kapat
08.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )

Aynı gemide

Cuma gecesi Yalçın Doğan'ın sunduğu "Aynı Gemide" adlı programı izlerken, yapısal değişimi gerçekleştirmeye çalışanların işlerinin ne kadar zor olduğnu bir kez daha gördüm.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan ve Türk-İş Başkanı Bayram Meral de konuklar arasındaydı.

Söz alan herkes, uzun uzun "aynı gemide" olmanın anlamı üzerinde duruyordu. Herkes nasıl da iyi niyetliydi. Karşılıklı güzel şeyler söyleniyor, jestler yapılıyor, uzlaşma temennilerinden geçilmiyordu.

Sonra söz dönüp dolaşıp kamu kesimindeki sözleşmelere geldi. Yaşar Okuyan, ücret zammı konusundaki anlaşmazlık noktalarının aşılmaz olmadığını, haftanın ilk yarısında bir anlaşma sağlanabileceğini söyledi. Bayram Meral de aynı doğrultuda konuştu, "bizim de dileğimiz bu" gibilerden sözler söyledi. Ama bu arada çok önemli bir şey daha söyledi. "Sayın Bakan, bizim en büyük sıkıntımız başka" dedi. En büyük sıkıntılarını ve bu sıkıntı için bulduğu çözümü aynen şöyle anlattı:

"Biliyorsunuz, özelleştirilen kuruluşlardaki istihdam fazlası memur için bir sorun yok. Çünkü onlar, olduğu gibi devlete devroluyor. Ama işçiler için böyle bir imkân yok. Bu özelleştirmeler yapılırsa on binlerce işçi işini kaybedecek, bizim asıl sıkıntımız bu. Biz diyoruz ki, Özelleştirme Yasası'na küçük bir ilâve ile bu sorun çözülebilir. İşini kaybeden işçilerin de memurlar gibi, devlete aktarılması sağlanırsa, sorun çözülmüş olur."

İki dakika önce "aynı gemide" olmak üzerine parlak laflar eden birnin, iki dakika sonra, "çözüm" diye, geminin altına bir delik daha açmayı önermesi karşısında şaşkınlıktan ne diyeceğimi şaşırdım.

Bayram Meral'in bulduğu "çözüm" zaten bir işsiz deposu olan devleti daha da şişkin bir depo haline getirmek, nasıl kısarız dediğimiz kamu harcamalarını daha da şişirmek demekti. Herşey eski tas eski hamam sürecek, biz de özelleştirme yaptık diye kendimizi kandıracaktık.

Ben, başta Bakan Okuyan olmak üzere, "aynı gemide" bulunan herkesin Bayram Meral'in bu isteğine derhal tepki vermesini, "Siz ne diyorsunuz, sizin önerdiğiniz şey programa tam bir ihanettir, özelleştirmeden beklenen faydayı yok etmektir" demesini beklerken, hiç kimse hiç birşey demedi.

Yaşar Okuyan sustu...
Programa katılan işveren kuruluşu temsilcileri sustu...

Programı yöneten Yalçın Doğan da konuklarına dönüp bu feci "çözüm" önerisiyle ilgili ne düşündüklerini sormadı... O da sustu.

Ve program aynı iyi niyet sözcükleriyle, "aynı gemide bulunma" edebiyatıyla son buldu.

***
Dünkü Türk-İş-Hükümet buluşmasının ertesinde yapılan açıklamalarda ücret pazarlıkları dışında herhangi bir pazarlıktan söz edilmedi.

Ama ben endişeleniyorum.

Türk-İş'in 450 bin işçiyi kapsayan bu toplu iş sözleşmesi görüşmelerindeki asıl hedefinin, sözünü ettiği "çözüm"ü kabul ettirmek olduğunu, Özelleştirme Yasası'na eklenecek o "basit" madde karşılığında, ücret pazarlığında bazı tavizler vermeye razı olduğunu tahmin ediyorum.

Ve bu "çözüm"ün, kamuoyuna pek farkettirilmeden, sessiz sedasız gerçekleşivermesinden, Özelleştirme Yasası içine böyle bir tuzak yerleştirerek, bunca emeğin boşa gitmesinden korkuyorum.

Çünkü gerçekte kimsenin ne aynı gemide olduğumuzu, ne de geminin hızla batmakta olduğunu anladığını sanmıyorum.

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır