  
Son durum
Siyaset kulislerini dolaştık... İşte gördüklerimiz ve dinlediklerimiz... Başbakanlık koridorlarında "Valiler Kararnamesi" konuşuluyordu.
"Yaklaşık yirmi vali değişikliği."
Yine Başbakanlık'ta "üzerinde çalışılan bir başka konu" da, Telekom'du.
"Ortada" iki tasarı taslağı var.
Biri "Devlet Bakanı Yüksel Yalova'nın taslağı."
Diğeri de "Ulaştırma Bakanı Prof. Enis Öksüz'ün."
"İki bakanın karşı karşıya geldiği görüntüsü" doğunca...
Ve "uzlaşma" gecikince...
İş "inatlaşmaya" dönüşüyor.
Tabii bu arada, iki bakana da "haklısın... Israr et... Geri adım atma" diyenler az değil.
***
Sonra Meclis'e geçtik.
Bazı milletvekilleri yanımıza geldiler.
Ve dediler ki:
- Kulislerin, gazetecilere kapanması yanlış oldu... Başkanlık Divanı böyle bir karar almamalıydı.
Başkanlık Divanı'nın "bazı üyeleri" ile konuştuk.
Ne deseler beğenirsiniz:
- Yavuz Bey, size "Başkanlık Divanı yanlış yaptı" diyenler, bize de geliyor ve şunları söylüyorlar: Tebrik ederiz... Çok doğru bir karar aldınız... Aman geri adım atmayın.
***
"Durumu" Meclis Başkanı Ömer İzgi ile de görüştük.
Türkiye tam bir "sorunlar yumağı."
"Konuşulması gereken asıl konu bu."
Ama Meclis'te tartışılan ise...
"Kulisleri medyaya açalım mı, açmayalım mı?"
Ömer İzgi dedi ki:
- Ben de üzülüyorum... Konuşarak çözülmeyecek sorun yok... Orta yol bulunacak... Mesele halledilecek.
"Mesele" halledilmeli.
Hem de "derhal... Gecikmeden... İş inatlaşmaya gitmeden." Ve akşam saatlerinde sorun çözüldü.
***
Mesut Yılmaz, ANAP grup toplantısında konuştu. (Kapalı toplantı.)
Konuşmasının "bir bölümü" var ki...
"Ankara'nın... Siyasetin... Hükümetin durumunu" göstermesi bakımından çok önemli.
Devletin bir kurumunun (Hazine) çözmesi gereken bir konu var. (Enerji ile ilgili yap-işlet projeleri ve işletme devir hakkı sözleşmeleri.)
Kurum "kendi yetkisini" kullanacak.
Çözecek.
Ama Hazine öyle yapmıyor.
"Konuyu" savcıya bildiriyor.
Hem de "resmi yazı ile."
Savcı "uygundur... Şöyle hareket edin" derse, öyle davranılacak.
Savcı "onay vermezse" iş yürümeyecek.
Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz "bunları" anlattı.
Hem de "ayrıntıları" ile.
"Belgesi elimde" diye de ekleyerek.
***
Büyük Türkiye "öyle bir sürece" girdi ki...
Hangi yasaların çıkması gerektiği ile ilgili açıklama "Amerika kaynaklı."
Bakan'ın ya da Hazine'nin "ne yapması gerektiği" ile ilgili karar ise "savcı müsaadeli."
Hani, nerede "saygın siyaset?" Hani, nerede "duruma hakim Hükümet?"
***
Saat 16.00'da Mesut Yılmaz'ı aradık.
"Yukarıdaki konuyu" konuşmak için.
Ancak eski ve yeni enerji bakanları ile toplantı halindeydi.
Sadece "mesaj göndermekle" yetindik.
"Duyduklarımız doğru mu" diye.
"Evet" mesajı geldi.
Ah keşke "yanlış duymuşsun... Böyle birşey yok" deseydi.
Ah keşke, yönetim "böylesine büyük bir zaaf" içine düşmeseydi.
Ah keşke hükümet "gölgesinden bile korkar" hale gelmeseydi.
|