kapat
11.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

Herkes kendi kapısını süpürürse..

"Yıllar yılı 'Nasıl İstanbullu olunur' diye ahkam kesip, sıra kendi arkadaşlarına geldiğinde, kapı önü kirletmeye özür bulma telaşına düşenler, İstanbullu olamazlar.."

Hayatımda hiç bir düşüncemi "Aman bunu yazarsam, falanca, filanca bana kızar, beni sevmez" diye sansürlemedim.. Hayatımda hiçbir yazıyı da, "Falanlar, filanlar beni sevsin" diye kaleme almadım.

Böyle yapsaydım, en azından kendime karşı dürüst olamazdım. Nabza göre şerbet verenlerden olsaydım, bugünkü yerime gelemezdim.

Yanlışlarım oldu.. Çok oldu.. Ama bunlar benim kendi yanlışlarımdı.. Bana empoze edilen, ya da bana yazdırılan yanlışlar değil.. Bazılarının farkına vardım.. Özür dilemenin erdem olduğu bilinci içinde davrandım.

Her konuda düşündüklerimi yazma özgürlüğümü, bana düşündüğüm herşeyi yazabilme cesaretim ve ilkelerim verdi..

Sabah gazetesi İki Telli'de, kendi dönümler dolusu bahçesi içindeyken de kapısının önü sigara izmaritinden geçilmezdi. Orada metre başına küllükler olduğu halde.. O zaman da yazdığımı hatırlıyorum..

O zaman da ayıptı, ama, içimizdeki ayıptı..

Sonra Teşvikiye'ye geldik.. Kentin en işlek caddesine.. Bu defa oranın kapısının önünü pislemeye başladık.. Yani kentin en işlek caddesini.. Gelenler, geçenler, kapının tam karşısındaki durakta bekleyen insanlar, Allahın günü halka temizlik, çevre ve kent temizliği konusunda talkın veren, belediye başkanlarını yerden yere vuranların, kendi kapılarının önünü nasıl umursamaz ve aldırmaz kirlettiklerini görmeye başladılar..

Kapı önü izmaritten geçilmez oldu.. Sabah'ın kapısı, Sabah'ın utancı haline geldi.

Bu utancı da birisi yazmalıydı..

Ben yazdım.. İftiharla yazdım.. Bu pislik sona erene dek de peşini bırakmayacağım..

Topluma nasihat verenler, örnekler sunanlar önce kendileri örnek olmak zorundalar.

Her sabah durakta beklerken bu çirkin manzarayı görenler, yarın Sabah'ı inanarak okurlar mı sanıyorsunuz?..

Benim yazım Sabah'ı alçaltmaz Erdal.. Yükselir.. "Kedi pisliğini gizler" örneği, "Yazdın tüm ülke duydu, iyi mi oldu" diye yazanlardır, bu gazeteye en büyük kötülüğü edenler..

Hayır.. Teşvikiye Caddesine izmarit, hele böyle onlarca, yüzlerce izmarit atmanın özürü yoktur.

Bana sefalet, bana emek edebiyatı yapma sakın..

Hiç ama hiçbirşey, insana, hergün binlerce insanın geçtiği bir sokağı kirletme hakkı vermez..

Sen, çöpünü Boğaz'a döken kadınla konuştun mu?.. O da kendisi için gayet geçerli sebebler söyleyecektir, hiç merak etme..

Sintinesini boşaltan, duvara işeyen, cola kutusunu arabasının penceresinden fırlatana sor.. Onların da kendilerince haklı sebebleri vardır..

Kendilerince..

Sen tek, bir tek kişinin ruh hastası, manyak falan olmadıkça "Bu kent kirlensin" diye birşeyleri kasten en kolay bulduğu yere attığına inanıyor musun?..

Herkesin, her ayıp, her kabahat, her suç için sebebi vardır..

Kırmızı sebebli geçilir.. Emniyet geçidi sebebli işgal edilir, hız sınırı sebebli aşılır. Hırsızın da sebebi vardır, kendince.. Katilin de.. Irz düşmanının da..

Ama bunların hiçbiri "Ayıp"ın özürü olamaz..

Sabah binasında sigara içilmiyorsa, kapıya inmek zorunda kalıyorsan, kapıda küllük yoksa, minik cep küllükleri var, Ortaköy'e git, bir milyona alırsın, tezgahtan.. Onun içine koyar, külü dönüp masandaki çöp sepetine boşaltırsın.. Bir milyon liran da mı yok.. Bir gazetenin köşesini yırtar, külah yapar, külü içine silker, kendi sepetine atarsın..

Bunları yapmaktan acizsen, o zaman da sigara içmezsin.. Sağlığın kazanır.

Sabah'ın kapısı tertemiz olmak zorundadır ve olacaktır..,

Sabah örnek olacaktır.

Bunu biz kendi insanlığımızla başaramazsak, Belediye Zabıtalarını gerekirse kollarından tutup getireceğim, kimsenin şüphesi olmasın..

Sevgili Erdal,

Sıkıştığı zaman bana saldırmayı adet haline getirenlerin ucuzluklarına düşme.. "Herkesin benim gibi ayrı odası yokmuş, sigara içebileceği.."

Bu oda bana babamdan miras kalmadı. 44 yıllık bir emeğin son aşaması.. Sabah'a girdiğimde benim de odam yoktu.. Hem de Gelişim Yayınlarının en önde gelen Genel Yayın Müdürü iken, özel odalı ve sekreterli çalışırken, bana Sabah'ta sıfırdan başlayanlara verdikleri, herkesin içindeki masayı verdiler. "Gık" demedim. Kalabalık içinde yazamadığım için yazılarımı evde yazar, getirirdim. Erkekçe'de benim yardımcılığımı yapan Mehmet Yılmaz, Aktüel'i çıkarıyordu. Odası ve sekreteri vardı. Onun sekreteri benim yazılarımı bilgisayara girerdi.

Anladın mı Erdal!..

Geldiğim her yere, el emeğim, alın terim, çabalarım ve başarılarımla geldim. Gelirken de hiç kimseden hiçbirşey istemedim. Bana verilen herşey, hakketiğim görüldüğünde, istememe gerek kalmadan, hatta bana göre bazan çokgeç kalınarak verildi. Şikayet etmedim. Sızlanmadım. Bana yapılan astronomik teklifleri "Giderim ha" diye şantaj unsuru olarak da kullanmadım.

Dünya üzerinde, benim odam kadar hakkedilmiş başka oda yoktur, tamam mı?..

Benim bu odaya sahip olmam, ayrıcalık değil, teşviktir.. Bugün senin, yaranmak için ucuz popülizmle bana karşı tahrik ettiğin o genç arkadaşlar, Hıncal Ağabeylerinin başarısına ulaştıklarında, ayni şeylere sahip olacaklarını bilirler..

Ve Erdal

Ve kaldı ki Erdal, çok iyi bildiğin halde, "Yalan" söylüyorsun.

Ben sigara içmem.. Bu yüzden benim odamda sigara içilmez..

Ben arkadaşlarımı çiğnemiyorum Erdal..

Ben onlara "İnsan" olmanın gereklerini, ben onlara "Gazeteci" olmanın sorumluluklarını öğretiyorum. Ben onlara "Örnek" olmayı öğretiyorum.

Senin öğretemediklerini yani..

İki müthiş konser!..
Dünyaca ünlü Münih Motet Korosundan Borodin'in Poloveç Dansları'nı dinlemek kaçar mı?.. O dünya güzeli melodiler ve şarkılar. Çoğunu biliyorsunuz, dinlerken mırıldanacaksınız.. Hele benim yaşımda olanlar, Howard Keel'in Kısmet müzikalinde, Vic Damone'un söylediği Stranger in Paradise'ı ezber söylerler, nerdeyse..

İkinci bölümde, bizim ilk "Yabancı" milli marşımız nerdeyse Carmina Burana var.. Carl Orf'un.. O Fortuna adlı gümbür gümbür gibi şarkı ile başlayıp, gene onunla biten, Alman Şarkıları dizisi..

Yapı Kredi deyince, Kültür ve Sanat gelir bu ülkede, bankacılıktan önce.. Uzun zamandır, müzik alanında suskundular.

Yapı Kredi, benim sevgili bankam, kolları sıvamış gene..

Münih Korosuna Cemal Reşit Rey Orkestrası eşlik edecek.. Cumartesi konserinde şef bizden.. Rengin Gökmen.. Pazar Konserinde şef onlardan.. Hayko Siemens..

Lütfi Kırdar'daki bu iki konserin birini mutlak görün.. Kaçıranlar üzülecekler, biliyorum..

Denizli!..
Mustafa Hocam "Fener'den ayrılıyorum ama, üç yıl sonra" demiş.. Ben "Üç hafta" demiştim..

Üç vakitte bir ayrılık görünüyor falda, orası kesin..

Üç hafta mı, üç yıl mı göreceğiz..

Şimdi bu çok kritik durumlarda, aslında çok bile konuştuğumu hissedip susuyorum..

Yürüyorum
Aslında bugün sizlere Engelliler için yeniden yazma sözü vermiştim.. Ama "Sabah" yazısını uzun kaçırdık.. Böylece hazır yazımız salıya kaldı..

BİZİM DUVAR
Enis Öksüz Türk-Telekom'un satışına taş koyuyor.. Aloo Öksüz çık aradan.

Hakan&Utku

SEVDİĞİM LAFLAR
Güzel bir şey her zaman iyi değildir; ama iyi bir şey her zaman güzeldir.

Ninon de L'enclos (Teşekkürler Hasan)

TEBESSÜM

Fıkra Mehmet Cengiz'den
Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acayip çalışmış, notlar fotokopiler havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın yapılacağı gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar. Hoca demiş ki, "Bu mikroskoplarda bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak."

Öğrenciler mikroskopların başına geçmiş. Ama bir şey yapamıyorlar. En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış.

Hoca arkasından seslenmiş,

"Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?"

Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış;

"Tanı bakalım, hocam.."

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır