kapat
10.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )

Kayıt dışı siyaset

Bu sözü geçenlerde Cemil Çiçek'ten duydum. "Türkiye'de sadece kayıt dışı ekonomi değil, kayıt dışı siyaset, kayıt dışı din de var" dedi.

"Kayıt dışı din" derken ne kastettiğini pek iyi anlayamadım. Söz verdi, bir müsait zamanda anlatacak.

Ama bu "kayıt dışı siyaset" deyimi çok hoşuma gitti.

Benzetme her bakımdan "cuk" oturuyor.

Kayıt dışı siyaset de, tıpkı kayıt dışı ekonomi gibi büyüdükçe büyüyor ve kayıt içi siyaseti öyle bir kuşatıyor ki, neredeyse tümüyle işlevsiz hale getiriyor.

Her ikisi de, kurumları erozyona uğratıp hukuku işlemez hale getiriyorlar. Her ikisi de, bazı çevreler tarafından "pragmatik" açıdan değerlendirilip "faydalı" bulunuyor. Oysa o "fayda"nın acısı her zaman fazlasıyla çıkıyor.

Kayıtlı ekonominin olduğu gibi, kayıtlı siyasetin kimi unsurlarının aynı zamanda kayıt dışı siyaset içinde de etkin rol oynadıklarını görüyoruz. Daha doğrusu görmüyoruz da, kuvvetle tahmin ediyoruz. Böyle durumlarda, (bu iki alanın kesişim kümesinde yer alan) bazı siyasetçilerin bazı tutumlarını yorumlayabilmek için, sadece kayıt içi siyasetin koşullarını bilmek yetmiyor. Kayıt dışında olup bitenler hakkında da spekülasyon yapmak zorunlu hale geliyor.

Durmuş saat bile günde iki defa doğruyu gösterir derler ya; kayıt dışı siyaset de zaman zaman doğru siyaseti savunabiliyor.

İşte böyle zamanlarda birçok insanın kafası iyice karışıyor. O anda izlenen siyasetin doğruluğuna kapılıp "kayıt dışı" oluşunu görmezden gelme eğilimleri ciddi biçimde güçleniyor.

Aslında yaptığı-ettiği, hangi tarihte neyi savunduğu kayda kuyda alınamadığından hesap da sorulamıyor kayıt dışı siyasetten.

En acısı da, ülke kayıt dışı siyasetin aktörleri tarafından yönetildiği halde, fatura, (tıpkı ekonomide olduğu gibi) hep kayıt içi siyasete çıkarılıyor. İşler kötüye gittikçe kamuoyu nezdinde itibar kaybeden, hırpalanan ve deyim yerindeyse artık "şamar oğlanı"na dönen göz önündeki siyasetçiler oluyor.

Kimbilir, belki de onlar, gerçek durumu, yani iktidar alanlarının gittikçe daralmakta olduğunu açık yüreklilikle ortaya koymamakla böyle bir haksızlığı hakediyor.

***
Bu lafı şimdi niye açtım?

Çünkü kayıt dışı siyasetin, kayıt içi siyaseti neredeyse tümüyle göstermelik hale getirdiği kritik günler yaşıyoruz.

Üç koalisyon lideri, Meclis çoğunluğu, bir düzine yüksek bürokrat biraraya gelmiş bir yasayı çıkarmaya çalışıyor; kamuoyu, iş çevreleri, piyasalar beklemekten tükenmiş, "artık satın da gelsin şu para" diye yalvarıyor; IMF saymış parayı koymuş masanın üstüne, "sattım" lafını bekliyor, Başkan Bush bile sabrı tükenmiş mektuplar gönderiyor.

Ama yasa bir türlü çıkamıyor...

Çünkü "kayıt dışı siyaset" direniyor.

Tabii, kayıt dışı olduklarından, Telekom'un özelleştirilmesini neden istemediklerini, aslında kavganın konusunun Telekom mu yoksa Telekom üzerinden yürüyen başka bir kavga mı olduğunu, bu direnişin altında neler yattığını, ne hesaplar yapıldığını bilemiyoruz.

Sadece seyrediyoruz.

Koskoca bir ülkenin geleceğini karartma, ekonomisini gerçek anlamda batırma pahasına oynanan bu oyunu yüreğimiz titreyerek seyrediyoruz...

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır