kapat
08.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )

Dansın emekçileri

Krize rağmen 70 bin kişi bilet alıp "Dansın Sultanları" nı seyretmeye gidiyorsa, bunun önemli bir gösterge olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

Neyin göstergesi biliyor musunuz: Başarıya susamışlığın, itibar açlığının, yurt dışında saygı görme arzusunun!

Son yıllarda yakıcı bir tutkuya dönüşen bu isteği, futbolda da gözlemek mümkün.

Türkiye; Avrupa'da tanınmak, bilinmek, şampiyon olmak, saygı görmek istiyor.

Galatasaray'ın Avrupa şampiyonluğu ya da Fatih Terim ve Hakan Şükür'ün İtalya'ya transferi gibi olaylar, her seferinde bu coşkuyu inanılmaz bir sevinç ve gurur patlamasına dönüştürüyor.

Halk, "Dansın Sultanları"nda da bu kokuyu aldı ve akın akın görmeye gidiyor.

***
Türkiye, bugüne kadar dünyada çeşitli başarılar yakaladı: Buna Yaşar Kemal'in dünyada bestseller olan romanları, aldığı uluslararası ödüller ya da Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazanan Yol filmi gibi birçok örnek verilebilir.

Ama bunlar, genellikle Türkiye'de "muhalif" tavır almış sanatçıların başarılarıydı.

Medyayı etkileyen toplum kesimi, bu zaferleri paylaşmak istemedi ya da pek gönülsüz katıldı.

Bu yüzden etkilerinin aktarılması oldukça yetersiz kaldı.

Buna karşılık Fatih Terim ve Hakan Şükür gibi, siyasal açıdan "zararsız" sayılan örneklerin -gerçekten varolan- başarıları aktarılmakla kalmadı; alabildiğine abartıldı. Hatta bazı televizyon reklamlarında İtalyan halkının Terim'in evinin önünde toplanarak tezahürat yaptığı ve bu ünlü Türk'ün de Il Duce gibi balkondan halkı selamladığı gösterildi.

Bütün bunlar Türkiye'nin, eleştirilmeden övülmek istemesinin belirtileriydi.

***
Şimdi "Dansın Sultanları" ndan da aynı şey bekleniyor.

Broadway'de aylarca oynaması, dünya turnesi yapması ve "yabancıların" Türkiye'yi ayakta alkışlaması hedefleniyor.

Umarım ve dilerim ki böyle olur.

Fakat unutmamalı ki dünyada bu çapta başarıyı yakalamak zordur.

Özgünlük, üst düzey bir sanatsal yaratı ve şans ister.

"Dansın Sultanları" nın en güçlü yanı, Anadolu'nun bir yandan alabildiğine karmaşık, öte yandan alabildiğine zengin hamurundan yararlanıyor oluşu.

Provalarından beri söylediğim gibi, bu gösteri ne kadar otantik halk oyunlarına yaklaşırsa, başarı şansı o kadar artacaktır.

Çünkü dünyadaki her büyük başarı, yerel bir kökten süren filiz gibidir. Başka bir deyişle arkasında halk zenginliği olmayan yaratılar güdük kalır.

***
"Dansın Sultanları"nı koreografi, müzik, kostüm, sanatsal yaratı, dekor, ışık yönlerinden ele alıp anlatmak mümkün.

Ama ben bunun yerine gidip görmenizi öneriyorum.

Çünkü bu çaptaki gösteriler bir çocuk gibi doğar, emekler, büyür ve

olgunlaşır.

Sahnede her gün yeniden yaratılan ve zaman içinde olgunlaşan bir sanat biçimidir bu.

Ama bu işe yürek ve emek koyan yüzlerce kişinin, yani "Dansın Emekçileri"nin çabası her türlü övgünün üzerinde.

Umarım, hedeflerine ulaşırlar.

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır