kapat
11.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ERDAL BİLALLAR(ebilallar@sabah.com.tr )

Yanıt geldi ama...

KIZILAY yönetimine yönelttiğim sorulara Genel Başkan Ertan Gönen imzalı 4 sayfalık yanıt geldi...

Yanıtta, bağışlanan taşınmazlar içinde rantı yükseklerin kiraya verildiği, geliri az olacakların da personele tahsis edildiği kabul ediliyor...

Etiler'deki 109 dairelik binada 60 dairenin ücretli olarak personele tahsis edildiği, bu dairelerin hiçbir lüksü bulunmadığı ileri sürülüyor...

Zeynep Kamil Kan Merkezi'nde görevli olan hizmetli personel Asiye Topçu'ya Kadıköy'de 77 metrekarelik bir daire tahsis edildiği yolundaki tespitimiz için "doğru" deniliyor... Sadece "binanın tümünün Kızılay'a ait olmadığı" savunması getiriliyor...

Ama her nedense aynı aileden başka kimlerin Kızılay'da çalıştığı konusuna hiç değinilmiyor..

Maçka Abacı Latif Sokak'taki 4 katlı apartmanın zemin katında İstanbul Müdürlüğü Emlak Şefi görevinde bulunan Hüseyin Yüksel'in oturduğu konusundaki iddiamız kabul ediliyor... Sadece üst katların ise kirada olduğu bildiriliyor...

Gönderilen yanıtta, Çapa Kan Merkezi Saymanı Elif Ağaçhan'a Bakırköy'de lojman tahsis edilmesini eleştirmemize ve bu lojmanın tahsisi konusunu Elif Hanım'ın eşinin eski Kızılay müfettişi olmasına bağlamamıza bir anlam verilemediği iletiliyor...

Yine tahsis edilen lojmanlarda oturanlardan elektrik-su-yakıt gibi giderlerin tahsil edilmediği doğrulanarak, "belirlenen miktarda kira alınması"yla yetinildiğine dikkat çekilerek, kira bedelinin de kaloriferli dairelerde metrekare başına 550 bin lira olduğu ifade ediliyor...

Kısacası; 100 metrekarelik lojmanda oturan bir Kızılay personelinin elektrik, su, yakıt giderleri ve kira olarak ayda toplam 55 milyon lira gibi komik bir rakam ödediği doğrulanıyor... Kızılay'a "Akraba çiftliği" yakıştırmamız ise "Bu tartışmaya açık bir konudur" denilerek geçiştiriliyor...

Kartal Şubesi'nin Genel Kurulu'nu oluşturan 247 üyeden 100'ünün 12 aileye mensup olmaları konusunda ise "Bu yerleşim yerinin özelliklerinden kaynaklanıyor" gibi ipe sapa gelmez bir yanıt veriliyor...

*
SON SÖZ: Sayın Gönen'in duyarlılığına teşekkür ediyorum... Ancak merak ettiğim bir başka soruya da yanıt bekliyorum: Kızılay personeline verdiğiniz lojmanları, iki kışı çadırda geçiren depremzedelere tahsis etmeniz hem ahlaken, hem de vicdanen daha uygun olmaz mıydı?

F tipi öğrenci yurdu!...
YILDIZ Teknik Üniversitesi'nden bir grup öğrenci, devlet yurtlarının içler acısı halini özetledikleri e-posta mesajına "Devlet eli kanlı katillere biz öğrencilerden çok daha fazla imkan ve konfor sunuyor" diye başlıyor ve cezaevlerinin, öğrenci yurtları yanında saray olduğunu hatırlatıyor...

"Bizler, tuvaletleri pis su sızdıran, banyoları çalışmayan, kaloriferleri arasıra yanan yurtlarda kalıyoruz. 18 metrekarelik bir odada 5 kişiyiz. Küçücük dolaplara sığmayan çizimlerimizi, projelerimizi dolap dışında herhangi bir yere koyarsak uyarı alıyoruz" diyen öğrenciler, odalarda priz olmadığına dikkati çekerek, "Niye biliyor musunuz? Çünkü yurda elektronik eşya getirmek yasak. 1500 kişi barındıran yurttaki 10 civarında priz sayesinde sıra bekleyerek telefonlarımızı şarj ediyoruz. Etüdümüzde yeterli sandalye yok. Devlet bizden ayakta ders çalışmamızı mı bekliyor?" diye tepki gösteriyor...

