kapat
10.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Anneler Gunu
 

'Harem' aslında neydi?


Yüzlerce cariyenin kaldığı bir seks merkezi miydi, padişah ailesinin yaşadığı kutsal bir mekan mı? Osmanlı'nın en gizemli ortamı 'Harem' tarihçiler arasında tartışma yarattı
Osmanlı'da padişahların cinsel hayatının merkezi olarak düşünülen 'Harem' kavramı Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın Türk Edebiyatı dergisinin Mayıs sayısında yer alan bir yazısıyla yeni boyut kazandı. Bunun nedeni, Ortaylı'nın 'Harem ve Cinsellik' başlığıyla kaleme aldığı yazının, Ali Kemal Meram'ın yazdığı 'Padişah Anaları' kitabında anlattığından çok farklı bilgiler içermesiydi.

Meram'ın kitabında, Osmanlı haremindeki yaşam yaygın seks tutkusu, içki, müzik ve saz olarak aktarılmasına karşın Ortaylı'nın "Zamanımızın okumuş Türk'ü de Avrupa'nın görgüsüz, bilgisiz turisti gibi davranmasın" ifadesi 'Harem' konusunda yeni bir tartışma yarattı. "Harem-i Hümayun'da önemli olan, buraya gelen kadının yetiştirilip, eğitilip iyi bir izdivaç yapmasıdır" diyen Ortaylı'ya tarihçiler ve araştırmacılar da destek verdi.

'EN BÜYÜK TUTKU SEKSTİ'
'Padişah Anaları' kitabının yazarı Meram ise kitabında seksin sarayda en yaygın tutku olduğunu şu sözlerle ifade ediyor:

"Müzik ve raks, Osmanlı saraylarının vazgeçilmez gereksinimlerindendi. Çalgı çalan ve oynayan cariyeler Padişah'ın, hiç olmazsa şehzadelerin kalbini çalabilmek için hünerlerini göstermeye uğraşırlardı. Harem'de padişahın oturduğu yerin önünde yapılan figürlerle seyircilerin heyecanı son haddini bulurdu.

Hünkar sofrasının, kıbleye bakan balkonunda sazcılar çalar, padişah da bu balkonun altında otururdu. Balkonun önüne süslü bir billur top asılmıştı. Cariyeler balkonun önünde padişahı avlamaya çalışırdı. Oyun figürlerinin gösterildiği sırada birden bire padişahın oturduğu yerin önüne gelirler, asılı topu tutmaya çalışırken etekleri havada uçuşur, vücutlarının hatları padişahın gözleri önüne serilirdi. İçkinin her çeşidinin, raksın ve müziğin sunulduğu bu saraylarda en gerçek ve yaygın tutku, seksti elbet."

Prof. Dr. Bahaeddin Yediyıldız (Osmanlı Tarihçisi)

Yanlış öğreten bizleriz
Osmanlı'da 'harem', herkesin giremediği bir ortamdı. Sözcük olarak 'harem dokunulmaz, kutsal anlamına gelir. Bilinenin aksine Osmanlı'da 'Harem-i Humayun', devlet adamları yetiştiren 'Enderun' mekteplerine paralel bir kurumdu. Kesinlikle cinselliğin ayyuka çıktığı, padişahın canı çektiğinde içinden kadın seçip beraber olduğu bir yer değildi. Harem'de musiki dersi de, hat dersi de verilirdi. Buradaki kadınlar Osmanlı'nın en üst kültür grubunu temsil ederdi. Bazı çevrelerde 'harem' kavramına cinsel ve egzotik benzetmelerin yapılmasının nedeni 17 ve 18'inci yüzyıllarda Batı'nın bu kuruma cinsel içerikli yakıştırmalar yapmış olmasıdır. İşin acı yanı insanlar 'harem'i olumsuz düşünüyor ama bunu öğreten biz olduk.

Prof. Dr. Mete Tuncay (Tarihçi)

Padişahın ailesiydi
Harem'deki yaş ortalaması, oryantalist hayallerde olduğu gibi 15-16 değil, 60'ın üzerindeydi. Harem, Osmanlı'da padişahın ailesi anlamına gelirdi. Yani, padişahın mahrem kısmıdır. Padişah öldükten sonra da ailesi haremde yaşamaya devam ederdi. Harem'de bulunan bütün kadınlar padişahın cinselliği için tutulmadıkları gibi buradaki kızlara her konuda uzun soluklu eğitim verilirdi. Din hocaları da öğretmenler de, gelir haremde ders verirlerdi. Padişah da güzel ve bilgili bu kızlardan bazılarını devlet adamlarına, dostlarına hediye ederdi. İlber Ortaylı'nın itarazını anlıyor, kesinlikle katılıyorum.

Ergun Hiçyılmaz (Gazeteci)

Fantazilerden arındırılmalı
Osmanlı'da harem, namusun olduğu ortam olarak kullanılır. Sayısı 200 ile 400 arasında değişen, birbirinden güzel kadınların bulunduğu, cinselliğin doruğuna varılan mekan olarak düşünülürse 'harem' insanların aklında fantastik ve egzotik olarak yer alır. Victor Hugo da, geçmişteki Türkiye'yi yazarken oryantal hayallerine uygun olarak kitabının adını 'Oryantal' koymuştur. Bu açıdan sadece padişahlara hücum etmekle kalmaz, şiirleriyle Osmanlı sosyal hayatını hicveder. Hugo'yu başlangıç kabul edersek Avrupalı yazarlar iki şeyi yaza yaza bitiremedi. Biri Türkler'in barbarlığı, diğeri haremin gizemidir. Tarih, haremdeki kadının şuhluğunu yazmıyor. O zaman 'harem'in kadına önem verilen bir mekan olduğunu fantazilerden arındırmak gerek.

Alper URUŞ

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır