kapat
09.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ALİ BAYRAMOĞLU(abayramoglu@sabah.com.tr )

Ey özgürlük...

İşleyiş ve katılım açısından demokrasinin şeması bellidir: Toplumun talepleri "zamanın ruhu" ile "evrensel değerler"in süzgecinden geçer, diğer taleplerle kesiştirilir ve siyasi kararlara dönüşür. Bu döngüde "siyasi denetimi" yetki-sorumluluk mekanizması, "idari denetimi" hukuk ilkeleri çerçevesinde kurumlar hiyerarşisi, "hukukun denetimi"ni ise hukukun üstünlüğü çerçevesinde bağımsız yargı yapar.

Bu şemanın mevcut olmaması veya kötü çalışması; aklı ve denetimi devre dışı bırakır; devlette, siyasette, toplumda fiili durumlar yaratır; farklı kesimler, birimler, organlar arasındaki ortak değer ve kurallar üreten iletişim kanallarının tıkanmasına yol açar; hukuk güçlünün imha aracı haline gelir. Ve gün gelir özgürlüğünüz, diğer bir gün paranız budanır...

Peki Türkiye bu şemanın neresinde?

Siyasetin merkezinde olanlar ortada: Yargı, siyaset, asker; siyasetin 12 Eylül usulü yeniden dizayn arayışlarını, görmek isteyen her göz görüyor.

Bir de toplumun merkezine bakalım...

Marmara Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaptığım dönemde, "siyasi olarak her yanı oynak bir hoca hanım", bir öğretim üyesi arkadaşımızın sınavda sorduğu, "Öcalan'ın İtalya'daki durumu ile ülkede milliyetçi tepkiler arasındaki ilişkiyi değerlendiriniz." şeklindeki soruyu, bir soruşturma dosyası haline çevirtmiş, üniversite "aramızda PKK'lı var" dedikodularıyla çınlamış ve o arkadaşımız işin DGM'ye gitmesine kadar varacak riski karşısında, yani dolaylı bir tehdit sonucunda üniversiteden istifa etmişti.

Benzer bir olay başka bir açıdan Marmara Üniversitesi Rektörü'nün başına gelmiş; rektör, "eşinin ve kızının tesettürlü olduğu, eğer istifa etmezse basında afişe edilebileceği" tehdidi üzerine istifa etmişti. Buna benzer diğer bir olay Çanakkale'de, bir başkası Afyon'da gerçekleşmişti. Tehdide boyun eğip istifa etmeyenler ise başlarına örülen türlü çoraplarla uğraşmak zorunda kalmışlar, YÖK'ün akıllara durgunluk veren, kişileri yargı önüne çıkarmadan, delilsiz bir şekilde kamu görevinden yaşam boyu men eden "Disiplin Yönetmeliği"nin gadrine uğramışlardı. Geçtiğimiz günlerde "Dicle Üniversitesi"nde rektöre yönelik olarak yaşanan gelişmeler bu durumun yeni bir aşaması. Sistem tarafından istenmeyen adam ilan edilen Rektör Fikri Canoruç bu tehditlere boyun eğmeyenlerden. Rektör boyun eğmeyince, aniden "PKK yandaşı" olduğu iddiası ile karşı karşıya kalıyor ve YÖK, rektörü görevden almak için harekete geçiyor. YÖK Genel Kurulu'nda Gürüz bu yönde fikir açıklıyor ama, ortada bir delil olmadığı anlaşılıyor. Nitekim bazı YÖK üyeleri bunu belirterek Dicle Üniversitesi Rektörü'nün görevden alınmasına karşı çıkıyorlar. Ne var ki, genel kurulda çoğunluk aksi yönde oy kullanıyor ve Canoruç görevden alınıyor.

Evet, ortada delil yok; olanları, iddiaları değerlendirecek bir yargı mekanizması yok, sorumsuzluğu ve hukuki yetkisi olmayışıyla "engizisyon"u andıran bir kurul var. Ve bu kurul rektörü görevinden etmekle kalmıyor, "PKK'lı olarak da damgalıyor".

Bu tür gelişmelerin, mevcut yönetmeliğin arkasındaki mantık ise Adana Jandarma Bölge Komutanı'nın geçenlerde yapılan "Jandarma Etiği ve Meslek Ahlakı" konulu konferansın açılışında yaptığı konuşmadaki sözlerinde gizlidir:

"Önemli olan genel güvenlik olduğundan, bazen kişilerin dahi özgürlükleri, kamunun yararına olarak ihmal edilebilir. Jandarma, bazen yaptığı görevler sırasında çeşitli nedenlerle kendisine verilen yetkiyi aşabilir... "

Diyelim ki, size göre hukuk devletlerinde "kamu yararının sınırını özgürlük rejimi oluşturur" ilkesi bu ülkeye yabancı; ama böyle düşünseniz bile aklınıza şu soru gelecektir:

"Kamu yararını kim, nasıl ve neye göre tespit ediyor?"

Bu sorunun yanıtını bulduğunuzda demokratik şemanın neresinde olduğumuzu da bulursunuz... Tabii yaşanan ağır krizlere ilişkin ipuçlarını da...

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır