kapat
14.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Anneler Gunu
 

Ata'yı kilitlediler


Trenle Hatay'a giden Atatürk'ün kompartmanında nöbet tutan er, kapıyı kilitleyerek tuvalete gitmiş. Atatürk, olaya çok sinirlenmiş
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün yakın korumalığını yapan Finikeli Gedikli Başçavuş Hasan Öztürk ile şoförlüğünü yapan Kemal Özada'nın, Atatürk'e ilişkin bilinmeyen anıları, Tarihçi-Yazar Ertuğrul Kapusuzoğlu'nun "Finike" adlı kitabında yayınlandı. Kkitapta, 29 Ekim 1998'de ölen "Yazırlı Hasan Çavuş" ile ölümünden 1 yıl kadar önce gerçekleştirilen görüşmede kaydedilen anılar ile 1982'de vefat eden Özada'nın oğlu Erdal Özada'ya aktardığı anılar yer aldı. 1908'de Finike'nin Yazır köyünde doğan, Hasan Öztürk, Ankara Muhafız Alayı 3. Bölük'te hizmet görürken, Binbaşı İsmail Hakkı Teker tarafından, 12 Mehmetçikle birlikte, Cumhurbaşkanı Atatürk'ün köşküne yakın koruma olarak atanmış. İşte anılardan bazıları:

Çocuk! Siz varken bana hiç kimse saldıramaz
"Trenle yola çıktık. Konya'ya yaklaşırken Ata, kompartımanda uyuyordu. Kapısında nöbet tutan erin tuvalet ihtiyacı doğmuştu. Yerine bir nöbetçi bulamayınca, 'Nasıl olsa uyuyor, beş dakikada gelirim' diyerek, kompartımanının kapısını Ata'nın üzerine kilitlemiş. Ata, kapının kilitlenme sesini duymuş ve dışarı çıkmak istemişti. Kapının üzerine kilitli olduğunu anlayınca çok kızmıştı. Hemen kapının önünde toplandık. Bir er, kapıyı biraz zorlayarak açtı. Nöbetçi er de gelmiş, ne yapacağını şaşırmış, suçlu bir şekilde bekliyordu. Atatürk, nöbetçi mehmetçiğe nasihat etti: Çocuk! Siz varken bana kimse saldıramaz. Bu kapının kilitlenmesi hadisesi, bana saldırılmasından daha kötü. Ya yangın çıksa, o zaman ne yapardık? Bir daha böyle bir şey yapmayın."

Sizi 7 düvel yenemedi ben nasıl yenebilirim
"ATA bir sabah keyifle, Köşk'ün bahçesinde bizleri topladı, güreşmemizi istedi. Mehmetçikler keyifliydi. Çünkü Ata'nın huzurunda güreşmek herkese nasip olmazdı. 12 asker nöbeti birbirimize devrederek güreştik. Sanki küçük bir turnuva yapılmıştı. Çalışmalarımın karşılığını gördüm. Güreşlerin sonunda ben galip gelmiştim. Ata çok keyifliydi.

*'Hasan Çavuş, ufak tefeksin ama maşallah iyi güreşiyorsun' diye bana iltifat etti.

O'nun gözlerine bile bakamazdık. Başım yerde, 'Sağolun Paşam' diyebildim.

*"Finike'de başka pehlivanlar var mı' diye sordu.

*'Olmaz olur mu Paşam. Finike yiğit yatağıdır' dedim.

O, güzel gülüşüyle;

*'Şimdi söyle bakalım. Herkesi yendin. Peki bir de benimle güreş bakalım, beni de yenebilecek misin' dedi.

O'nunla nasıl güreşirdim? Ellerim zangır zangır titremeye başladı. Bir şöyler söylemek istiyordum, dilim dolaşıyordu.

*'Sizi yedi düvel yenememiş Paşam, ben nasıl yenebilirim' diyebildim.

Güldü. Cevabım hoşuna gitmişti. Çıplak sırtıma sevgi dolu bir tokat vurdu.

*'Yedi düvel beni değil Hasan Çavuş, sizi yenemedi. Mehmetçiği, Türk milletini yenemedi' dedi.

Vatandaş ölünce Ata, Mersin'e çıkmadı
"ATATÜRK, 'Hatay Meselesi'nde ne kadar kararlı olduğunu göstermek için bir 'Güney Gezisi' tertiplemişti. Gemi Mersin'de Liman'a yanaştı. Halk rıhtıma hücum etmişti. Fakat burada üzücü bir olay oldu. İzdiham sırasında yaşlı bir adam hayatını kaybetti. Atatürk, yaşlı bir adamın öldüğünü duyunca çok üzüldü. Liman'a çıkmadı ve yoluna devam etti."

Şık giyinen koruma Atatürk sanılınca...
"Samsun gezisindeydik. Biz, güvenliği sağlamak için O'ndan önce gemiden çıkmıştık. İlk karaya ayak basan da bendim. Halk birikmiş O'nu bekliyordu. Birden halk bana tezahürat yapmaya başladı. Şaşırmıştım. Halk beni Atatürk sanmıştı. Hemen gemiye döndüm. Ata bu durumu görmüş,gülümsüyordu. 'Özür dilerim Paşam, halk beni siz zannetti' dedim. 'Ne fark eder adaşım. Sen de Kemal, ben de Kemal' dedi."

Jaluziyi açamayan milletvekiline kahkaha
"KÖŞK pencerelerine jaluzi alınmıştı. Zaman zaman milletvekilleri O'nu ziyaret ederlerdi. Çoğu milletvekili jaluziyi yeni görüyordu. Atatürk, jaluziyi görmeyen, bilmeyen milletvekillerine 'Hava karardı, şu jaluziyi aç bakalım' derdi. Milletvekili şaşkın, beceremeyip uğraşıp dururken, Atatürk bu duruma kahkahalarla gülerdi."

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır