  
Sanal kriz
Gün geçmiyor ki bir "sanal kriz" doğmasın. Ve "incir çekirdeğini bile doldurmayacak konular" gündemi meşgul etmesin.
Bugün, "somut bir örnek" sunacağız.
Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan, bir süredir "İş Güvenliği Yasası" üzerinde çalışıyordu.
Çalışmasını "tasarı haline" getirdi.
"Bakanlara" imzalattı.
Ancak "tepkiler üzerine", tasarı Meclis'e sunulmadı. Okuyan "konunun bir kez daha incelenmesini" uygun buldu.
Ve "dokuz hukukçudan oluşan" bir heyet kurdu.
***
Pazartesi günü, Çalışma Bakanı, Bakanlar Kurulu'nda dedi ki:
- Dokuz hukukçunun görüşünü aldım... Sizlerin imzalamış olduğunuz tasarıyı değiştireceğim... Bu amaçla, perşembe günü saat 14.00'te (bugün) işçi ve işveren temsilcileriyle son bir değerlendirmede bulunacağız... Ve yeni tasarı, önümüzdeki pazartesi Bakanlar Kurulu'nun huzurunda olacaktır.
***
Salı günü, Kemal Derviş TİSK'in toplantısında konuştu:
- İş Güvenliği Yasa Tasarısı, Türkiye şartlarına uymuyor... Bugünkü haliyle, Bakanlar Kurulu'ndan Meclis'e gönderilmesi söz konusu değildir... Şu anda hazır olan tasarıyı benimsemiyoruz.
***
Salı akşamı, NTV'de, "Kapalı Kapılar Ardında" programında Emin Çölaşan ve Mustafa Balbay ile "bu konuya" girdik.
"İşte bir kriz daha" dedik.
Ve "Derviş'in üslubunu" eleştirdik.
Zira...
"Tasarıyı benimsemiyoruz... Meclis'e gönderemeyiz" gibi sözleri bir bakan değil sadece Başbakan söyleyebilirdi.
***
Ayrıca "konu ile ilgili bakan" zaten, tasarının, "o haliyle Meclis'e gönderilmesinden yana değildi."
Bu durumda, Derviş, TİSK'te "şöyle bir üslup" kullanabilirdi:
- İş Güvenliği Yasası ile ilgili endişelerinizi biliyorum... Zaten, ilgili bakan arkadaşım da, tasarıya yeni bir şekil verecek.
***
Salı akşamı, NTV'deki programımızı Yaşar Okuyan da izledi.
Ve Kemal Derviş'i aradı:
- Sayın Derviş, bilmiyorum NTV'yi izleme olanağınız oldu mu?.. Siz "tasarıyı benimsemiyoruz" diye konuşunca... "Aramızda anlaşmazlık varmış" görüntüsü doğdu...
Kemal Derviş çok üzüldü.
Ve Okuyan'a şunları söyledi:
- Ben katiyen öyle demek istemedim Sayın Bakan... Sadece "eski tasarıyı" kastettim.
- Kastınızı ben anlıyorum da... Konunun kamuoyuna nasıl intikal ettiğini görüyorsunuz... Siz "Meclis'e gönderemeyiz" diye konuşunca...
- Sayın Okuyan... Haklısınız... Ben meramımı tam anlatamadım... Ben, sizin Bakanlar Kurulu'nda söylediğiniz şekilde anlatmak istemiştim... Demek, iyi ifade edememişim... Düzeltirim.
***
"Üsluptan doğan sorun" dün medyada "yeni bir kriz" diye yer aldı.
Okuyan "Sayın Derviş'le aramızda sorun yok" diye yazılı açıklama yaptı.
Ve "olmayan anlaşmazlık... Sanal kriz" tatlıya bağlandı.
***
Bu "sanal krizler" bir süredir yaşanıyor.
"Yeni sanal krizleri" önlemek için önerimiz şu... "Başbakan gibi konuşan... Dördüncü ortak gibi davranan" Derviş'e, ya "yeni bir statü" verilmeli.
"Fiilen" dördüncü ortak konumundaki Derviş, "hukuken de" koalisyonun dördüncü ortağı haline getirilmeli.
Ya da...
Derviş "ikinci başbakan... Bakanlar üstü bakan" görüntüsünden çıkmalı.
Aksi halde...
Sanal krizlerin bir süre sonra "yeni ve büyük bir gerçek kriz" halini alması kaçınılmaz.
|