kapat
10.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

Tezekle döşenen "Zafer Yolu.."

"Ölecek.. Ölecek.. Öleceksiniz.." diye bağırıyor, stad hoparlörü.. Tribünlerde binlerce kişi cevap veriyor:

"Ananızın a.ını göreceksiniz.."

Dakikalar sürüyor bu iğrençlik.. Bu terör.. Bu dehşet..

Savaşa bile böyle aşşağılık şekilde gitmez insan.. Bunlar maça gidiyor sadece..

Ve televizyonlardan tüm yurda yayılan bu rezilliği stadda görevli 6 bin polis izliyor.. Tribünlerde bu kentin en yetkili ve sorumlu yerel yöneticileri izliyor. Ev sahibi, stad sahibi kulübün tüm yöneticileri izliyor. O maçı organize eden federasyonun tüm görevlileri izliyor.. Hatta bu devletin bakanları izliyor.. Hiçbirinin, ama hiçbirinin kılı kıpırdamıyor..

Hele o bakanlardan biri.. Sanki amigo.. Öyle şeyler yapıyor ki, tribünde.. Televizyonda maç seyredenler, çok önemli ayrıntıları yakalıyor. Bunları tribünden görmek imkansız.. Kendinden geçiyor bakan, hele Fener golünden sonra.. Yanında oturan Aziz Yıldırım'a hamle ediyor. Ama Yıldırım onunla ilgili bile değil.. Devletin bakanının eli havada kalıyor.. Sonsuz kadar uzun saniyeler bakan, baka kalıyor, elini nereye koyacağını bilemeyerek.. Sonra koltuğunun arasına sokuşturuyor.

Bu yazı aslında bir açık mektup..

Fenerbahçe Yönetim Kurulu üyesi sevgili dostum Uğur Dündar'a..

Geri kalanlar içinde ne dediğimi anlayacak kişinin çıkacağını sanmadığım için..

Uğur Dündar bu ülkenin en tarafsız, en korkusuz, en gözüpek gazetecilerinden biri, belki de birincisi olarak her türlü pisliğin üzerine gitmesi ile şöhret yaptı..

Şimdi bu imajını riske ediyor.. Bana öyle geliyor.. Sessiz kalarak..

İşte bir pislik Uğur..

Galatasaray'ın 1900 seyircisi, 40 bin Fenerlinin olduğu stada geliyor. Konuk.. Türkün töresinde Konuk kutsal.. Kanlıya bile el sürülmez, evi terketmeden..

Karşılamaya bakın..

Bir tek kapı açılmış. 1900 kişi o kapıya yönlendirilmiş. Seller gibi yağmur.. Galatasaraylılar dizlerine kadar bir su hendeğinin içinde beklemek zorundalar maça girmek için.. Kapıdaki bileti mümkün olan en ağır şekilde kesiyor ki, işkence uzasın. Islak diye bileti kabul etmiyor ki, olay çıksın.. Saatler sürüyor içeri girmek ve asıl işkence orada başlıyor..

Sahanın kesilen çimleri Galatasaraylıların oturacağı sandalyelere yayılmış.. Üzerine gübre dökülmüş.. Çimen.. Gübre.. Yağmur.. Güneş.. Tezekler oluşmuş koltuklarda.. Yetmemiş yumurtalar atılmış koltuklara.. Leş gibi koku daha da artsın diye..

Yetmemiş.. Galatasaraylılar tribünlerde yerlerini aldıkça, üzerlerine içi sidik dolu naylon poşetler yağmur gibi yağıyor.

Dahası.. Bu tribünde tuvaletler kitli.. Altlarına etsinler diye..

Dahası.. Büfeler kapalı.. Su bile satılmıyor, sabahın köründe oraya gelip akşama dek bekleyenler için.. Tam bir Kerbela sahnesi planlanmış..

Planlanmış ya Uğur.. Planlanmış..

Bunların plansız olması mümkün mü?..

Stad hoparlörü Yönetimden başka kimin kontrolünde olabilir?..

Bu hoparlör "Öleceksiniz" diye bağırıyor.. Tribün analara sinkafla yanıt veriyor..

Değer mi Uğur?.. Bir Şampiyonluk için değer mi?..

Ya tribünlerdeki pislik.. İğrençlik.. Arena yapımcısı olarak bu tertiplerin bir Anadolu kenti stadında, mesela Fenerbahçe için alındığını duysan, kameran nasıl çalışırdı, bir düşün Uğur..

Sen bunların içinde olacak ve susacak adam mısın?..

Galatasaray futbolcularının otobüsü kapıya geliyor.. 15 dakika içeri alınmıyor çocuklar.. Orada tacize uğrasın, terörü yaşasın, demoralize olsunlar diye.. Nihayet kapı açılıyor.. Koridor, boş olması gereken koridorlarda önüne gelen var.. İfadelere göre hani o geçen yıl Rüştü'yü linç etmekle görevli, Başkan Korumaları var. Tekme, sille, yumruk dalıyorlar, Galatasaray futbolcularına..

Değer mi Uğur?..

Bir maç, bir zafer, bir şampiyonluk kazanmak için değer mi?.

Ben Ali Sami Yen Stadında, başka maçlarda Fener'e sövülüyor diye "Fener kadar başınıza taş düşsün" diye yazdım ve maçlara gitmekten vazgeçtim.

Alt tarafı bir oyun, bir keyif şovu, böylesine organize iğrençliklere sahne olacak boyutlara gelmişse ve bir kulüp yönetimi bu rezillikleri tel'in edeceğine, protesto edenlere saldırarak, daha büyük rezilliklere, giderek kan dökülmesine çanak tutuyorsa, Sevgili Uğur, al, o şampiyonluk sizin olsun..

Tezeklere döşenen "Zafer Yolu" kimi mutlu edecekse, buyursunlar!..

Fener, puanla şampiyon olur!..
Kafalarının içinde spor değil, irin dolaşanlar pisliklerini yaymaya başladılar bile.. Şike ve averaj hesapları ile herkese ve her kuruma çirkef atmak için hazırlar..

Bana sorarsanız, boşuna hevesleniyorlar.. Bu lig averajla değil, puanla biter ve Fenerbahçe şampiyon olur..

İş bu noktaya geldikten sonra Kutsal İttifak Şampiyonluğu Galatasaray'a yedirmezdi zaten.. Şimdi Yavuz Hırsız emsali hakemlere önce onlar bağırıyorlar.. Maçı onlara kazandıran hakemlere.. Ve de Erman Hocam, Galatasaray'a kaybettiren her hakem gibi onları da alkışlıyor.. Sezon başından beri Fener aleyhine tek penaltı çalmayan hakemler, bundan sonra neler yapacaklar, tahmin zor değil..

Demem o değil..

Onlara gerek yok..

Galatasaray bitmiş.. Tükenmiş.. Fener, Galatasaray'ın ölüsünü yendi..

Düşünün ligin kader maçı, ikisi resmi görevli üç yönetici var maçta.. Gerisi toz..

Bunun futbolcuya etkisini düşünün.. Hele böylesine dağılmış futbolcuya..

Dağılmış ya..

Kimi çoktan transfer etmiş gitmiş.. "Lig kazasız belasız bitse de yeni formamızı giysek" diye lütfen oynuyorlar.. Okan ve Emre.. Kimi, tribünde futbolcu menecerleri var diye görücüye çıkmış, takıma değil, kendine oynuyor.. Fatih.. Kimi jübile yapmış.. Gider ayak son bir iki şovla hatırlanmak istediğinden takımı unutmuş, o da kendine oynuyor.. Hagi.. Kimi, kenarda kalmanın ezikliği içinde "Bakın unuttukları adama" demek için egoist oynuyor.. Arif.. Kimi Jardel'e pas vermemek için topu eziyor.. Ergün.. Kimi sahaya hangi görevle çıktığının dahi farkında değil.. Hasan..

Bu mu takım?..

Geçen yıl Galatasaray'ı UEFA Şampiyonu yapan takım ruhu gitmiş, her birinin kafası başka yerde adamlar gelmiş..

Bunları kim toplayacak?.. Yönetim.. Arazi olmuş..

Lucescu desen, "Kafama birşey gelir" diye kulübesinden çıkamayan bir korkak.. Yenilgiyi, bozgunu başından kabullenmiş, öylesine zavallı zavallı oturup tırnaklarını kemiriyor..

Galatasaray'da yürekli yönetici olsa, takım stad kapısında 15 dakika beklemez, koridorda saldırıya uğramazdı.. "Geri dönüyoruz. Burada can güvenliği yok" derlerdi ve yer yerinden oynardı.. Sus pus, kabullendiler herşeyi..

Galatasaray'da yürekli yönetici olsa, Ali Sami Yen'de toplanan 1900 kişinin başına geçer, onlarla Kadıköy'e geçer, onlarla yaşardı rezilliği.. Bütün bu rezilliklere göz yumarak çanak tutan 6 bin polisin şefine o yönetici muhatap olur, çok şeyi çözerdi.

Herşey olmuş bitmiş. Tüm rezillikler yaşanmış, maç kaybedilmiş, şimdi bildiri yayınlamayı marifet sanıyorlar..

Hadi canım sen de..

Fener, hatta 6 puan farkla şampiyon olursa şaşmayın..

Galatasaray'a mucize ötesi gerek.. Kendi arasında böylesine dağılmışların Kutsal İttifakı geçmesi, geçebilmesi ancak öyle mümkün..

Daum'un çamaşır yıkayıcıları..
Ünlü Stern dergisinde Franz Beckenbauer'la yapılan bir röportaj yayınlandı. Türkiye'nin kara para yanı sıra, yalancı, uyuşturucu müptelası teknik direktör aklayıcısı bir ülke olduğunu da ortaya koyan bu röportajda Beckenbauer şöyle diyor:

"Daum'un uzun süredir uyuşturucu kullandığı konusunu araştırmadan, onu milli takım antrenörü ilan etmek bizim sığ bir yaklaşımımızdır. Bizi bu konuda tenkit edenler haklı. Daum, Türkiye'ye gitmeden önce benimle görüşmek istedi. Evimde yapılan bu görüşmede neler konuştuğumuzu açıklayamam. Daum'un uzun süre uyuşturucu kullandığı halde yalan söyleyerek; 'Kullanmadım' demesi konusunda da neler konuştuğumuzu söylemek istemiyorum. Konuştuklarımız, onunla aramızda kalacak, çünkü olay inat meselesi. Almanya'da çalışıp çalışamayacağı konusu, savcının hakkında hazırladığı tahkikat dosyasını, mahkemeye intikal ettirip, ettirmemesine bağlı. Olay mahkemeye giderse, onun Almanya'ya dönmesi çok zor. En iyisi onun şu aralar yurtdışında çalışması."

Daum konusu Almanya'da mahkemeye intikal etmiş durumda . İşi orada zor. Zaten, o sebeple Türkiye'ye geldi, "Gönderildi." Türkiye'de ise işi kolay, çünkü bir sürü acemi çamaşırcı, onun çamaşırlarını yıkamakla meşgul. Hem de, "Kamu vicdanı" adına. İyi mi?

Hay sizin kamunuza, vicdanınıza, etik "Ahlak" anlayışınıza.. Ayıp be!..

***
Hayır.. Ben değilim bu defa.. Turgay Renklikurt.. Gazeteci olmanın ötesinde bir bilim adamı, uzman ve gençlik lideri.. Kazım Kanat'la ayni gazetede, Akşam'da yazıyor.

Sevgili Kazım'ın belki gözünden kaçmıştır, diye sütunuma aldım.. Ve de sizler için.. Ülkesi ve gençliği adına bu mücadeleyi tek başıma yapmadığımı bilmenizi isterim..

Sevgili Serdar, (Bilgili tabii..)

Stern'deki makalenin tamamını ben sana çevirtip yollayayım mı, yoksa sen alır okur musun?..

"Türkiye uyuşturucu müptelası teknik direktör aklayıcı ülke" ithamını da, özgür, egemen Türk devletinin yasaları dururken, Alman Makamlarından izin isteyen Emniyet Genel Müdürü Turan Genç'e ithaf ederim.. Biz bu ithamı sayelerinde hakkettik de!..

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır