  
Tayfun Meclis'te
BİR süredir Kızılay'la ilgili olarak bu köşede gündeme getirdiğim iddialar Meclis'e taşındı... İstanbul milletvekilleri Ahmet Güzel ile Bahri Sipahi İçişleri Bakanı Saadettin Tantan'ın yanıtlamasını istedikleri bir soru önergesi ile konuyu Meclis çatısı altına getirdi...
Güzel ile Sipahi Meclis Başkanlığı'na verdikleri önergede şöyle diyor:
"Bilindiği gibi Kızılay ile ilgili olarak Meclis Araştırma Komisyonu kurulmuş ve çalışmalarını tamamlayarak hazırlanan rapor milletvekillerine dağıtılmıştı. Bu raporun incelenmesinden de anlaşılacağı gibi Kızılay'ın hayırseverler tarafından bağışlanan gayrimenkullerinin dökümü bulunmamaktadır. Yani Meclis Araştırma Komisyonumuz dahi Kızılay'ın mülklerini tespit edememiştir.
Bu konuda son günlerde basında çıkan haberlerle ilgili olarak;
1- Ülke genelinde bağış yoluyla elde edilen Kızılay'ın gayrimenkullerinin sayısı nedir? Bunların kaç tanesinde Kızılay personeli veya Kızılay yöneticilerinin yakınları oturmaktadır? Buralarda oturanların doğalgaz, elektrik, su faturalarıyla, çöp vergileri gibi giderlerinin Kızılay tarafından ödendiği doğru mudur?
2- 1965 yılında Birleşmiş Milletler Dünya Kiliseler Konseyi Mültecilere Yardım Vakfı tarafından mültecilerin iskanı için temeli atılan 1968 yılında yerleşime açılan Etiler, Akmerkez karşısında bulunan 127 dairelik sitede bugün kaç mülteci ve kaç Kızılay personeli oturmaktadır. Oturan personelden de kira alınıyor mu? Alınıyorsa kira miktarı ne kadardır?"
*
SON SÖZ: Tantan bu soruları Meclis kürsüsünden yanıtladığında Kızılay gerçeği ortaya çıkacak... Bekliyoruz...
Olmadı Hıncal Ağabey!
İSTANBUL'un yazacak, eleştirecek çirkinliği, çöpü, pisliği, ilkelliği kalmadı da sıra Sabah Gazetesi'nin kapısında sigara içen gazetecilerin kaldırıma attığı izmaritlere mi geldi?
Sayenizde bunu sadece Sabah'ın önünden geçen Teşvikiye Caddesi'ni kullananlar değil, bütün Türkiye öğrendi... Hatta sizin gazete binasına utanarak girip çıkmanızı okuyunca eminim ki "Vah ki vah!" diye dövündü(!)...
*
Gazete binasının önünde sigara içip kaldırımda söndürülmesi tabii ki çirkin... Asgaride kentliliğe sığmıyor... Ve bir gazeteciye de hiç yakışmıyor...
Ama biliyoruz ki; bu binada sigara yasak, içilmiyor... Tiryakilere içecek bir yer de gösterilmiyor... Kaldı ki; haber için bu kentin sokaklarında koşuşturan, hastane kapılarında sabahlayan, Adliye koridorlarını arşınlayan habercilerin sizin gibi ayrı bir odası yok ki haberini yazarken kapısını kapatsın, sigarasını yaksın...
Peki; gazeteci ne yapacak? Sigarasını nerede yakacak, izmaritini nereye atacak?
Dikkat ettiniz mi? Ne Sabah binasının önünde, ne de yolun Teşvikiye Camii'nden Nişantaşı ışıklara kadar olan bölümünde bir tek çöp kutusu yok...
Belediye Başkanı Sarıgül'e sesleniyorsun; açık açık "İzmariti kaldırımda söndürenlere ceza yaz, karşı çıkan olursa bana bildir köşemde teşhir edeyim" diyorsun... Bir anlamda kendi meslektaşlarını tehdit ediyorsun...
Olmadı Hıncal Ağabey...
O habercileri, tıpkı kaldırımda söndürülen sigara izmaritleri gibi çiğniyorsun... Ve sana saygı duyan genç meslektaşlarını bir anda siliyorsun...
Kazım Abanoz'a
TAKSİM Lamartin Caddesi üzerinde bulunan "Neo" adlı barın bodyguardları çevrede terör estiriyor. Barın kapısının önünden gelip geçen genç kızlara ve kadınlara sarkıntılık etmekle kalmayan bu kişiler, sık sık da olay çıkartıp, çevredeki esnafı tehdit ediyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de akşam saatlerinde gelen bar müşterilerinin araçlarına yer açmak için önceden bırakılmış araçların lastiklerini indirip, kaportalarını çiziyor... İstanbul Emniyet Müdürü Kazım Abanoz'dan ricam, bu mafya bozuntularına İstanbul'un göbeği Taksim'in dağ başı olmadığını göstermesi...
Halkın sütunu
Orman yolu rezil gibi
* İSTANBUL'dan Sezgi Albayrak, Kurtbendi-Neşet Suyu arasına pikniğe gidenlerin araçları ile düştükleri çukurlardan yakınarak, Fatih Orman Bölge Müdürü'ne soruyor: "Araç başına aldığımız 2.5 milyon liraları ne yapıyorsunuz?"
Bilkent ayıp ediyor!
* İSTANBUL'dan isminin saklı tutulmasını isteyen bir okurum, Bilkent Üniversitesi'nin, yaz okuluna katılacak öğrencilerden Merkez Bankası döviz kuru üzerinden ücret istemesini eleştirerek yakınıyor: "Devalüasyon öncesi 1.5 milyar lira olan ücret bugün 2 milyar 777 milyona çıktı..."
Otogar'da soygun var!
* İSTANBUL'dan Zekeriya Sertoğulları, Esenler Otogarı yönetiminin, halkı soyduğunu ileri sürerek, "İçeri giren her araçtan 2 milyon lira alıyorlar... Aracını getirip saatlerce bırakan tabii ki bu parayı ödesin... Ama yolcusunu bırakıp çıkandan alınması soygun değil mi?" diye soruyor...
Sahil meyhane oldu!
* SARIYER'den Filiz Aslan Çayırbaşı-Kireçburnu sahilinin açıkhava meyhanesi haline geldiğinden yakınarak, "Ayyaşlar yüzünden sokağa çıkamıyoruz... Her taraf içki şişesi" diye feryat ediyor...
Serbest kürsü
Halk Bankası kazığı!
09 NİSAN 2001 tarihli Resmi Gazete'de esnaf kredilerinin faiz oranı %5 olarak ilan edildi. Dün, Esnaf Kredi Kooperatifi'nden aldığım kredinin taksidini ödemeye gittiğimde yüzde 97 faiz istediler. Yüzde 55'e göre topladığım parayı Halk Bankası kabul etmiyor, yüzde 97'de diretiyor. Üstelik gününü geçirirsem yüzde 10 temerrüt faizi de istiyor. Ben şimdi esnaf olarak kime güveneyim? Resmi Gazete'de yayınlanan kararın Halk Bankası'nda uygulanmasını bekliyor. TÜLİN ÖZHAN
|