  
Sinsi talanlarla iri yalanları, sen affeyle ya Rabbi...
Başbakan Ecevit'i, çaktırmadan çevresindekilerin idare ettiği ve kendisini, aslında kimsenin dinlemediği söylentileri yaygındı.
Bendeniz şahsen, pek ihtimal vermemiştim buna. Elbet Ecevit'i de dinleyen birileri vardı.
Nitekim kendisi de resmen açıkladı:
- Beni de dinliyorlar...
Koskoca bir başbakan; hükümetin, yani yürütmenin başı... Kimin haddine düşmüş kendisini dinlememek...
Ancak ne var ki, galiba her zaman değil de, sadece telefonda konuşursa dinliyorlarmış...
Türkiye'de 1982 Anayasası'ndan yakınmayan kalmadı.
Ama yine de, kimse değiştiremiyor Anayasa'yı.
Ne yapacaksınız hayat bu...
Türkiye'nin halinden, en iyi kimler anlar biliyor musunuz?
Mutsuz kadınlar...
Onlar da, sabahtan akşama ağlamaklı gözlerle, kendisindenden yakındıkları halde; değiştirebiliyorlar mı kocalarını?
Bir hükümet krizi çıkıp, seçimlere gitmekten başka çare kalmadığında... Ve bu arada, bir de hiper enflasyon patladığında...
Ve bir de Avrupa Konseyi İnsan Hakları Mahkemesi, Ankara'yı Kıbrıslı Rumlara karşı tazminat ödemeye mahkm etmeye başladığında...
Vatanını herkesten çok sevdiği için; seçimlere adaylığını koyup da, kazanamayan siyasetçilerin geçim durumu ne olur?
Bir yerlerde, genel yönetim kurulu üyeliğine mi sığınırlar; yoksa inşaat sektöründeki kredi sorunlarını çözmek için, lobi faaliyeti yapmayı mı yeğlerler?
Öyle zor bir dönemde, onlar vatanı o kadar sevdikleri halde, vatan onlara ne verecektir?
Eveeet, ne yapacaksınız hayat bu...
Biliyorsunuz kadınları çok seven erkeklere de; kadınlar her zaman istediklerini vermiyorlar.
Hele aşık geçinenlerin, iflah etmez birer belalı olduğunu anlamışlarsa.
Devlet Bakanı Kemal Derviş de, nihayet; ne zaman, nasıl yanıt verileceğini öğrendi. Örneğin Ankara'da siyasal durum, bok üstün bok...
O zaman şöyle yanıt veriyor:
- Yorum yok...
Arpalık düzenini bozmaya kalktığı için Kemal Derviş'e kızanlar; toplantılarda yüzüne baka baka, hep aynı dizeyi okuyorlarmış:
"Bizim şeyhin kerameti olur menkul kendinden."
Derviş de; Ziya Paşa'nın, küçük kağıtlara yazdığı bir beytini uzatıyormuş onlara:
"åy”nesi iştir kişinin lafa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde."
Bizce de Ziya Paşa haklıdır; insanın eserinde görünür akıl düzeyi, telif hakkı unutulmuş olsa bile...
|