|
|
 |
| |
|
Dev bankayı bıraktı devlet memuru oldu
Üç ay arayla yaşanan iki kriz sonucu uçurumun kenarına gelen Türkiye'de hem ekonomik, hem de sosyal anlamda yeniden yapılanma yaşanıyor.
Devlet Bakanı Kemal Derviş tarafından açıklanan "Türkiye'nin güçlü ekonomiye geçiş programının" en önemli unsurlarından biri olan kamu bankalarını ayağa kaldırma hedefi, Türk bankacılık sektöründe önemli bir hareketi de beraberinde getirdi. Özel sektörün tecrübeli bankacıları, mali bünyeleri bozulan kamu bankalarını düzeltme misyonu ile Ankara'ya transfer olmaya başladı. Özellikle son bir yıl öncesine kadar çok yüksek maaş ve jestiyonla çalışan bankacılar, oldukça muhafazakar bir gelir karşılığı kamu bankalarında çalışmaya "Evet" dedi.
İKİ BANKANIN YÜKÜ
Özel bankalardan, kamu bankalarına geçişin kapısını ilk olarak Dışbank Murahhas Azası Vural Akışık araladı. Akışık, Kamu Bankaları Ortak Yönetim Kurulu Başkanlığı'na getirildi. Ardından Deutsche Bank'ın Genel Müdürü Mete Başol, Ziraat ve Halk Bankası'nın şube dışı kâr merkezlerinden sorumlu Yönetim Kurulu Murahhas Azası görevini üstlendi. Bankaların fon yönetimi, dış ilişkileri ve iştiraklerinden sorumlu oldu.
İSİMSİZ DERVİŞLER
Aslında Mete Başol'un veya onun gibi kamu bankalarına geçen ve geçecek olan diğer özel sektör bankacılarının, "kurtarıcı" olarak bakılan Kemal Derviş'ten çok farkı yok. Devlet Bakanı Kemal Derviş, Dünya Bankası'ndaki üst düzey görevini bırakıp, duvara çarpan ekonomiyi ayağa kaldırmak için Türkiye'ye geldi.
Mete Başol ise dünya devi Deutsche Bank'ın Türkiye'deki bankasında çalışıyordu. Ayda yaklaşık 15 bin dolar kazanan Başol, ayrıca kârlılığın belirlediği başarı performansına göre yıllık 200 bin dolara prim alıyordu. Ancak Başol, tüm bunları Akışık'ın ricası ile bırakarak, sembolik bir ücret karşılığı "memur" oldu. Yakın çevresinden edinilen bilgiye göre Başol alacağı ücreti bile bilmiyor.
Başol, bu geçişle sadece bu maddi rahatlığı değil, Türkiye'de daha da büyüme planı yapan dünya devi bir bankanın koltuğunu da bırakmış oldu.
Belli ki kamu sorumluluğu ve Derviş'le başlayan ekonomik seferberlikte görev alma heyecanı ağır bastı. Başol, bu duyguyla, siyasi müdahalelerin en fazla yaşandığı, katrilyonlarca liralık görev zararının içinde boğulan kamu bankalarının yeniden yapılandırılması misyonuna katıldı.
Mete Başol'un Ankara yolculuğunun hikayesi yıllar öncesine, Vural Akışık'la geçirdiği bankacılık günlerine dayanıyor.
İstanbul High School, ardından ABD'de Arizona State University'de ekonomi eğitimi alan Başol, bankacılık kariyerine İnterbank'ta başladı. O sırada Akışık İnterbank'ın Genel Müdürü'ydü. Akışık daha sonra İnterbank'tan ayrıldı. Bankers Trust'la ortak olarak Türk Merchant Bank'ı kurdu. 1988 yılında Mete Başol'u yanına çağırarak, fon yönetimi bölümünün başına getirdi.
ÜÇÜNCÜ KESİŞME
Akışık daha sonra hissesini büyük ortağa satıp, Dışbank'a geçti. Bankanın adı Bankers Trust olarak değişti. Alman devi Deutsche Bank, Bankers Trust'u satın aldı. Banka bu kez faaliyetine Deutsche Bank A.Ş. olarak devam etti. Mete Başol 13 yıl önce kapısından girdiği bu bankada 3 oluşumu birden yaşadı. Genel müdürlüğe kadar yükseldi. Bu sürede özellikle dış ilişkiler konusunda uzmanlaştı. Başol, sadece Deutsche Bank'ın başkanını değil, tüm finans çevrelerinin peşinde koştuğu sayısız yabancı bankacıyı da İstanbul'da ağırladı.
Yıl 2001'e geldiğinde Akışık kamu bankalarının yeniden yapılandırılmasında görev alması için Başol'u Ankara'ya çağrınca, yolları üçüncü kez kesişti.
CİMBOM GÜCÜ
Mete Başol'un bankacılığının yanı sıra bir şapkası daha var. O da Galatasaray Spor Kulübü'nde Yönetim Kurulu Üyeliği. Yeni ekonomik programı açıkladığı sırada "Galatasaray gibi olmalıyız. Çok gol atıp, az gol yemeliyiz" diyen Derviş, Ankara ekibine gerçekten Galatasaray'dan bir transfer yapmış oldu!
Aslında Mete Başol kamuya gönüllü olarak geçenlere sadece bir örnek. Ziraat Bankası'nın Genel Müdürü olarak atanan Niyazi Erdoğan veya Halk Bankası'nın Genel Müdürü olan Emel Çabukoğlu da isimsiz Derviş'lerden...
'Değişimin içinde olmak istedim'
Ziraat ve Halk Bankası'na Murahhas Aza olarak atanan Mete Başol, özel sektörde çalışırken, kamudan gelen teklifi kabul etmesinin nedenlerini şöyle anlattı:
"Türkiye'de bir değişim yaşanıyor. Ben hem bu değişime, he de programa inanıyorum. O nedenle bunun içinde yer almak istedim. Bundan daha önemlisi, kamu sektörünü çeşitli uygulamalardan dolayı her fırsatta eleştirme hakkını kendimizde görüyoruz. Ama "Gel bunu değiştirelim" dediklerinde gitmiyoruz. Bu çok büyük bir çelişki. Esas olarak bu düşünce beni bu görevi kabul etmeye itti.
Amacım biraz da bankacı veya başka meslekten diğer insanlara "Bak, bunu yapanlarda var, ben niye yapmayayım" dedirtmek.
Değişimin yaşanması gerektiğini artık herkes kabul etti. Başkalarının da biraz kıpırdanması gerekiyor.
NADİN TAŞCIOĞLU
|
|
 |
|