kapat
10.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
A. SAVAŞ AKAT(aakat@sabah.com.tr )

Yeni kriz geliyor mu?

Başlığa önce "Üçüncü Kriz" ifadesini koydum. Ama son yılların olaylarını hatırlayınca, sayı yetersiz geldi. Son üç yılı kısaca gözden geçirmekte yarar var.

1998'in ikinci çeyreğinde iç talep bıçak gibi kesilmişti. Büyüme durdu. İlk kriz odur. 1998 Ağustos'undaki Rusya krizinin ekonomiye olumsuz etkisi sonbahardan itibaren hissedildi. Tereddütsüz ikinci krizdir. 1999'da Öcalan'ın yakalanınca turizm sektörü çöktü. Üçüncü kriz geldi.

Sonuç? 1998'de iç talepteki artış yüzde 0.7'ye geriledi. 1999'da ise iç talep yüzde 4 azaldı. Neyse ki 1999 sonunda enflasyonla mücadele programı devreye girdi. 2000'de ekonomi tekrar tüketmeye, yatırmaya ve üretmeye başladı.

Demek ki, Kasım 2000'deki dördüncü, Şubat 2001'deki ise beşinci krizimiz oluyor. Haklı olarak, üç yıldan kısa bir sürede beş kriz yeter diyeceksiniz. Ama vatandaşın böyle düşünmesi yetmiyor. Hükümetin de durumun vehametini anlaması ve ona göre davranması gerekiyor.

1999'dan sonra artık akıllandılar diye düşündük. Döviz kuru çapalı programı destekleyeceklerini, hata yapmayacaklarını varsaydık. Varsayım yanlışmış. Kasım krizinden sonra "bu kez mutlaka anlamışlardır" dedik. 19 Şubat'ta anlamadıkları ortaya çıktı.

Şubat krizi ile kur serbest bırakıldı. TL'nin hızlı değer kaybı hiperenflasyon riskini gündeme getirdi. Ama Bakan Derviş'e ekonominin sorumluluğu verilince tekrar umutlandık. Hükümet olayı kavradı diye düşündük.

Ne oldu? Yeni bir "Niyet Mektubu" ve dış kaynak beklentileri piyasalara nisbi bir istikrar getirdi. Ancak giderek umutlar sönüyor. Yazıya oturduğumda Türkiye'nin uygun adım ve tam gaz son üç yılın altıncı krizine doğru gitmekte olduğuna dair işaretler güçleniyordu.

Popülizm direniyor
Son iki günde Telekom Yasası etrafında iki Bakan arasında beliren anlaşmazlığın nedenleri de açıklık kazandı. Ayrıntılarını ve geri planını bilmediğimiz için kamuoyuna yansıyan bölümü ile analiz yapmak zorundayız.

Derviş bütün konuşmalarında Türkiye'nin yüksek büyüme hızlarına kavuşabilmesi için ekonomi ile siyasetin birbirinden ayrışmasının gerektiğini özellikle vurguluyor. Ne kasdediyor? Bizce kibar bir uslupla "popülizm" eleştirisi yapıyor.

Popülizm nedir? Kısa dönemde ekonomide yapay bir bolluk yaratan ama uzun dönemde büyük sorunlara, krizlere ve fakirliğe yol açabilecek iktisat politikalarıdır. Türkiye'de hükümetlerin elinde bunu yapma yetkileri mevcuttu. Bol bol kullandılar.

Görev zararları, bütçe açıkları, KİT'lerde ve idarede istihdamın şişirilmesi bu tür popülist politikaların tipik örnekleridir. Yüksek reel faizler ve hızla artan kamu borçları kısa dönem etkileridir. Krizler ve fakirleşme ise nihai sonuçlarıdır.

Yeni "Niyet Mektubu" popülist politikaya izin veren uygulamalara son vermeyi hedefliyor. Doğallıkla, siyasi sınıf içinde ve hükümette buna karşı çıkanlar var. Olması şaşırtıcı gelmiyor.

Bakan Öksüz açıkça söylüyor. Telekom sektöründe lisans verme yetkisinin siyasi makam Ulaştırma Bakanlığı'ndan alınıp siyesete daha mesafeli durabilecek Üst Kurul'a devredilmesine karşı çıkıyor.

Hükümet ne yapacak? Niyet Mektubu'ndan, 14.3 milyar dolar dış yardımdan vazgeçip popülizme devam etmeyi deneyebilir. O zaman yandık. Çünkü derhal yeni bir krizin kopması, doların uçup gitmesi kaçınılmaz duruyor.

Kasap ve koyun
Benzetme biz vatandaşlar için hoş değil ama tam oturuyor. Özdeyiş, "kasap et derdinde, koyun can derdinde" diyor. Siyasetçi popülizme devam etmeye, reforma direnmeye çalışıyor.

Siyasetçi KİT'lere adam yerleştirmek için reformu yokuşa sürdükçe ekonomi batıyor. Vatandaş da canından oluyor. Ama bundan çıkartılacak önemli bir ders de var. Vatandaş koyun gibi davrandığı sürece, siyasetçi de kasaplığına devam edecektir.

Olayı hala anlayamayanlara herhalde altıncı krizle gelecek hiperenflasyon gerekli dersi verecektir. Türkiye'nin böyle yüksek bedeller ödeyerek öğrenmesine çok üzülüyorum.

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır