  
45 yıllık itiraf
Fransa'nın sömürgecilik döneminin en "kara" sahneleri Cezayir'de yaşandı. 50'lerin başında Cezayir'in bağımsızlığı için başlayan siyasi ve askeri direnişe karşı Fransız devleti şiddetli ve kanlı bir baskı uyguladı.
Fransa'nın bu kara dönemini yine Fransızlar kitaplarda aktardılar. Bu dönem üzerine çok sayıda film çekildi, hâlâ da çekiliyor.
Cezayir savaşının kirli görüntüleri bir tarih dersi olarak tekrarlanırken bir "taraf", hep suçlanan "askerler" konuşmuyorlardı.
Sonunda bunlardan biri konuştu. 1955'te Cezayir'deki askeri istihbaratın üst düzey yetkililerinden olan emekli general Aussaresses (okunuşu Osares) Le Monde gazetesiyle görüştü ve o dönemde bizzat işkenceli sorgulara katıldığını, "yargısız infaz" yaptığını itiraf etti.
Bugün 83 yaşında olan general, geçen hafta bir anı kitabı yayınladı ve olan bitenleri en açık biçimde anlattı:
'Acil durum vardı'
"Adam konuşmuyordu. O zaman ikna edici yollara başvurmak zorunda kaldım. Polislerin yardımı olmadan kendi başımın çaresine baktım. İlk defa bir insana işkence yapıyordum. Ama bir işe yaramadı. Adam tek kelime etmeden öldü. Hiçbir şey düşünmedim, öldüğü için üzüntü de hissetmedim. Tek üzüntüm, ölmeden önce konuşmamış olmasıydı. Ne öfke, ne acıma duydum. Acil bir durum vardı ve elimdeki adam terörist bir eyleme doğrudan karışmıştı. Onu konuşturmak için her yol kullanılacaktı. O günün koşulları bunu gerektiriyordu..."
Cezayir direnişinin önemli isimlerinden Bin Mehdi yakalanır. Görevli generaller tartışırlar ve Bin Mehdi'nin mahkemeye çıkmaması gerektiğine karar verirler.
Ama Bin Mehdi öyle kolay kolay bir çukura atılarak yok edilecek bir kişi değildir, Cezayir şehrinde direnişin bir numaralı yöneticisidir.
Hukuk devleti olmak...
General anlatıyor:
"İki yardımcımla birlikte Bin Mehdi'yi sıkıca yakaladık ve intihar ettiğine inandıracak şekilde astık. Öldüğünden emin olunca indirip hastaneye gönderdim. Geceyarısıydı. Hemen General Massu'ya telefon ettim: 'Generalim, Bin Mehdi intihar etti. Cesedi hastanede. Raporumu size yarın sabah vereceğim.' Raporumu öğleden sonra hazırlamış olduğumu biliyordu, çünkü hiç vakit kaybetmek istemiyorduk. Raporu yazdığım zaman ilk, askeri yargıca okutmuştum. Yargıç bütün ayrıntıları okumuş ve 'tamam, çok güzel olmuş' demişti."
İlk kez böyle itirafların bir emekli generalin kaleminden yayınlanması üzerine Cezayir'deki kirli savaş üzerine tartışmalar tekrar başladı.
Kimse, "üzerinden 45 yıl geçmiş, boşverin" demedi. Devlet Başkanı Chirac yasal sürecin başlamasını istedi ve emekli generalin madalyasının geri alınması için harekete geçti.
Hiçbir ulusun geçmişi sadece "şan-şeref-zafer" sayfalarından oluşmaz. Bunlarla övünmek kadar "kirli sayfalar"la da yüzleşebilmek için "gerçek güç" gerekir.
|