Anlıyorum ki, biz sadece birbirimizi sorgularız; birbirimizin beynini yeriz, birbirimize işkence ederiz.
Ama düşünmemizi mümkün kılan kavramları sorgulamaktan kaçıyoruz...
Düşünmüyor; hem kendimize, hem de başkalarına propaganda yapıyor ve bunu düşünme sanıyoruz.
Kemikleşmiş kanaatlerimiz okul veya takım rozetleri gibi, bir an için olsun yakamızdan düşmüyor. Bir an olsun, zihnimizi rahat bırakmıyor...
Galiba öğrendiğimiz de yalan; ezberimizi tekrarlıyoruz.
Hürriyet'in "Ben Olsam" kampanyasında yayımlanan görüşlerin bende yarattığı hayal kırırklığını dile getirdim ya geçen gün...
Ve dedim ya; "eleştirirken kolay, ama bize sorulunca; kırk yıldır seçilmişlerin de, atanmışların da tekrarladıkları şeyleri yeniden dile getiriyoruz!"
Ve sözümü şöyle bağladım ya; "Böyle kaba bir ufuksuzluğun siyasetten vizyon beklemeye hakkı yoktur."
Vay efendim; ben halkı küçümsüyormuşum...
Yoo, bu yazıyı bu saçma suçlamayı yanıtlamak için harcamam!
Burada söylemek istediğim şu: Artık "Halk", "Kamuoyu", "Siyaset" gibi kavramları şöyle sarsıp kuşkucu bir elekten geçirmenin zamanı geldi geçiyor...
Büyük büyük laflar edenler, oturup "ufak ufak" düşünmeliler:
Nedir halk?
Halk kavramına gökten indirilmişmiş gibi bakmak halkın işine yarar mı?
Kimdir halk? CHP'nin seçmeni mi? DSP'ninki mi, yoksa Merkez Sağ'ınki mi?
Tribündekiler mi halk?.. Peki sahadakiler kim?
"Ben olsam" kampanyasına fikir beyan edenlerin hepsi dolma yemeyi seviyor, bamyadan nefret mi ediyor? Eğer öyle değilse onları ortak kılan özellik nedir? Halk olmak mı?..
Fabrikada çalışanlar mı halk, yoksa bankada repo kuyruğundakiler mi? İkisi de halk mı?
Eee! O zaman bu iki grup adına bütün dünyaları ortakmış gibi söz almak biraz ayıp kaçmıyor mu?
Hakkı yenilince halktan olmak, hak yiyince "Bırak şu halkı!" havasına girmek... Peki bu nedir? Halkın gerçekten hakla ilişkisi var mı? Ya da hakkın halkla?..