Erdal İnönü'nün bir sözünü hiç unutmam.. Şubat ayında Bilkent Üniversitesi'nde öğrencilerin sorularını yanıtlıyordu..
Bir öğrenci CHP'yi sordu..
İnünü kendine özgü üslubuyla; "Bir kitabı okuyorsunuz ama anlamıyorsunuz.. Ya siz o düzeye gelmemişsiniz ya da kitap birşey anlatmıyor. Aynı CHP gibi" dedi..
Dedi ve ipleri kopardı..
İşte o gün bugün, merkez solda bir şeyler oluyor..
İnanın çok yakından takip etmeye çalışıyorum ama birşey anlamıyorum..
Bir bakıyorum.. Solda yeni bir parti doğacakmış gibi bir hava yaratılıyor..
Sonra bir bakıyorum.. Ortada elle tutulur hiçbir şey yok..
Anlaşılmaz bir durum..
Yeni parti kurmak isteyenler Karayalçın ve arkadaşları.. Yani eski SHP'liler..
Bel bağladıkları kişi ise eski liderleri Erdal İnönü..
Karayalçın, İnönü'yü siyaset arenasına çekmek için her türlü psikolojik baskıyı yaptı..
Ama İnönü'ün inadını bir türlü kıramadı..
Eski SHP'liler, İnönü'nün sevdiği isimler devreye girdi.. Dört koldan çembere alıp ikna etmeye çalıştılar..
İnönü bu.. Duygusal konuşmalarla, sensiz olmuyor baskılarıyla, ülke batıyor nutuklarıyla gaza gelir mi?
O da karşı hamlesini yaptı.. Cumhuriyet Gazetesi'ne 'Neden Bırakıyorum' diye bir yazı yazdı..
Yazıda öyle bir cümle vardı ki, İnönü'yü yeniden siyasete çekmenin hayalini kuranların tansiyonunu fırlattı..
"Siyasete dönmeye çağırarak beni onurlandırıyorlar" diyen İnönü şu sözlerle hem kendini hem de siyasete dönmesini isteyenleri zekice bağladı:
"Yalnız unutulmamalıdır ki, SODEP'i kurmak için emekliliğimi istediğim tarihten beri 18 yıl geçti. Emeklilik döneminde bu kadar yol aldıktan sonra yeni bir parti girişimine öncülük etmeye kalkmak akla uygun davranış olmaz"
İnönü açıkça şunu söylüyordu.. 74 yaşındayım.. Ömrümün geri kalan zamanını düşünerek ve yazarak geçirmek istiyorum..
Siyasette yokum..
Karşı taraf ısrarlıydı.. Almanya dönüşü havaalanında miting bile düzenlediler..
Ne yapsalar, ne etseler İnönü'nün inadını kıramıyorlardı..
Karayalçın bir kez daha İnönü'nün Anadoluhisarı'ndaki yalısına gitti.. İnönü 'Nuh' dedi 'peygamber' demedi.. Ağzından kamuoyuna yönelik 'evet' lafı çıkmadı..
ANAR'ın anketi de aynı günlere rastladı....
Ankete göre halk, Derviş'ten sonra İnönü diyordu..
Bu sonuç da İnönü'yü heyecanlandırmadı.. Bundan sonra ne olacağını da kimse bilmiyor..
Buraya kadarki gelişmeler anlaşılabilir bir durum..
Bundan sonrasını anlamak ise bir hayli zor.. En azından ben anlayamıyorum..
Bir kere, İnönü'süz niye parti kurmazlar, anlamıyorum..
Karayalçın ve arkadaşları niye parti kuracak cesareti göstermez, onu hiç anlamıyorum..
Madem siyasette söyleyecek sözleri vardı.. İddiaları, düşleri, programları vardı..
O zaman neden seçime girip oy isteme cesaretini göstermediler?.
O zaman neden iktidar oldukları halde partiyi götürüp Baykal'a teslim ettiler..
Yeniden kuracaklardı da; İnönü'nün kurduğu partiyi neden kapattılar..
Hatırlayın.. Baykal, Genel Başkanlık koltuğuna oturduğu 1995 kurultayında, SHP'nin bir dönem yaptıkları için halktan özür diledi..
O zaman niye karşı çıkmadılar..
Bugün yeni parti kurmak isteyen kadrolara bakıyorum..
Altı yıl önce SHP'nin kapısına kilit vuran isimler değil mi?
Altı yıl önce İSKİ skandalıyla dibe vuran SHP'yi, Baykal'ın liderliğinde canlandırmaya çalışan kişiler değil mi?
Dün ne çabuk unutuldu..