Global düşünüp yerel davranacağız
Ekonominin her alanına el atan uluslararası kuruluşların, bu kez belediyeleri de büyüteç altına aldıkları anlaşılıyor.
Aslında öncelikli yaklaşım, yerel yönetimler reformu değil, bütçenin finansmanı. Bir başka deyişle bütçeden, belediyeler ve il özel idarelerine ayrılan vergi payları. Harcamalarda kesinti, ek vergiler derken denizin bittiği görülüyor.
Oy hesabı etkiliyor
Gözler, genel bütçe vergi paylarından yerel yönetimlere yapılan aktarımlara çevriliyor. Örneğin, 2000 yılında 26.5 katrilyon lira vergi toplandığı belirtiliyor ama yerel yönetimlere bırakılan 3.3 katrilyon lira hesaba katılmıyor. Acaba deniliyor, "Bu gelirleri bütçe için özellikle faiz harcamaları için kullansak nasıl olur?" Öyle ya, bütçe vergi gelirlerinin yüzde 13-14'ü her yıl yerel yönetimlere tahsis ediliyor.
Bu düşünce sistematiği ister istemez yerel yönetimler sorununu gündeme getiriyor. Yerinden yönetim ilkesini Türkiye yıllardır konuşuyor ama somut adım atmıyor. Siyasi kaygılarla her belde bir belediyeye dönüşüyor. Oy hesabı ile kurulan belediyeler Ankara'nın kapısını aşındırıyor. Birkaç milyar lira ile birkaç trilyon lira arasındaki ulufe dağıtımı bazı bakanların kendisini güçlü hissetmesini sağlıyor.
Oysa, öğretmen ve doktor atamalarından köy hizmetleri fonksiyonuna kadar merkezi idarenin elinde toplanan birçok işi belediyelere devretmek mümkün. Dostlar alışverişte görsün kabilinden kurulan bir dizi küçük belediyenin, makina parkı ve eleman yönüyle "belediye birlikleri" adı altında toplanmaları da mümkün.
Yeni öz gelir fırsatı
Emlak ve Çevre Temizlik Vergileri'ne ilave olarak Motorlu Taşılar Vergisi'nin de belediyelere bırakılabileceği, yerel yönetimlerin hizmetlerini karşılayacak yeni öz gelirlere kavuşturulabileceği artık Washington'da bile konuşulur oldu. Bu demektir ki bu yıl olmasa bile en geç gelecek yıl, "Global düşün yerel davran" modeli Türkiye'de de işleyecek.
"Tencere dibin kara seninki benden kara"
Beyaz Enerji Dosyası ile doruğa çıkan operasyonlar dizisi, siyasi ve bürokratik cephede inanılması güç ama bir o kadar da ince hesaplara yolaçıyor. Örneğin Gümrük Teşkilatı, özellikle geçen yıl zedelenen imajını düzeltmek için Dış Ticaret Müsteşarlığı'na yöneliyor. Dahilde işleme izin belgesi veren, serbest bölgelerin yönetimini elinde tutan DTM'ye yönelik müfettiş incelemesine hız kazandırılıyor. ANAP ve sorumlu olduğu kurumlar kadar, MHP'nin ve bağlı kurumlarının da yıpratılması süreci işletiliyor. "Tencere dibin kara seninki benden kara" misali tehlikeli oyun oynanıyor.
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
* Sayıştay Başkanı Kamil Mutluer'in, yaş haddinden emekli olacağını, Sayıştay için müthiş bir kulis çalışması başladığını,
* Telekom özelleştirmesi nedeniyle zaman zaman hedef adam haline getirilen Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'ün, yakın çevresine, "Beni yanlış anlıyorlar. Tanısalar, sevecekler, böyle düşünmeyecekler" dediğini,
* Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği yönetiminin, tasarruf tedbirleri çerçevesinde, lüks mercedeslerin bir kısmını satışa çıkarmaya hazırlandığını,
* Makam aracı kullanımına sınırlama getiren düzenlemenin çalışkan bürokratları isyan ettirdiğini, mesai bitiminden sonra toplantı yapan kurmayların, eve dönüş için araç bulmakta zorlandıklarını,
|