Time dergisi son sayısında korkuları ele almış...
500 küsur korku insanların hayatını cehenneme çeviriyormuş!
Bugün bu korkuların bizlerle ilgisine bakalım...
Aslında bunlara korku da değil, fobi demek lazım...
Yani "takıklık"!
Aslında hepimizin bildiği gibi Türk korkmaz!
Atalarımız...
Biz Orta Asya'dan göç etmeden önce bir tek şeyden korkarlarmış:
Gökkubenin başlarına düşmesi!
Şimdi birisi çıkar ve milli marşımız, "Korkma" diye başlıyor ama der...
Oradaki "Korkma", "Bağımsızlığımızı elimizden almak isteyenlerin ne hale geldiğini gösterdik, merak etme bir daha cüret edip gözlerini dikecek halleri yok" anlamında!
Şimdi gelelim fobilerle ilişkimize...
* Ablutofobi: Banyo yapma korkusu
Bu korku bizde garsonlarda çok görülür. En şık restoranlarda çalışsalar, smokinle servis yapsalar dahi bir "ablutofobi" kokusu burnunuza çalınır.
* Akustikofobi: Yükses ses korkusu
Bu korkumuz vardı, yendik. Eskiden İstiklal Marşı'nı bile mıy mıy bir sesle söylerdik. Galatasaray'ın Avrupa galibiyetlerinden sonra bu korkudan eser kalmadı.
* Anablefobi: Yukarı bakma korkusu
Bu da çok eski, ataerkil bir korkuydu, geçti. Dediğim gibi... Türkler Orta Asya'da sadece gökyüzünün başlarına düşebileceğinden korkar, başka hiç bir şeyden korkmazlardı. Gerçi zaman zaman bu korku nükseder ama korkudan çok merak şeklindedir. Mesela uçak sesi duyduğumuzda gökyüzüne bakar, sonra "aaa uçak" der yolumuza devam ederiz.
* Bibliofobi: Kitap korkusu
Bu korku genç yaşlarda, özellikle ortaokul öğrencilerinde görülür ve matematikofobiyle çok karıştırılır. Çocukların matematik kitaplarına olan alerjisi aslında kitaba değil, matematiğedir. Bibliofobi en çok omnifobisi olan (herşeyden korkan) siyasetçilerde görülür, bunlar kitap yasaklar.
* fChrometofobi: Para korkusu
Bu korku çok nadir olarak görülmektedir. Genelde bizde bal tutan parmağını yalar. Ancak bir "Neredenbuldunfobi" vardır ki bu "karanlık chrometo" durumlarında fobi olarak ortaya çıkabilmektedir.
* Decidofobi: Karar verme korkusu
Bu Türkiye'de en sık rastlanan korkulardan biridir. Özellikle bürokside çok yaygındır. Aman karar almayalım, aman imza atmayalım, başımıza iş gelir diyerek Türkiye'nin durmasında başrolü oynarlar. Telekom da bunun son örneklerinden sayılır. Decidofob'lar genelde karar vermeden önce yargıya danışır.
* Dromofobi: Caddede karşıdan karşıya geçme korkusu
Bu korku bütün Türkler'de vardır ve de son derece haklı bir korkudur. Caddede karşıya geçerken ölen sayısında dünya rekortmeni olmamız bu korkumuzu haklı çıkartmaktadır.
* Eurofobi: İyi haber alma korkusu
Böyle bir durum çok ender olduğundan memlekette bu korkunun var olup olmadığı araştırılamamıştır.
* Eleuterofobi: Özgürlük korkusu
Bu korku "Sürüden ayrılanı kurt kapar" şeklinde, çocukken işlenmekle beraber genç kitlelerin bir ağızdan "Ey özgürlük" diye bağırmasına engel teşkil etmez. Önemli olan tek başınayken "Ey özgürlük" diye bağırabilmektir, o da bizde genelde "Başına bela mı açacaksın, bak işine" tepkisiyle karşılanır.
* Geliofobi: Gülme korkusu
Son derece gelişmiş bir korkumuzdur. "Çok gülme ağlarsın", "Erkek adam gülmez", "Kız gülme öyle, elalem ne sanacak" diye yetiştirildikten sonra milletçe kendi kendimize "Neden hepimiz sürekli somurtuyoruz" diye sorarız.
* Katagelofobi: Alay edilme korkusu
Bu da bizde bol miktarda mevcuttur, bu korkuyla beraber bizde bir de "Komşularnediyecekofobi" ve "turistlererezilolacağızofobi" vardır.
Katagelofob'lar bizde cinayet de işler, aftan yararlanır ama tedavi olmaz.
* Technofobi: Teknoloji korkusu
Türk halkında asla olmayan bu korku devlet kademesinde vardır. Vatandaş her seferinde en son çıkan cep telefonunun peşinden koşarken devlet dairelerinde bilgisayarların saksılık olarak kullanıldığı, üzerlerine dantel örtü konulduğu bilinmektedir.
* Venüstrafobi: Güzel kadınlardan korkma
Toplumumuzda çok sık rastlanır. Güzel kadın bizde yalnız bırakılır... Genelde delikanlılarda "Güzel bizim neyimize" yaklaşımı olduğu için güzel kadınların yanında genelde hep çirkin erkekler görünür. Onlar zaten "Herkes bana nasılsa 'hayır' diyor, bir de güzeli denesem ne olur" diye harekete geçmişlerdir. Kadın da onu akıllı bulduğu için birlikte olmuştur. Bu durumu biz "Armudun iyisini ayılar yer" atasözümüzle açıklamışızdır.