Meydanlarda insanlık dışı diye F tipi cezaevlerini protesto edenler bir gün bu öğrencilerin sözünü ettikleri Beşiktaş'taki Kredi Yurtlar Kurumu Abdi İpekçi Yurdu'nu ziyaret edip gezmek ve orada kalan gençlerin çektiklerini görmek isterler mi?

Kimbilir belki bu defa yurtlarda kalan öğrenciler için meydanlarda bağırırlar... Bakarsınız Claudia Roth'u çağırırlar veya İnsan Hakları Mahkemesi'nde dava açarlar...

Kaybolan hediyeler!
ETİLER Emekli Sandığı Dinlenme Evi'nde kalan 85 yaşındaki bir yaşlıya, Almanya'daki manevi kızı tarafından Anneler Günü hediyesi olarak bir kolye gönderiliyor.. Ama zarftan sadece bir kart çıkıyor... Bunu bana ileten Hülya Bayülgen'in başına da benzer bir olay geliyor.. Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde okuyan kızı, Hülya Hanım'ın doğum günü nedeniyle biriktirdiği harçlıklarından 30 milyon liraya bir portföy alıp posta ile yolluyor... Postacının getirdiği büyük zarftan çıka çıka sadece kızının istediği kitapların listesi çıkıyor... Ertesi sabah Acıbadem'deki Anadolu Yakası Posta Dağıtım Müdürlüğü'ne giden Hülya Bayülgen, Bölge Amiri Mehmet Onuk'a durumu anlatıyor... "İlgileneceğim" sözünü alıyor... Ama aradan aylar geçmesine rağmen ne Mehmet Onuk arayıp bilgi veriyor, ne de kızının gönderdiği çanta geri geliyor... Hülya Hanım, Anneler Günü nedeniyle annelerine posta yolu ile hediye göndermek isteyenleri uyararak, "Benim durumuma düşmeyin... İşini bilen hırsızlar için fırsat yaratmayın" diyor... Hülya Bayülgen'in telefon numarası bende... Anadolu Yakası Posta Dağıtım Müdürü, postacılık mesleğini karalayan kişi veya kişileri bulmak isterse kendisine verebilirim...

Tüketicinin sesi

Hyundai'nin sileceği
* MALTEPE'den Cahit Kılıç, 2000 model Hyundai Accent LX aracında, dünyadaki her araçta bulunan "fasılalı silecek ayarı"nın bulunmamasından yakınarak, "Böyle bir aracın Türkiye'de üretilmesi beni hayal kırıklığına uğrattı" diyor...

Bosch'un tansiyon aleti
* TEŞVİKİYE'den Burçin Özensel Yapı Kredi Bankası Hedef Puan Kampanyası'ndan aldığı Bosch Medizin Technic BP W5 model tansiyon aletinin kalibrasyon arızası nedeniyle yanlış ölçüm yaptığından yakınarak, "Doktorun 20'ye 11 olarak ölçtüğü tansiyonum, alete göre 10'a 6... Bu yanlışın bedeli insan hayatı olabilir" diyor..

UYARIYORUM

Dikkat! Kapınızı üçkağıtçılar çalabilir
KAPINIZI çalıp size hediye kazandığınızı söyleyen ve birkaç kağıda imza attıran sahtekarlara dikkat... Çünkü bir süredir ortalıkta görünmeyen bu üçkağıtçılar tekrar işbaşı yaptılar... İşte size iki örnek:

TATVAN'da Şehmus Piral'ın kapısını çalan pazarlamacılar, evin hanımına "Çekiliş yapıldı, siz kazandınız" diyerek birkaç parça ev eşyası satıyorlar... Ama Şehmus Bey'in eşi okuma yazma bilmediği için senetleri kızkardeşine imzalatıyorlar...

İSTANBUL'dan Nuran Tokdemir'in kapısını çalan iki pazarlamacı, evde ne marka buzdolabı olduğunu soruyorlar.. Nuran Hanım "Arçelik" cevabını verince "Bravo ödül kazandınız" diyerek bilinen oyunu sahneye koyuyorlar ..

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır