Bunun başka tanımı yok..
Zaten mevcut durumun tarifi de yok.. İstediğiniz siyaset bilimciye, istediğiniz anayasa hukukçusuna, istediğiniz siyasi tarih profesörüne sorun..
Ankara'da siyasetin oturduğu zeminin adını koyun deyin..
İddia ediyorum, hiçbiri başaramaz..
Bir tarafta tek kişilik parti görünümündeki Kemal Derviş..
Diğer tarafta koalisyon ortağı MHP var..
MHP adına sahneye çıkan Bakan Öksüz ile Derviş, herkesin gözü önünde bilek güreşi yapıyor..
Gelin de bu siyasi çatışmanın tarifini yapın..
Sanki biri iktidarda biri muhalefette..
'Biri satarım' diyor 'diğeri sattırmam' diye diretiyor..
Resmen bilek bükme yarışı..
Belli, bu kavga telekomla sınırlı kalmayacak.. Siyasi hayatın her alanına yayılacak..
Nedeni belli..
Program başarı sağlarsa.. Türkiye düzlüğe çıkarsa Derviş siyasete soyunacak..
MHP o günler için şimdiden pozisyon alıyor..
Benim bileğimi bükemedi demeye getiriyor..
Yoksa olayın milliyetçilikle falan ilgisi yok.. Sadece şov.. Siyasi şov..
Ama acemice bir şov.. Derviş'in 'altını oyalım' derken, Derviş'i 'yanlızlığa itip bunaltalım' derken.. Derviş'e tek kişilik partiymiş gibi davranma özgürlüğü tanıyorlar.. Derviş'in bu görüntüsünü meşrulaştırıyorlar.. Derviş'i yıpratma planları, Derviş'e puan kazandırıyor..
O da bunun farkında.. İstediği gibi davranıyor.. Başına buyruk hareket etmekten çekinmiyor.. Dördüncü ortak gibi dolaşıyor..
Nasıl mı?
Giderek başbakan gibi davranmaya başladı.. Önceki gün Ankara'daki telekom toplantısını bırakıp birkaç saatliğine İstanbul'a geldi.. İşadamlarıyla konuştu.. Destek istedi..
Tıpkı Özal gibi..
İşadamları Bakanlar Kurulu'ndaki 'İş Güvencesi Yasası'nı sordular..
Bakan gibi değil Başbakan gibi yanıt verdi....
"Bu şekliyle Meclis'e gönderilmez" dedi...
Oysa tasarıyı hazırlayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı..
Yani Yaşar Okuyan..
Ankara'ya döndü.. Üç lider onu bekliyordu..
"Bir dakika" dedi; "Cumhurbaşkanı ile randevum var.. Ben köşke gidiyorum"
Sanki bakan değil de, hükümetin bir ortağı..
Daha bitmedi..
Telekomda pazarlıkların sıkıştığı an, altın hisseyi gündeme getirdi...
Genelkurmay'dan destek aldı...
Yetmedi.. 'Olayın bir de hukuki tarafı var' diyerek Köşk'e çıktı..
Yani hukuki kısmını Adalet Bakanı'na bırakmadı.. Cumhurbaşkanı Sezer ile görüşüp destek aldı..
Çıkışta da; "Sayın Cumhurbaşkanı Anayasa hukukçusu olarak altın hisse tanımının Anayasa'ya uygun olduğunu belirttiler' diyerek istediği değişikliğin alt yapısını hazırladı..
Derviş bu tutumuyla hükümet içinde giderek bağımsızlaşıyor..
Partisiz, bakansız, grupsuz Başbakan gibi çalışıyor.. Öksüz'ün tavrı ekmeğine yağ sürüyor..
Çünkü herkes biliyor ki, Derviş'in kaybetme şansı yok...
Zaman lehine çalışıyor...
Bunlarla olmuyor deyip istifa etse, belki üçüncü dalga gelecek.. Kriz derinleşecek. Vebalini siyasiler ödeyecek..
Uğraşıp başarırsa, siyasi direnişe rağmen kazanmış olacak..
Siyasi hayatına da işte o zaman başlayacak..
Ama Derviş çok bunaldı.. Dün Meclis'te kameralara yakalandı..
"İnsana gına geliyor" sözcükleri dudaklarından döküldü..
Belli, sabrediyor..
Bilek bükme savaşından kazançlı çıkacağını çok iyi biliyor..