|
|
 |
| |
|
|
Şampiyon belli
Maç beklediğiniz gibi geçti mi? Sizi şaşırtan isimler oldu mu? Beklediğimin üzerinde heyecanlı ve kaliteli bir maçtı. Daha 0-0'a yakın bir maç bekliyordum. Keyifli, iyi bir karşılaşmaydı. Hele son 15 dakika tam bir heyecan kasırgasıydı.
Beni öncelikle şaşırtan isim, hakem Orhan Erdemir oldu. Türkiye'nin en çok kart çıkaran hakemi, bu kez kart kullanmamaya yeminli gibiydi. F.Bahçe yönetimi ve F.Bahçeli medyanın öteden beri ilginç bir huyu var: F.Bahçe'ye en çok yardım eden hakeme önce onlar saldırıyor, rakibi susturmak için. Yavuz hırsız evsahibini bastırır misali... İlk yarı 23, toplam 43 faul yapmış F.Bahçe. Bir maçta topun oyunda kaldığı sürenin 50-55 dakika olduğunu düşünürseniz, takımlar yarı yarıya kullansa, top Galatasaray'da 25 dakika kalmış demektir. 43 faul; 35 saniyede bir faul. Faul çalmakla iş bitiyor mu? Erdemir otursun, sakin kafayla maçın bandını tekrar izlesin. Bakalım kendisi gibi çok kart çıkaran değil, normal kart çıkaran bir hakem bile 43 faulün kaçında kart kullanırdı? Bunun cevabını bana değil, vicdanına versin.
Sert futbola yeşil pasaport
Denizli G.Saray'ı, G.Saray'ın taktiğiyle, agresif futbolla vurmayı planlamıştı. Bunun iki yolu var. Bir, futbol kuralları içinde; iki, kuralları zorlayarak. Maçta çalım atan her G.Saraylı kendini yerde buldu. FIFA, 1 Temmuz'dan itibaren aynı adama devamlı faul yapılıyorsa "Kart kullan" diyor. Çünkü seyirci oraya faul seyretmeye değil, futbol izlemeye geliyor. Maç başladı, Hagi'ye peş peşe 5 faul mü yaptı adam, basacaksın kartı; devam mı ediyor, atacaksın. Bu şimdi yürürlükte değil, ama şimdi geçerli olan kurallara göre arkadan, yandan vurarak, ayağa basarak oynayamazsın. Bunları yapıp kart görmezsen hakem bu oyunu teşvik ediyor demektir. Denizli'nin agresif futbolla rakibi durdurma planına Erdemir yeşil pasaport çıkardı.
* Hiç sürpriz futbolcu yok mu?
Benim için sürpriz Fatih'in bu kadar kötü oynaması. G.Saray'daki en başarısız maçlarından biriydi. "Avrupalılar seyrediyor" diye şov yapmaya kalktı herhalde; ama inanılmaz hatalarla rakip atakların başlatıcısı oldu. Ergün'ü daha başarılı beklerdim. Hasan varlığı belli değildi. Hagi beklenmedik derecede başarısızdı. Beni şaşırtanlar beklediğimden daha kötü oynayanlar oldu.
Lucescu çok geç kaldı
İlginç olan Jardel olayı. Lucescu Jardel'i oynatmaktan yanaydı. Sebebi de F.Bahçe'nin yan toplarda ileri çıkıp kafa vuran adamlarıydı. Ama Ogün ve Johnson yokken, Jardel'in olmamasını yadırgamadık. Daha çok koşan Serkan ile başladı Lucescu. Ama gördük ki, Serkan hiç etkili değil. İkinci yarı başlarken etkisiz Hasan ve Serkan yine sahada. 2-0 geridesin. Bir hamle yap, takıma ve seyirciye yeni bir hava ver. 2-0 yenik takımla sahaya çıkmak, yenilgiyi kabullenmek gibi. İlk değişikliği Hasan sakatlanınca yaptı. Jardel'i iş işten geçtikten sonra oyuna alınca, Jardel'i taktik gereği mi, yoksa takım istemiyor diye mi oynatmadığı sorusu kafalara takıldı.
* Şampiyon artık belli mi?
G.Saray geçen seneki G.Saray değil. Takım ruhu yok. Okan ve Emre Interli olmuşlar, ellerini taşın altına bu kadar koyuyorlar. Jardel'i takım sevmiyor. "Bu adam bu kadar paraya alınmasa, içeride bu kadar paramız kalmazdı" deniyor. İstemezükçüler o kadar etkili ki, bu tabloda 2-1'e de şükretmek lazım. G.Saray'da "Her şey G.Saray için" olsa Jardel 46. dakikada sahada olurdu. Jardel iş işten geçtikten sonra girince, "İstemezükçüler"in Lucescu üstünde etkisi olduğu, takım ruhunun kaybolduğu kanıtlanmış oluyor. Lucescu takımı dağıtmış, toparlayamıyor.
Tabloda şampiyon belli. F.Bahçe'nin üç rakibinden biri düşmüş, öbürleri de orta sıralarda yer alıyor. G.Saray'ın rakiplerinden en rahat görüneni ikinci devrenin flaş takımı A.Gücü. Ötekiler şampiyonlukta gözü olan G.Antep ve grafiğini yükseltmiş 4, 5, 7 atmaya başlamış Trabzon. Bana sorarsanız iş averaja kalmaz. Zaten G.Saray'ın toparlanıp farklı galibiyetler alması da çok zor. G.Saray'ın üçüncülüğü uzak bir ihtimal, ama her şey olabilir. G.Antep'teki maç çok şeyi değiştirebilir.
|
|
 |
|