardır ektiklerimizi artık biçmeye hazırlanıyoruz..

Bu sorunun çözümünde sürekli ayak sürümenin, yanlış politika üretmenin, dünyadaki değişim rüzgarlarını yok saymanın sonucu, nihayet ektiklerimizi biçme noktasına geliyoruz.. Gözümüz aydın..

Dışişleri Bakanı dostum İsmail Cem ile uzun süredir konuşmadım.. Birkaç ay önceki son görüşmemizde, Kıbrıs konusunda çok hararetli tartışmalar olmuştu aramızda.. Böyle gidersek, başımıza neler gelebileceğini anlatmıştık Cem'e.. Ama Cem'in bize hak vermesi mümkün değildi. O, nihayet, bir hükümetin içinde idi ve siyasi sorumluluğu vardı..

Sonra Kıbrıs sorununda o kadar çok "Ben merkezli" odak var ki Ankara'da. Sayalım: Ecevit, Sina Gürel, Cem, Bahçeli ekibi ve de Genelkurmay.. Eskiden Demirel'de bu kadroda idi.. Her kafadan bir ses.. Dışişleri'nin bugünkü kadrolarını Cem'le tartışırken "Kıbrıs konusunda bu kadar Şahin'i biraraya toplamak da başarıdır" demiştim..

Yıllardır diyorduk ki, "Masadan kalkmayın.. Federasyonu tezini değiştirmeyin.. Uyguladığınız bu yanlış politika yüzünden Türkiye ve KKTC'nin başı ciddi biçimde derde girecek.. Yepyeni değerler var artık. 1970'lerin 3'üncü Dünyacılığı oynamanın anlamı ve mantığı yok.. Bu gidişin sonu felaket olacak.."

KKTC'de yaşayanlar, Rum pasaportu alıp, kapağı yurt dışına atmaya başladı.. Veya gitmeye hazırlanıyor.. Çünkü umutları kalmadı.. Gelecek için ışık göremiyorlar.. Türkiye 1974 yılından bu yana, adam gibi hiçbir yatırım yapmadı KKTC'ye. Demirel'in bir kerelik yaptığı su şovu hariç, bunu bile başaramadı.. KKTC halkı Türkiye'den çok mu memnun? AB dışında kalmaktan çok mu memnun kalacak?

Yeni bir müzakere pozisyonu üretmeliyiz, hem de hızla.. Hızla Federasyon'a dönmeli ve örneğin Maraş kartını masaya koymayı planlamalıyız. Rumlar'ı zor duruma düşürecek, Batı'yı "Türkiye bu noktada haklı" dedirtecek, yepyeni açılımları gerçekleştirmeliyiz..

Şimdi biliyorum, "Bu kadrolarla mı?" diye soracaksınız.. Değiştirilmezlerse evet.. Çünkü Türkiye bunu yapmaya mecbur.. Eğer biz harekete geçip yeni politikalar ve çözüm yollarını masaya getirmezsek, bu işin sonu nereye kadar gider biliyor musunuz?

Türkiye'ye ambargoya kadar gider..

Yani işin hiç, ama hiç şakası kalmadı.. Özellikle de askerlere sesleniyoruz; bu ambargo gelirse, size de dokunabilir ucu.. Haberiniz olsun..

Başbakan Ecevit farkında mı bilmiyoruz.. Ama Türkiye'nin tüm dış ilişkilerini paramparça edebilecek kadar tehlikeli bir gidiş bu..

Bunu biz görüyoruz.. Mesajlar geliyor her yandan.. Üstelik bunlar son derece yakın askeri ve ekonomik ilişkilerimiz olan ülkelerin temsilcileri.. Peki, biz bütün bu mesajları alıyoruz da, Dışişleri Bakanlığı almıyor mu? Bize sorarsanız mutlaka alıyor. Alıyor da, sonra, bunların gereğini nasıl yerine getiriyor, işte o belli değil..

Bu noktada belki Genelkurmay'ın devreye girip, Dışişleri'ne sormasında büyük yarar var.. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu, İsmail Cem ile konuşsa, "Belki bütün gerçekleri Cem kendisine anlatabilir.. O da MGK'de konuyu bütün çıplaklığı ile masaya getirebilir.. Ve Türkiye hızla harekete geçer.."

Biz istediğimiz kadar kendi kendimize konuşalım, Kıbrıs Rum kesimi bizim hatalarımızdan da kaynaklanan nedenlerle, AB üyeliğine doğru dört nala koşuyor. Ondan sonra "Tut tutabilirsen KKTC'li Türkleri.."

Gerçekçi olalım.. Kendimize yalan söylemeyelim..

Keynes'in ünlü bir sözü vardır:

"Zorluk, yeni fikirlerde değil, eski fikirlerden kurtulmakta yatar.."

Bilmem anlatabildik mi derdimizi..

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır