Daha iyisine de lâyıktık. Ancak dün, Cuma gecesinin aksine Efes Pilsen, Efes gibi oynayınca, maçı kazanmanın da ötesinde hem zevk aldık hem de Paris'te bulunmamızın bir tesadüf olmadığını herkese gösterdik.
Efes dün ilk yarı süresince eline geçirdiği 35 hücumdan yüksek bir yüzdeyle 48 sayı üreterek, maçı kazanmasını bildi. Sahaya giren her oyuncu formasının hakkını verdi. Hedefimiz şampiyonluktu, olmadı. Ancak Efes Pilsen gibi bir takımımız olduğun için ülke insanı olarak gurur duymalıyız. Bu gençler bu organizasyonda, mutlaka bir gün Türkiye'ye bu kupayı getirecekler.
Koç Oktay Mahmudi bu şampiyonada artık iyice takımına hakimdi; oyuncuların üzerindeki otoritesiyle ve her oyuncusunu kendilerinden verim alacak şekilde kullanarak, bir kez daha gelecek senelerin takımının başarısının sinyallerini şimdiden verdi.
Efes Pilsen, CSKA Moskova karşısında %0'lık üçlük yüzdesi, uzun rakibi karşısında ribauntlardaki üstünlüğü (35-34) ve özellikle Mulaömeroviç'in asistlerdeki (24 asistin 12'si) başarısı ile oyunu kontrol altında tuttu. Hem maçı, hem bütün seneyi istikrarlı performansıyla domine eden Drobnjak yüzde 60'lık şut yüzdesi ile ürettiği 25 sayı ve topladığı 7 ribauntla maçın yıldızıydı.
Efes tarihi görevini yapmaya devam ediyor. Son notumuz takımdaki gençlere. Bu fırsatlar hayatta az gelir. İnsan başarmak için her fırsatı kadar kullanmalıdır. Kendi fırsatını yaratabilmek için önümüzde bir yıl daha var. Hem çalışacağız hem de önümüze çıkan fırsatı bu kez iyi değerlendireceğiz.