Malena
Bilgisayarın karşısına oturdum ve bir iki yazı başlangıcı yaptım.
Önce Telekom'dan başladım. Pek tatsız tuzsuz geldi.
Sonra Türkiye'nin manda altına girdiği kuşkuları, bağımsızlık sorunu, Halide Edip falan... yok, yine tutturamadım.
İstihdam ve yabancı sermaye ilişkisi!
Bunları da tekrar tekrar yazdığım aklıma geldi.
Aynen dönüp dolaşıp vurguladığım devlet-yurttaş sorunu gibi.
Adalet, yolsuzluklar, hukukun üstünlüğü diye birkaç başlangıç daha yaptım.
Sonra anladım ki bugün, yıllardır yaza çize yorulduğum konularda kalem oynatmam mümkün değil.
Hani bir türkü vardır: "Ben bu sazı çala çala yoruldum!" diye.
İşte ben de aynen o durumdayım: "Bunları yaza çize yoruldum."
Beyazın beyaz, siyahın siyah olduğunu ispatlamak için bu kadar uğraşmak gerekli miydi?
Neyse!
Sizi bu düşüncelerle sıkmak yerine Malena'dan sözedeyim.
Daha doğrusu Malena adlı filmden.
Dostoyevski, Rus edebiyatını kastederek der ki: "Hepimiz Gogol'ün kaputundan çıktık!"
Galiba İtalyan sineması da Fellini'nin kaşkolundan doğdu.
Çünkü hep onun Amarcord'unu anımsatan filmlerle karşımıza çıkıyorlar.
Formül belli: İkinci Dünya Savaşı sırasında Mussolini diktatörlüğü, bir küçük kasaba ve insan ilişkileri.
Daha çok da cinsel bunalıma düşmüş ergenlik yaşındaki oğlanlar ve iri göğüslü kadınlar.
Sonunda ülkeyi faşistlerden kurtaran Amerikan orduları ve sokaklardaki sevinç gösterileri.
Gerçi bu klişeyi çok fazla tekrarlamaya başladılar ama İtalyan filmleri yine de alabildiğine insani ve çekici.
Daha önce "Cennet Sineması" (Cinema Paradiso) filmiyle ünlenen Tornatore, bu kez Sicilya'da bir kasabayı anlatıyor.
Kocası askerde olan genç ve alımlı Malena, kasabanın bütün ergen oğlanlarının ıslak rüyalarını süslemekte.
Köyün erkekleri tapıyor Malena'ya, kadınları ise ondan nefret ediyor.
Oysa Malena'nın, kadın güzelliği denilen o tehlikeli ve büyülü iktidara sahip olmaktan başka hiçbir suçu yok.
Daha sonrasını ben anlatmayayım da siz görün.
Çünkü Malena; acınası ve gülünesi insan hallerini anlattığı için eminim, hepinizi derinden etkileyecek.
Film çok sürükleyici olduğu için belki de farketmeyebilirsiniz ama lütfen büyük besteci Ennio Morricone'nin enfes müziğini de ayrı bir dikkatle dinleyin.